|

Ergenekon’u 2
Tetikçiden İbaret mi Sanmıştınız...
Emre Aköz/ 22.03.2008/ Sabah
Doğu
Perinçek ... İlhan Selçuk ... Kemal Alemdaroğlu ... 'Ergenekon
Operasyonu'na bu ünlü simaların da dahil edilmesine şaşıranlar çok oldu.
Gözaltına alınmak, hatta tutuklanmak bir kişinin suçlu olduğu anlamına
gelmez.
Ancak ünlü ya da saygın bir isme sahip olmak kimseye dokunulmazlık
sağlamaz.
Eğer Ergenekon'un nasıl bir örgüt olduğunu bilirsek... Yukarıda ne demek
istediğim daha iyi anlaşılacaktır.
Hikâyeyi 1945'ten başlatalım...
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Türkiye, Batı bloğunda yer aldı. En büyük
korku Sovyetler Birliği'nin ülkeyi işgal etmesiydi.
ABD'nin yönlendirmesiyle alternatif bir güvenlik yapısı oluşturuldu.
Özel Harp Dairesi ya da Kontrgerilla denilen bu örgütlenme; Meclis'in
bilgisi, Yargı'nın denetimi dışındaydı.
Bu örgüt NATO üyesi tüm Avrupa ülkelerinde kurulmuştu. Mesela
İtalya'daki adı Gladio idi.
Sovyetler dağılınca gizli örgütlerin " amacı, hedefi, mantığı " kalmadı.
Avrupa bunları tasfiye etmeye başladı.
Ama tasfiye bazen kolay olmadı. Çünkü 'yarı-özerk' hale gelmiş; toplum
içinde dal budak salmış olan örgütler direniyor; maddi ve manevi
çıkarlarından vazgeçmek istemiyordu.
Türkiye'de ise köklü bir tasfiye yapılmadı. Eski yapı, yeni şartlara
göre düzenlendi, sadece başıbozuklar tasfiye edildi.
Yeni şartları şöyleydi:
Yükselen Kürt hareketi... Kent nüfusunun ağırlık kazanması... Dünya
ekonomisi ile bütünleşme... Avrupa Birliği süreciyle gelen şeffaflaşma,
demokratikleşme, insan hakları ... Kendini İslami kavramlarla ifade eden
yeni orta sınıfların yönetime talip olması...
İşte ' Ergenekon' denilen gizli örgütlenme, bu şartlar altında
Türkiye'ye yeni bir yön vermek için çalışıyor.
Sert ulusalcı, militarist, demokrasi karşıtı, otoriter bir ideolojiye
sahip olan 'Ergenekon', iki bombacı, üç maceracıdan ibaret değil.
Zirve yönetiminde bazı emekli generaller olduğu tahmin ediliyor. Aşağıya
doğru kadro zenginleşiyor: Akademisyenler, gazeteciler, eski subaylar,
işadamları, dernekvakıf yöneticileri, avukatlar, siyasetçiler, mafya ...
'Ergenekon ideolojisi' normal şartlarda aynı masaya oturup çay içmeyecek
simaları bir araya getiriyor.
Kimi Ergenekon'a para sağlıyor... Kimi fikri katkıda bulunuyor... Kimi
eylem düzenleyip, tetikçilik yapıyor... Kimi dernek ve vakıf kurarak
yeni elemanlar buluyor...
Sanırım artık Giresun Üniversitesi Rektörü, eski binbaşı, Prof. Osman
Metin Öztürk'ün, Ergenekon'dan tutuklanan emekli tuğgeneral
Veli Küçük'e, " Her zaman emrinizdeyim " diyebilmesine şaşırmıyorsunuz.
İşgale ve bölünmeye karşı kurulmuş olan kimi kanun-ötesi, paramiliter
örgütlerin, kontrolden çıkıp devlete hükmetmeye, siyaseti yönlendirmeye
kalkıştığını biliyoruz.
Bu sebeple ben, Ergenekoncuların, Silahlı Kuvvetler'in aklını çelmek
için uğraştığını tahmin ediyorum.
Bir tarafta ordunun siyaset dışı kalmasını isteyen, demokrasiye bağlı
kesim var.
Diğer tarafta ise bu değerlerin tersini benimseyenler... Ergenekon işte
bu ikinci gruba 'oynuyor'.
Ev ödevi: Bu pencereden baktığınızda... Doğu Perinçek'in basın
toplantısında, "Veli Küçük orduda görevliyken bize bilgi sızdırıyordu"
demesini... Ya da eski GK Başkanı, emekli org. Kıvrıkoğlu'nun "Ben Org.
Hilmi Özkök'ün Genelkurmay Başkanı olmasına karşıydım" açıklamasını
nasıl yorumlarsınız?
Not 1: İnşallah 83 yaşındaki İlhan Selçuk'a gözaltında iyi bakılır. Aksi
halde hükümetin üstüne kalır.
Not 2: Darbecilik yaşta değil baştadır. Celal Bayar ölene kadar
İttihatçı olduğunu söylemişti. |