|

Darbeler, Bombalar,
Yalanlar...
Ahmet Altan/ 27.03.2008/ Taraf
Eski Deniz
Kuvvetleri Komutanı'nın, 2004'de hazırlanan "darbeyle" ilgili notları
Nokta dergisinde yayımlandığında, bu notların "gerçek" olmadığı iddia
edilmişti.
Onların gerçek olduğu artık oraya çıktı.
Şimdi emekli olan zamanın generalleri bir "darbe" hazırlığına girmişler.
Suç işlemişler anlayacağınız.
Hem de ciddi bir suç.
Biz, bunu dün yazdık.
Hiç ses yok.
Eğer bu olay bir ülkede böyle sessizce karşılanıyorsa bir sorun var
demektir.
Bu konuda hükümetin, Genelkurmay'ın açıklamalar yapması, hukukun devreye
girmesi gerekir.
"Ne yapalım, onlar da darbe arzulamışlar işte" deyip geçiştirilebilecek
bir durum değil bu.
Çünkü bir "darbe hazırlığı" varsa bunun altyapısını hazırlayacak bir
"illegal" örgüt de olmalı.
O örgüt de şimdi ilmik ilmik çözülmeye başlanan Ergenekon çetesi.
Bu çetenin liderlerinden olduğu söylenen emekli General Veli Küçük'ün
Cumhuriyet Gazetesine atılacak bombayı, daha sonra Danıştay saldırısını
da gerçekleştiren Alparslan Aslan'a bizzat verdiği de olayın sanıkları
tarafından itiraf edildi.
Kullanılan bombalar "ordu" malı.
Bu bombaları Veli Küçük nereden ya da kimden aldı?
O kadar bomba nasıl oldu da ordunun çok sıkı denetimine rağmen
cephaneliklerden dışarı çıkartılabildi?
Ümraniye'de ele geçirilen bombalardan başka daha nerelerde gizli bomba
depoları bulunuyor?
"Sivil iktidarın" devrilmesi için "ekonomik çöküntüyü" bile özlemle
bekledikleri belirlenen insanların yeni hazırlıkları neler?
Bu soruların cevaplarını bulmadan bu ülkenin huzura kavuşma ihtimali pek
gözükmüyor.
Darbenin ve Ergenekon çetesinin asıl hedefinin "sivil siyaset" ve
"demokrasi" olduğunu gözlerden saklamak isteyenler, yaşananları
"laiklerle-AKP" arasındaki bir çatışma gibi gösterebilmek için
kıvranıyorlar.
Susurluk'ta yapılan oyunu bir daha tekrarlayabilmek için uğraşıyorlar.
AKP, ciddi hatalar yapan bir siyasi parti.
Yaptığı hataların bedelini siyaset sahnesinde, yapılacak seçimlerde
öder.
Ama darbecilerin ve Ergenekon'un amacı AKP'yi çok aşan bir amaç, onlar
demokrasiyi yıkmak, Avrupa Birliği üyeliğini engellemek istiyorlar.
Bunun için her şeyi yapabilirler.
Şu anda Türkiye'nin en büyük hedefi, bütün toplumun dengesini bozmaya,
kanlı bir kaos yaratmaya yönelik bu örgütü ve darbecileri ortaya çıkmak
olmalı.
Bu, Türkiye için hayati bir hedef.
Sizi bu hedeften saptırmak isteyecekler.
Eğer gerçekten özgür ve demokrat bir toplumda yaşamak istiyorsanız ve
AKP'nin bunu gerçekleştirebileceğine inanmıyorsanız, AKP'ye karşı siyasi
muhalefetinizi bütün gücünüzle sürdürün ama ülkenin kaderini silahla ve
kanla değiştirmek isteyenlerden gözünüzü ayırmayın.
O hedefi saklamak isteyen, onu önemsiz göstermeye çabalayan herkesten
şüphe duyun.
Şu anda Ergenekon'un çok sıkışmaya başladığı anlaşılıyor.
O kadar sıkıştılar ki, mantığa uyup uymadığına bakmadan her türlü yalana
da sığınmaya uğraşıyorlar.
Son olarak İşçi Partisi'nin merkezindeki CD'lerde bulunan Yargıtay'la
ilgili krokiyi, İşçi Partisi'ne Taraf Gazetesi'nin daha önceden
gönderdiğini iddia ettiler.
Bizim Ankara'daki muhabirimiz o belgeyi 23 Mart'ta ele geçirdi ve
İstanbul'a faksla geçti… O belgenin bizim gazetede yayınlanan kopyasının
üzerindeki telefon numarası, Ankara büromuzun o belgeyi bize geçmek için
kullandığı faksının numarasıdır ve geçtiği tarih de kâğıdın üstünde
yazılıdır.
Polis de zaten Yargıtay'a bu belgelerin gerçek olduğunu resmen
bildirmiş.
O krokileri hazırlayanların söylediği yalanlara kimse inanmaz.
Ama ortalığı karıştırmak ve Ergenekon'un üstünü örtmek isteyenlerin,
"buna inanmış" gibi yaptıklarını görüyoruz.
Özellikle de Mehmet Emin Karamehmet'in gazetelerinde nedense tuhaf bir
gayret var bu konuda.
Karamehmet'le Taraf arasında nasıl bir sorun var, onu şimdilik
bilmiyoruz… Sonra öğreniriz nasıl olsa.
Ama bu yalanı yaymak için bunca çabayı gösterenlere şunu söyleyeyim:
Telefon kayıtları rahatça kontrol ediliyor artık… Siz o belgenin İşçi
Partisi'ne Taraf'tan gittiğini gösteren belgeyi çıkarın, biz bu gazeteyi
o gün kapatıp gidelim… Bunu, bu gazetede çalışan herkes adına
söylüyorum.
Ama sırf Ergenekon'u koruyabilmek için bu alçakça sahtekârlıklarınızı
sürdürürseniz yakanızı da bırakmayız.
Siz bizi pek tanımıyorsunuz anlaşılan… Biz, sizin böyle oyunlar
oynayabileceğiniz türden insanlar değiliz.
Sahtekârlıkları da, sahtekârları da sevmeyiz.
Türkiye'nin demokrat insanları…
Hangi partiden olursanız olun, hangi görüşü desteklerseniz destekleyin
ama tehlikede olanın demokrasi ve özgürlük olduğunu unutmayın.
Ergenekon'u kurtarmak için en akla gelmeyecek isimlerin bile
alçaklaşabileceği kritik bir dönemden geçiyoruz.
Gözünüzü darbecilerden ve Ergenekon'dan ayırmayın.
Söz konusu olan, bu ülkenin geleceğidir. |