|

‘Derin
Devlet Budur’ Dedirten Analiz
Mahmut
Karaköseli/www.stratejikboyut.com
http://www.stratejikboyut.com/news_detail.php?id=2027
Derin devlet nedir? Türk derin devleti ne kadar millidir? Türkiye'de
derin çarklar kimler için, nasıl dönmektedir? ANALİZ
Stratejikboyut Özel
'DERİN DEVLET'İN DERİNLİKLERİNE SEYAHAT
Yazım biraz uzunca. Umarım "derin"liğin hatırına mazur görülür.
Bir derin devlet lakırdısı sürüp gider memleketimde. Herkesin dilindedir
lakin, kimse ne olduğunu bilmez. Kimi çeteler der. Kimi emniyet içinde
arar. Kimi askerin kendisi der. MİT içinde yuvalandığını düşünenler
olur. Büyük sermayedarların bu işlerin arakasında olduğunu düşünenler
çıkar. Hâsılı kimsenin derin devlet tarifi bir diğerine uymaz.
Türkiye'de derin-sığ ayrımı yapabilmek için ülkenin tarihini ve yaşadığı
serüvenleri iyi bilmek gerekir. Güncel hadiselerin yorumlanmasıyla derin
devlet anlaşılamaz. Batı'nın hâkimiyet araçlarını, İngiliz
entrikalarını, ABD düzenbazlıklarını bilmeden Türkiye'de derin devletin
"D" sini bile çözemezsiniz.
Aslında her devletin biraz derin tarafları vardır. Demokratik ülkelerde
demokrasinin araçları kullanılarak yönlendirme yapılır. Eski Demirperde
ülkelerinde sistemi komünist parti yönlendirirdi. Otokratik ve oligarşik
yapılarda derin devlet sisteme hükmeden kişi veya gurubun
konumlandırdığı yerdedir. Köklü, gelişmiş, devlet geleneği olan
ülkelerde derin devlet millidir. Ülke menfaatleri doğrultusunda devreye
girer; yanlış giden şeyler olduğunda görünmez bir elle o yanlışı
düzeltmeye çalışır. Öncelikli amacı devletin bekasını ve milletin
menfaatlerini korumaktır. Meşru araçları kullanarak sisteme müdahil
olur. Eğer meşru kanallarla çözüm üretemedi ise başka yolları dener. Bu
ülkelerde, derin devlet operasyonlarını profesyonelce, kimseyi tedirgin
etmeden yapmaya çalışır.
3. Dünya ülkelerdeki derin yapılar genellikle gayrı millidir; eski
sömürgecinin kontrolünde ve onun menfaatlerini korumak üzere
yapılandırılmıştır. Diktatörlerin hâkimiyetindeki ülkelerde halkın
rağmına hem diktatör, hem de batı o derin yapıyı kullanır. Batılı
(eski!) sömürgeciler 3. dünya ülkelerindeki derin yapılardan ellerini
çekmezler. Zira gerektiğinde diktatörü devirmek için de o yapı
kullanılacaktır. Mısır, Libya, Irak vb. otoriter Arap ülkelerinde, pek
çok Afrika ve Asya ülkesinde Batı sisteme müdahale kanallarını hep açık
tutar. 3. dünya ülkelerinde derin yapıların asıl amacı Batının veya
hâkim gücün o ülke üzerindeki kontrolünü devam ettirmektir. Ülkenin Batı
güdümünden çıkma ihtimali belirdiğinde derin yapılar araçlarını devreye
sokar ve hedef ülkeyi istediği kulvarda tutar. (1992'den sonra
Cezayir'de Fransa'nın devreye girmesi). 21. yüzyılda bile Batı, derin
yapılar ve elde edilmiş elitler vasıtasıyla sömürgeci tutumunu
sürdürmektedir.
Hemen bütün ülkelerde derin yapılar orduya, silahlı güçlere ve onlarla
organik bağ içinde olan paramiliter güçlere dayanır. Ülkenin
gelişmişliği, vatandaşın kültür seviyesi arttıkça derin yapıların
kullandığı araçlar rafine hale gelir, görünmezleşir; operasyonlar
perdeli yapılır. Bütün ülkelerde derin yapılar milliyetçi-ulusalcı
söyleme sahip, motive edilmiş figüranlar kullanırlar. Bu nedenle
örgütlenen paramiliter guruplara ikna edici, heyecan uyarıcı gerekçeler
bulunur; yüce bir ülkü için mücadele ettiklerine inandırılır. Kendileri
bu işleri yapmadığında memleketin bir felakete sürükleneceğine
şartlandırılır. Oysa birbiri ile vuruşturulan karşıt guruplar çoğu zaman
aynı derin odağın uçlarıdır. (1980 öncesinin sağ-sol çatışmasına benzer
bu günlerde Türk- Kürt çatışmasına yatırım yapılmaktadır)
Türkiye bir 3. dünya ülkesi değildir. Türk milleti köklü bir devlet
geleneği olan, tarihin en eski milletlerindendir. Peki, bizdeki derin
devlet nerede duruyor? Ne kadar millidir? Türkiye'de derin çarklar
kimler için, nasıl dönmektedir?
