C.1 Siyaset, devlet yönetimiyle ilgili
bir sanattır. Bu sanatın bilimini yapan alan ise siyaset bilimini
ilgilendirir.
İslâm yalnızca ibadetlerle ilgili bir din değildir. İbadetler kümesi,
İslâm'ın beş şartından yalnızca bir kümeye mahsustur. Bunun dışında
akide ile ilgili inanç kümesine amentü diyoruz. Hukuk işleri ile ilgili
alana muamelat deniliyor. Ukubat ile ilgili hükümler ceza hukukunu
ilgilendirir. Sonuncusu ve beşinci kümede ise ahlâk ile ilgili hükümler
bulunur.
Görüldüğü gibi İslâm'ın bütün hükümleri bu dünyayı ilgilendirmektedir.
Öbür dünyada bu hükümlere zaten ihtiyaç bulunmamaktadır. Öte dünya iman
ve muamele yeri değil, hesap yeridir.
İslâm'ın siyaset ile ilişkisi ancak İslâm devletinin varbulunması ile
kaim bir durumdur. Onun hükümleri kendi devleti bağlamında anlam taşır.
İslâm'ın devleti yoksa onun öngördüğü siyaseti uygulayacak merci de yok
demek olur.
C.2 İslâm'ın apriori bir siyaset modeli
yoktur. Onun siyasetle, yönetim biçimi ile ilgili ilkeleri vardır.
Bugünün müslümanı nasıl kendini geçmişin uygulaması ile bağımlı
görmüyorsa (Asr-ı Saadet dönemi müstesna), bugünden öngörülebilecek
herhangi bir modelle geleceği bağlı kılmak da o ölçüde abes olur.
İslâm'ın siyasetinin ve yönetim biçiminin belirli ilkeler dâhilinde
uygulanmasını reel ve aktüel ihtiyaçlar belirler.
C.3 Yukardan beri söylediklerimizden
anlaşılmış olacağı gibi, İslâm ne Batı tarzı "religion" kavramıyla, ne
de seküler telâkki tarzı ile temas halindedir. Bu kavramlar Batı
dünyasının Roma hukuku, Grek düşüncesi ve Hıristiyanlık anlayışının
hâsılası olarak meydana gelmiştir. İslâm, uygulandığı mekânda ancak
kendi ilahi referansıyla var olabilir. Olmazsa da, bu, İslâm'ı değil,
ona bağlı olduğunu ileri süren Müslümanları ilgilendirir. İslâm din'dir,
religion değil; onun menşei ilahîdir, dünyevi değil…
C.4 BOP ve Ilımlı İslam projesi
kelimeleri ile ifade edilen hususlar İslâm'la değil, fakat bu günün
yürürlükteki siyaseti ile ilgilidir. Bu konuların İslâm'la temas noktası
yoktur. Çünkü ortada İslâm devleti yoktur. Ilımlı İslâm diye anılan şey
her ne ise, Müslümanların dışında icat edilmiş, fakat onlara yamanmak
istenen bir görüştür.
Ancak bu meselenin diğer veçhesini gözden kaçırmamak lazımdır. Bu
kavramlar, bir yandan da Türkiye'nin reel politikasında Amerikan
karşıtlarınca müslümanlar aleyhinde kullanılmak üzere siyaset piyasasına
sürülmek istenmektedir. Bu noktada biz, onlarla da işbirliğini
reddediyoruz. Müslümanlar, ancak kendi inisiyatifleriyle kurulmuş olan
bir siyasetin yürütücüsü olabilir; başkasının manipülasyonu ve
enstrümanı olarak kullanılmayı reddeder. Bahsi geçen "projeler"in
günümüz Türkiyesi için geçerli, yerinde ve uygun olup olmadığı konusunun
irdelenmesi ayrı bir bahistir.