|

Abant Diyarbakır’da
Toplanabilecek mi?
Ruşen Çakır/ 14.03.2008/ Vatan
Dün ntvmsnbc
haber sitesinde çıkan "Diyarbakır toplantısına güvenlik engeli" başlıklı
haber Kürt sorunu etrafındaki tartışmalara yeni bir boyut getirdi.
Habere göre Abant Platformu'nun, 28-29 Mart tarihlerinde Diyarbakır'da
düzenlemeyi düşündüğü "Kürt Sorunu: Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak"
başlıklı toplantı güvenlik gerekçesiyle dondurulmuştu. Haber önemliydi
çünkü Abant Platformu, Fethullah Gülen'in onursal başkanlığını yaptığı
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın bir organizasyonu. Diğer bir deyişle,
içinde farklı kesimlerden bağımsız aydınlar bulunmakla birlikte
platformun motor gücü Gülen cemaati. Dolayısıyla Abant'ın Diyarbakır'da
toplanacağı haberi geniş bir ilgi uyandırmış; farklı yorum ve tepkilere
neden olmuştu. (Örneğin son olarak CHP Lideri Baykal "büyük bir senaryo"
dan bahsederken bu toplantıyı da onun bir parçası olarak gösterdi.)
Fethullah Hoca, başından beri Türk milliyetçiliğine yakın bir isim
olarak biliniyor, birçok konuda çıkış yapmasına rağmen Güneydoğu'da
yaşanan olaylara karşı suskun kalması da bu özelliğiyle
ilişkilendiriliyordu. Ancak cemaatin bu politikası son bir-iki yıldır
belirgin bir şekilde değişti.
Artık "Kürt sorunu" denmekten çekinmiyor, yayın organlarında bu sorunun
çözümü tartışmalarına yer veriyorlar. Son Kurban Bayramı'nda cemaate
yakın işadamlarının Güneydoğu'ya akın etmeleri ve bayramı yoksul
ailelerin yanında geçirmeleri özellikle dikkati çekti. Hemen ardından
Diyarbakır bombasında hayatlarını kaybedenlerinin ailelerine yine
cemaate yakın işadamları taziyeye gittiler.
PKK tehdidi
Abant'ın Diyarbakır'da toplanacak olması bu nedenle olağan bir
gelişmeydi, ama yine de şaşırtıcıydı. Çünkü Başbakan Erdoğan'ın yerel
seçimlerde Diyarbakır'ı alma hedefinin altını kalın şekilde çizmesi, bu
şehrin zaten varolan sembolik önemini daha da artırmış, DTP'liler "kalemizi
vermeyiz" diye cevap yetiştirme yarışına girmişlerdi. Bütün bu
tartışmalara paralel olarak PKK ile bir şekilde ilintili yayın
organlarında da AKP hükümetinin bölgeye "dinsel çıkartma" yapmayı
planladığı; bunun için Gülen cemaati ve hatta Hizbullah'tan yararlanmayı
düşündüğü yolunda haber/yorumlar türedi.
Yani PKK'nın bu toplantıyı bir tür "meydan okuma" olarak bakması ve
engellemeye çalışması ihtimal dahilindeydi. Dolayısıyla ntvmsnbc'nin
haberi normaldi. Ancak yaptığım araştırmalar sonucunda, toplantının
geleceğinin belirsizleşmesinde PKK faktörünün tahmin edilebileceği kadar
belirleyici olmadığını anladım. Zaten DTP'den Ahmet Türk ile Aysel
Tuğluk da katılacaklarını teyit etmişlerdi.
AKP kararsız
Ne var ki Tarım Bakanı, Diyarbakır Milletvekili Mehdi Eker'in katılma
kararından vazgeçmiş olduğu haberi işin rengini değiştirdi. Buna bağlı
olarak Başbakan Erdoğan'ın hiçbir bakan ve milletvekilinin bu toplantıya
katılmama talimatı verdiği söylentileri dolaşmaya başladı. Birkaç
kaynaktan bu iddiayı araştırdım; açıkça doğrulayan çıkmadı ancak davetli
olan AKP milletvekillerinin durumu dün akşam saatleri itibariyle net
değildi.
Anladığım kadarıyla AKP bu toplantı konusunda tereddütlü. Gülen
cemaatiyle şu günlerde özdeş gözükmek istemiyor olabilirler. Ama esas
olarak toplantının içeriği ve diğer katılımcılardan bazılarının
kimliklerinden tedirgin olduklarını düşünüyorum.
Görüştüğüm Abant Platformu yöneticileri, haberleri abartılı bulup
toplantının planlandığı gibi yapılacağını söylediler. Ancak Platform'un
bazı üyeleri farklı kaygılarla "yapmasak daha iyi olur" diye
düşünüyorlar.
Şurası kesin: İktidar partisinin temsil edilmediği böylesi bir toplantı
havada kalır. Dolayısıyla Abant'ın kaderini Başbakan Erdoğan
belirleyecek. Belki çoktan belirlemiştir de. |