Türkiye'deki Derin devlet biraz tasnif dışıdır. Güçlü bir devlet
geleneğimizin olduğu doğrudur. Ancak eğitim, gelir ve kültür seviyemiz
yeterince yüksek değildir. Türkler zor bir millettir. Tarihte Batı'nın
kurduğu pek çok mengeneden ve tuzaktan bir şekilde kurtulabilmiştir. Bu
nedenle Türkiye'ye özel bir derin devlet tasarımı vardır. Öncelikle
Türkiye'deki derin devlet asla milli değildir. Bütünüyle batı
güdümündedir. Hatta bizdeki derin devletin en büyük hasmı, uyutulması,
yönlendirilmesi gereken muhatabı bizzat Türk milletidir. Türk halkını
yabancı güçlerin operasyonlarına karşı koruma gibi bir endişesi hiç
olmamıştır. Bilakis devleti milletten koruma kaygısı vardır. Türkiye'de
derin operasyonlar batıya veya başka harici bir güce karşı değil, bizzat
millete karşı ve millete rağmen yapılır.
Türkiye'de şu anda iş başında olan derin devletin temelleri 1800'lü
yılların başında atılmış; profesyonel, uzun vadeli hedefleri olan bir
derin çekirdek oluşturulmuştur. Bu derin yapı özel eğitimli mühtedi!
ecnebilerden oluşmaktaydı. İhtidaya önem veren ve köken, kan, ırk
saplantısı olmayan Osmanlı Devleti ihtida ettiği ileriye sürülen bu
kesimlere şüpheyle yaklaşmamış, hak ettiklerinin ötesinde payeler
vermiştir. Orduya ve Saraya yönelen mühtediler! üst düzey komutanlıklar
alarak, Saraya damat olarak sistemin kalbine yerleşmişlerdir. Saray
bürokrasisine ve orduya sızan bu dönmeler, Batı (İngiliz) desteğiyle
ordu içinde örgütlenmişlerdir. Bir taraftan azınlıkları organize ederek
baskı kuran batılılar diğer yandan, özellikle Ordu içinde örgütledikleri
muhalif kesimlerle Osmanlı Devletini içeriden kemirmeye, zayıflatmaya
başlamışlardır. 1800'lü yılların başında temelleri atılan "derin
çekirdek" 1900'lü yılların başında; Ordunun, Sarayın, Hariciyenin ve
devlet bürokrasisinin içinde güçlü ve gizli bir yapı haline gelmiştir.
2. Meşrutiyeti ilan ederek 2. Abdülhamit'i deviren ve kısa sürede
devleti dağıtan İttihat ve Terakki Cemiyeti içinde bu kripto ecnebiler
çok etkindi.
Milletin ensesinde boza pişiren; her türlü provokasyonu, karanlık
operasyonu meşru gören; memleketi geren, her çetenin altından çıkan
derin devletimizin geçmişi, kökeni buralara dayanmaktadır. Kendilerine
Beyaz Türk diyerek asıl Türkleri tahkir eden, kafalarındaki kast
sisteminde Anadolu insanını en alt tabakaya koyan, sivil hayatın içine
konuşlanmış gürültücü kesimde bu ekibin uzantılarıdır. (Mahmut Çetin'in
"Boğazdaki Aşiret" kitabı mühtediler konusunda aydınlanmanıza yardımcı
olacaktır.)
1800'lü yıllarda iş başı yapan ve 2. Meşrutiyet'ten sonra Osmanlı
Devletini peşkeş çeken bu ekip kısa sürede bütün Kara Türkleri tasfiye
ederek Türkiye'nin sinirlerine hâkim olmuştur. Balkan Harpleri ve
mübadele sonrası göçlerde Müslüman Türk vaziyetinde pek çok mühtedi
Anadolu'ya sokulmuş, ülkenin muhtelif yerlerinde iskan edilmişlerdir.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı haline gelen bu insanların çocukları
devletin en önemli noktalarına yerleştirilmiş, sayısal yetersizlik bu
şekilde çözülmüştür.
