|

İslam’da Tecdit
Ege Cansen/08.12.2007/Hürriyet
SADECE iki
örnekle meseleyi vazedeyim. Kuran'da faiz yasaktır. Ama "rehberimiz
Kuran" diyenlerin hükümeti, yüksek faizci bir iktisat politikası
izlemektedir.
Kuran'da Hıristiyan ve Musevilerle dost olmayın denmektedir. Ama rehberi
Kuran olanların hükümeti, bir "Hıristiyan Milletler Camiası" olan Avrupa
Birliği'ne girmek için çırpınmaktadır. Çünkü hayatın katı gerçekleri
bunları dayatmaktadır. Bu durumda AKP'nin akıl hocası İslam uleması ne
yapacaktır? Herhalde yapılan bir takıyyedir demeyecektir. Bana göre
ulema, içine düştüğü çelişkiden bunalımlar geçirecek, başı dönecek,
gözleri bulanacak inkárın kapısına kadar gidip, tövbe diyerek geri
gelecektir. Ama yılmayacak, ceht ve gayret gösterecektir. Sonunda da
iláhi emirlerle dünyevi çözümlerin nasıl bağdaştığını gösteren içtihatı
yazıp, altına imzasını atacaktır. İşte bu, gerçek bir cihat olacaktır.
* * *
İslam'da reform olmaz; ama tecdit (yenilenme) olur denir. Reform
Hıristiyanlıktaki tecdidi, yani Rönesans'la birlikte gelen Reform'u
çağrıştırdığı için Müslümanlar bunu kabullenemez. Aslında kelimelerin
mutlak bir anlamı yoktur. Hangi anlamda kullanılmışsa, manası odur. Ama
sembolik değeri vardır. O yüzden sözcük seçiminde dikkatli olmak
gerekir. Tecdit, yani yenilenme İslam'da mutlaka yeni içtihat (yorum)
isteyecektir. İçtihat kapılarının açık olup olmadığı eski bir davadır.
Davanın eski olması, Müslümanların İslam'da tecdidi tartışmalarını
engelleyemez. Sadece işin ne kadar zor olduğunu anlatır. İslámi
meseleleri, dinin içinden değil, dışında kalarak izliyorum. Son yıllarda
İslam'da gözlemlediğim çok önemli bir değişikliği ilk defa bugün burada
sizlerle paylaşmak istiyorum.
* * *
İslam, kendi söylemiyle, diğer dinlerden ve özellikle Hıristiyanlıktan
farklı olarak "Peygamber" değil "Hak" (Tanrı) dinidir. Bu yüzden de adı,
Musa'dan türetilen Musevilik, İsa/Hıristo'dan türetilen
İsevilik/Hıristiyanlık gibi, Hz. Muhammed'den Muhammedilik değildir.
Gerçi Muhammedi sözcüğü yabancılar tarafından çokça kullanılmıştır. Ama
İslam, kendini böyle adlandırmaz. Uzun yılar boyunca okuduğum İslami
yazılarda kalkış noktası daima "Kuran"dı. Hadis, Sünnet ve İcma ikinci
derece başvuru kaynakları kabul edildi. İslami düzenle ilgili her soruya
Kuran'dan bir veya birkaç ayet zikrederek cevap verildi. Son yıllarda ve
aylarda bu yöntemin hızla değiştiğini görüyorum. Yeni yöntemde İslam,
Hz. Muhammed'in söz ve hatta davranışlarından örnekler verilerek
anlatılıyor. Kuran ayetleri, yazıların sonunda zikrediliyor. Bu
değişiklik bana Hıristiyanların, İsa Peygamber odaklı olarak dini anlama
ve anlatma yöntemini hatırlattı.
Sıkça rastlamaya başladığım "çok acılar çekmiş sevgili Peygamberimiz"
yaklaşımına benim bir itirazım yok. Ben de Kuran ayetlerinin,
bağlamından kopuk ve yorumsuz anlatılmasını yanlış buluyorum. İslam, bu
yüzden hayattan koptu sanıyorum. Bu yeni yöntemin İslam'ı "ılımlı" hale
getirmesi ve köktenciliğin yayılmasına engel olması bekleniyor
sanıyorum. Belki de bu projenin Batı tarafından desteklenmesinin sebebi
budur.
Son Söz: İnanmayan, inandırıcı olamaz. |