Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sa 353 | Mayıs  2008

                   

 

 


‘Türban Çağdaş Bir Örtü Değil’

Belma Akçura/ 11.04.2008/ Milliyet

Başkan Candan 'Türk halkının geleneklerini ve bu geleneğin yarattığı örtünme biçimini de göz önünde bulunduran Danıştay, türbanın çağdaş bir örtü olmadığı görüşünde' dedi.
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Paris Descartes Üniversitesi Hukuk Fakültesi işbirliği ile "Anayasa ve Laiklik" konulu uluslararası bir sempozyum düzenlendi.
Türkiye'de yaşananlar "Cumhuriyet-demokrasi çatışması mı?", yoksa "Laiklik-din çatışması mı?", "Avrupa Birliği, laik bir oluşum mudur?" yönündeki sorulara yanıt aranan sempozyumda laiklik, Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin parti kapatma ve türban kararları doğrultusunda değerlendirildi.
Toplantıda 80 yıllık anayasal laiklik döneminin son 40 yılında, "demokrasi-laiklik" çatışmasında yargının hakemlik görevi üstlendiği, ancak bu hakemliğin sorunu çözme yerine, siyaset-hukuk çatışmasını beraberinde getirdiği belirtildi.
'Dışavurum öne çıkıyor'
Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu (Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi): "Avrupa'da din giderek içselleştirilirken, bizde dışavurum öne çıkmakta. İslami başörtü, bunun tipik örneği. Laikliğin din özgürlüğüne indirgenmesi ise saydamlık ilkesini geleceğe yönelik olarak ortadan kaldırmaktadır.
Öyle olmasaydı, başörtüsü sorunu içinden çıkılamaz bir hale gelmezdi. İkinci nokta da dinsel dışavurum zorlamasına karşılık farklı fikirlere tahammül eksikliğidir."
'Din, devleti denetliyor'
Kamil Ateşoğulları (Hukukçu, eski Milletvekili): "Cumhuriyet döneminin 'modernleşme' uygulamaları 'rakip ideoloji' rolünü oynayamadı. Laiklik yerine 'laikleştirme'yi programladı. Devletin din üzerindeki denetimi yerine, dinin devleti denetlediği bir noktaya gelindi.
Laiklik, hiçkimseyi inancından dolayı dışlamamaktır. Din ve inanç özgürlüğü, ancak tüm dinler karşısında yansızlığı öngören laik bir düzende gerçekleşebilir."
'Bir farziyet yok'
Prof. Dr Şahin Filiz (Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, İslam Felsefesi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi): "İslam dininde 'başörtüsü ya da türban' adına ne dersek diyelim, bunun örtülmesi ile ilgili kesinlikle herhangi bir farziyet yoktur. Türban söylemi, İslam'ın ahlaki ve medeni özünü gölgelediği gibi, artık 'siyaset dininin siyasi bir farzı' haline gelmiştir. Kadın türbanıyla var edilip tanımlanan bir nesne durumuna düşürülmüştür. Türban söyleminin üzerinde tanık olunan şiddetli ısrar ve vurgu ile Yahudi geleneğindeki türbana ilişkin katı söylem arasında yakın benzerlik bulunmaktadır."
'Bir hareketin simgesi'
Turgut Candan (Danıştay 7. Daire Başkanı): "Yapılan araştırmalardan, türban takan bayanların çoğunluğunun, aile ya da çevre baskısı nedeniyle örtünmek zorunda kaldıkları anlaşılıyor.
Laik hukuk devleti, bu tür dinsel ve kimi zaman da siyasal olabilen simgeleri taşımak zorunda olmadıkları inancında olan bireylerin, bu tür baskılardan korunmalarını sağlayıcı önlemleri almak zorundadır.
Türk halkının geleneklerini ve bu geleneğin yarattığı örtünme biçimini de göz önünde bulunduran Danıştay, türbanın çağdaş bir örtü ya da giysi olmadığı görüşündedir. İkincisi; Danıştay, türbanı topluma empoze etmeyi ideoloji haline getiren, dinsel içerikli bir hareketin simgesi olarak değerlendirmektedir."
Anayasa Mahkemesi
Prof. Dr Bihterin Vural Dinçkol (İstanbul Ticaret ve Marmara üniversiteleri Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi): "Anayasa Mahkemesi'nin laikliğe ilişkin bu tanımı, devlete dini hak ve özgürlükler üzerinde denetim yetkisi tanırken, dinin toplumsal görevlerinden sıyrılıp, vicdanlara itilmesi doğrultusundaki amaca paralel bir anlam taşımaktadır.
Mahkeme bu tanıma varırken, kendisini yönlendiren bazı toplumsal tecrübelerden de bahsetmektedir. Dinin bazı kimseler tarafından sömürülmekte ve kötüye kullanılmakta olduğuna ilişkin 'tecrübeleri' kararına dayanak yapar. Bu da Anayasa Mahkemesi'nin karara varırken, ülkenin içinde bulunduğu siyasal ve toplumsal koşulları da göz önüne aldığı anlamına gelmektedir."
Fransa çözdü
Prof. Dr Jean Pierre Machelon (Paris Descartes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı ve Maurice Hauriou Merkezi Müdürü): "Fransa'da İslam'ın yerleşmesiyle birlikte laiklik kavramı başka bir açıdan tartışılmaya başlandı. Üç genç kız lisede başörtüsünü çıkartmayı reddetti.
Danıştay'da bazı koşullar çerçevesinde ve çok göze batmamak kaydıyla dini simgeler içeren işaretler taşınabileceğini söyledi. Bu çok sorun yarattı. Birçok farklı taleple karşı karşıya kalındı.
Laikliğin hastaneler gibi farklı alanlardaki uygulamaları da sorun oldu. Sonuçta 2004'de çıkan bir yasayla dini aidiyet belirten işaret veya elbiseler eğitim alanında yasaklandı."
'Cumhuriyetin felsefesi'
Osman Paksüt (Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili): "Anayasal rejimin ve laikliğin vazgeçilmez olduğu hususunda geniş bir mutabakatın varlığı inkar edilemez. Türkiye Cumhuriyeti doğuştan laiklik fikrine dayanmaktadır. Laiklik Cumhuriyet'in kuruluşunda olmayan, sonradan ortaya atılıp içi doldurulan bir kavram değildir.
Cumhuriyet'i kuran milli iradenin hedef edindiği, sahiplendiği bir kavramdır."

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...