Tek Parti Dönemi boyunca özellikle, Atatürk'ün vefatından 1950'lere
kadar bu ekibin ülke üzerinde mutlak hâkimiyeti vardır. Bu dönemde derin
ve sığ ayrımı yapmak anlamsızdır, zira devlet bütünüyle derindir. Sığ
olan sadece millettir, vatandaştır. İktidar mücadelesi derin aileler
arasında (Karakaşi, Yakubi, Kapani) cereyan etmektedir. Anadolu insanı
kulvar dışındadır, denklemde yoktur.
Devlet içindeki derin-sığ ayrımı çok partili hayata geçildikten
belirginleşmiştir. Seçilmiş hükümetler işin sığ tarafında kalmış,
İttihatçı zihniyetin devamı örgütlü kesimler derin cenahı oluşturmuştur.
Milli iradenin derinlerin rağmına işlediği dönemlerde, derin yapılar
türlü araçları kullanarak dengelerle oynamaya, hadiselere müdahale
etmeye başlamıştır. Bütün ihtilaller, muhtıralar, müdahaleler ve bunlara
gerekçe oluşturmak, şartları olgunlaştırmak için kurulan senaryolar hep
bu derin odakların icraatlarıdır. 60 yıllık demokrasi geçmişimize rağmen
Türkiye'deki derin yapılar hala gayrı millidir, güçlüdür ve olaylara
müdahildir.
Tek Parti Dönemince devlete deriniyle-sığıyla mutlak hâkim olan odaklar
Demokrat Parti'den sonra yeni mücadele yöntemleri geliştirmişlerdir. Bu
gün izlediğimiz bel altı vurmalar, sureti haktan görünerek provoke
etmeler, sivil görünümlü bindirme kıtalar, medyatik karalamalar vb.
demokratik ortamlara göre geliştirilmiş yöntemlerdir. Dün devletin bütün
aygıtlarını kontrol edebilen derin yapılar bu gün stratejik noktalarda
temerküz etmişlerdir. DP iktidarından, Özal'ın açılımlarından sonra bu
yapılar mevzilerini koruma gayretiyle her türlü hukuksuzluğu,
usulsüzlüğü kullanır hale gelmiştir. Demokrasi dışı senaryolarla, ayak
oyunlarıyla, karanlık ve karmaşık ilişkilerle güç kaybını durdurmaya
çabalamaktadırlar. Derin yapılar medyayı kullanarak, çeteleri pazara
sürerek, yargıyı etkileyerek, Emniyet ve Ordu gibi silahlı güçler içinde
yuvalanarak etkinliklerini sürdürmektedirler. Veli Küçük, Muzaffer Tekin
gibi adamlar bu işin sadece bize yansıyan tarafı, buzdağının görünen
kısmıdır.
Bizdeki derin devlet milli değildir ancak sofistikedir. Binlerce yıllık
geçmişi olan, 10'larca büyük devlet kurmuş, batılıların korkulu rüyası
olmuş bir milleti uyutabilecek, yönlendirebilecek ve kontrol edebilecek
şekilde özenle kurulmuştur. Gayrı millidir ama milli tonları, milliyetçi
malzemeleri ustalıkla, hatta hamasetle kullanır. Türkçülüğün
teorisyenlerini bile bu yapı yetiştirmiştir.
Türkiye'deki derin devletin tasarımı, inşası İngilizlere aittir.
1950'lerden sonra "American siding" kaplama yapılmıştır. Hudson
raporunda bir kez daha açığa çıktığı üzere, iddiaların aksine Türk derin
devleti kesinlikle anti Amerikan değildir. Ülkenin ABD güdümünden
çıkamaması için anti-AB olabilir; ancak, anti-Amerikan ve anti-İsrail
olduğu yavan bir hikâyeden ibarettir.
İngiltere üzerinden 50 yıl geçen bütün arşivleri açmasına rağmen,
Türkiye ile ilgili gizli operasyonları, belgeleri bir türlü
açmamaktadır. Zira 1800'lü yılların başında kurulan derin yapı ülke
üzerinde hala etkilidir. Hala bütün operasyonların arkasında onlar
vardır. Millete ve demokrasiye kurulan bütün tuzaklar bunların
kurgusudur ve bu yapı üzerinde bu gün ABD'nin mutlak hakimiyeti vardır.
Bizdeki derin devletin gayrı milli olduğunu nereden bileceğiz?
Milli derin devlet bütünleştiricidir, entegre edicidir. Bizde ise derin
devlet denilen aygıt milletten, milli değerlerden kopuk olduğu için
vatandaşı ayrıştırarak daha yönetilebilir kılmaya çalışmaktadırlar. 1980
öncesinde birbirine silah çeken karşıt gurupların arkasında aynı derin
yapıların olduğu artık bilinmektedir. Hizbullah denilen vahşet örgütünün
kurulmasında, PKK terör örgütünün kurulmasında ve gelişmesinde Batı
kadar bizdeki derin devletin etkisi vardır. Bu hakikatin ifade edilmesi
hem Kürtçüleri, hem de ulusalcıları rahatsız etmektedir. Bu gün bile PKK
üzerinde devletin derin birimlerinin tasarrufu sürmektedir. Sağ-Sol,
Alevi-Sünni, Türk-Kürt bütün ayrışmalarda derin yapıların katkısı
vardır.
Bizdeki derin devlet vatandaşa komplolar kurar, senaryolar hazırlar.
Harici güçler, yabancı istihbaratlar ülkemizde ve güneydoğuda cirit
atar. Bizim derin devlet onlarla mücadele etmek yerine vatandaşa yönelik
kurguların, senaryoların içine girer. Bu derin yapılar devletin
organları üzerinde o kadar etkilidirler ki; üzerinden 1 saat geçmeden
Danıştay baskını ile ilgili Cumhurbaşkanına, Anayasa Mahkemesi
Başkanına, muhalefet liderlerine olayın aslı ile hiç alakası olmayan,
tebeyyün etmemiş konularda, ortamı gerici, kendi senaryolarına katkı
sağlayıcı açıklamalar yaptırabilmişlerdir.
Bizdeki derin devlet milletin milli duygularını, tansiyonu yükseltmede,
kamplaştırmada, gerginliklerde kullanır. Milli duyguları ülkenin
birliğine katkı sağlayacak şekilde kullandığı vaki değildir. Millilik,
ulusalcılık edebiyatı yapılır; ancak en stratejik sektörlerimizin, silah
sanayimizin ve savunma sanayinin yazılımlarının millileşmesi için bir
şey yapılmaz. Savunma teknolojimizin bütünüyle İsrail'e ve ABD'ye
endeksli olmasına bir ses çıkarılmaz. Savaş makinelerimizin (tank, uçak,
füze vs) elektronik beyinlerinin İsrail'e bağımlı olması, bu beyleri hiç
rahatsız etmez. Muz Cumhuriyetlerinde bile var olan savunma
teknolojileriyle kendimizi avuturuz. ("İsrail Türkiye'ye saldırırsa ne
olur?" Başlıklı eski yazımıza bakabilirsiniz)
Bizdeki derin devlet Türkün mukaddesatına yabancı, hatta düşmandır.
Kutlu Doğumu, Kur'an öğretilmesini, geleneksel kıyafetlerimiz içindeki
çocukların halk oyunlarını tehdit görür. İmam hatipten rahatsız olur.
Ancak, uyuşturucunun ilkokula inmesi, alkol ve sigara kullanımının
yaygınlaşması, geleceğimizi tehdit eden aile yapımızın çözülmesi
dertleri değildir. Gündemlerinde toplumun ruh ve beden sağlığı,
gençliğimizin geleceği yoktur.
Ulusal bağımsızlıktan anladıkları ülkenin kendi kontrollerinde,
tekellerinde olmasıdır. Sermayenin öz be-öz Türk evladı Anadolu insanına
yayılmasından rahatsız olurlar. Ancak memleketi öteden beri sömüren
birkaç karteli her şeye rağmen desteklerler. Yani bizde derin yapılar
milletin ve devletin kabuğunu çatlatmasından, güçlenmesinden, yeni
ufuklara açılmasından rahatsızdır. Milli gelirin artması, ticaret
hacminin büyümesi, enflasyonun düşmesi bu odakları rahatsız eder. Fazla
gelişirse, ülkenin ellerinden kayacağından endişe ederler. Milleti
rüştünü ispat edememiş, güdülmesi gereken bir sabi görürler. Milletin
dinine, kültürüne, tarihine saygı duymadıkları gibi, milli iradeyi de
dikkate almazlar. Milli irade bunların isteğinin dışında cereyan ederse,
hem hükümetleri hem milleti tedip ederler. Hemen mühendislik
çalışmalarına başlarlar. Öncelikli görevleri devleti milletten
korumaktır.
Türk Milletinin üzerine çökmüş bu karabasan giderek çözülmekte ve
zayıflamaktadır. Eski numaralarını tekrar eder hale gelmiştir. Planları
bozulmakta, figüranları sürekli açığa düşmektedir. Milletin rağmına
sürdürülen derin yolculuk sona yaklaşmıştır. Millet artık egemenliğine,
iradesine sahip çıkmaktadır. Üstelik bunların büyük patronlarının
geleceği de karanlıktır.
Belki pek çok kimse yazdıklarıma "hikaye" diyecekler. Can sıkıcı ve
hazmı zor bir hikaye ama, bu bizim hikayemiz…. Ülkenin pek çok
meselesini (Ermeni Sorunu, PKK, İrtica vs) bu hikâyenin prizmasından
geçirmeden anlamak imkânsızdır. |