|

Ülker
Geyiği
Nuray Mert/27.12.2007/Radikal
Kurban
Bayramı, Ülker bayramına dönüştü. Ülker firması, ünlü çikolata markası
Godiva'yı satın almış, şirket bunu ülkeye 'bayram hediyesi' olarak
müjdeledi, gazetelerde kutlama yazısından geçilmiyor. Güle güle
kullansınlar da, ben şu 'bayram hediyesi' mesajına takıldım. Kime, ne
hediyesi? Yabancı şirketler Türkiye'de alım yapınca, 'Bırakın
milliyetçiliği, sermayenin artık milleti yok' edebiyatı, Türk firması
yabancı marka alınca 'milli bayram', 'millete hediye'. Önce liberaller
şu çelişkiyi bir açıklasınlar. Ayrıca Ülker firması, ülkesine hediye
yapmak istiyorsa, işçilerinin ücretine zam yapsın, sendikal haklarını
tanısın.
Sonra gelelim, şu muhafazakâr sermaye meselesine. Referans gazetesinde
(25 Aralık) Eyüp Can, 'Murat Ülker'in geyik avı' başlıklı yazısında,
'Dürüst olalım, Ülker grubu düne kadar likörlü çikolata üretmeyi
düşünmezdi' demiş.
Madem 'dürüst' olacağız, bu işler nasıl oluyor konusunu biraz
kurcalayalım. Neden düne kadar 'likörlü çikolata' üretmeyi
düşünmezlermiş, neden bugün likörlü, konyaklı, şampanyalı çikolata
üreten firmayı almakta ve faaliyetlerine devam etmekte tereddüt
göstermiyorlarmış?
Ekonominin gerçekleri mi? Peki öyleyse düne kadar likörlü çikolata
üretmeme gerekçeleri, ekonomik rasyonalite miydi, yani Türkiye'de
likörlü çikolata piyasası küçük olduğu için mi üretmiyorlarmış, yoksa
muhafazakâr değerleri ile çeliştiği için mi? Tabii ki ikincisi.
Peki bu nasıl bir muhafazakârlık. Ben hemen söyleyeyim, neo-liberal
muhafazakârlık veya o bile değil, Suudi Arabistan'da şeriat kurallarına
riayet eden Suudların, ülkeleri dışında, kendilerini hiçbir dini kuralla
bağlı saymaması gibi bir muhafazakârlık. Yok öyle değil, 'değişim'
diyorsak, o zaman şu soruya cevap bulmaya çalışalım. Bu ülkenin
muhafazakârları, kendi ülkelerinin gerçekleri söz konusu olunca bunca
direnirken, küresel ekonominin gerçekleri ile karşılaştıklarında neden
bu kadar munis davranırlar?
Madem 'dürüst' olacağız devam edelim. Bu ülkede, muhafazakârlar bunca
zaman, laik, Batılılaşmış kesime 'Vay siz geleneksel veya dini
değerlerimize yabancılaştınız, biz size ayak uydurmak istemiyoruz, böyle
bir hakkımız yok mu?' diyerek bugünlere gelmediler mi? Benim gibi birçok
insan, 'Böyle bir hakları yok mu?' diye o itirazların sahiplerine arka
çıkmadık mı? Şimdi, onca zaman karşı çıktıkları 'değerlerine
yabancılaşmış' insanlar, 'Madem hayatın gerçeklerine bu kadar kolay ikna
oluyordunuz, bizden ne istediniz?' demez mi? 'Bizim likörlü çikolatamızı
neden parmağınıza sardınız?' diye sormaz mı? Şimdi de, bize düşen bu
sorunun haklı bir soru olduğunu itiraf etmek değil midir?
Dürüst olalım, bu ülkede, muhafazakâr kesimin Kemalizm eleştirisi, bunca
zaman, Kemalizm'in otoriter karakterinden ziyade, Atatürk'ün 'rakı'
masası üzerinden gitmedi mi? Cumhuriyet projesi çerçevesinde olunca
'dayatma' olan, küresel ekonominin gerekleri olunca 'dayatma' olmuyor
mu? Küresel ekonomi dayatınca, güle oynaya boyun eğilen 'gerçekler'e
bunca efelenmek neyin nesiydi? Yoksa, bunun, mesela 'darülharp fıkhı'
çerçevesinde kılıfı hazır mıdır?
Türkiye'de muhafazakârlığın geçirdiği dönüşüm, sadece 'ekonomik
gerçekler'le açıklanabilecek bir şey değildir. Olayın çıkış noktası
likörlü çikolata olduğu için, hemen hatırlatayım. Muhafazakâr çevrelerin
pek sevdiği, Milli Mücadele döneminin 'muhafazakâr-muhalif' milletvekili
Ali Şükrü Bey, zamanında (17 Mayıs 1920) Meclis'e Men-i Müskirat Kanunu
(İçki Yasağı Kanunu) teklif ettikten sonra yapılan tartışmalar da da,
ekonomik gerekçeler söz konusu olmuştu. Ali Şükrü Bey, bu gerekçelere
karşı direnen müzakere konuşmaları ile ünlüdür.
Son olarak, yine Eyüp Can'ın Ülker kutlama yazısına geri döneyim.
Yazının başlığında da kullandığı 'geyik avı' konusu, kutlanan değişimi
sempatik yapmak bir yana daha da sorgulanır hale getiriyor. Efendim,
Murat Ülker 'bir gün Tophane'de nargile içer, bir başka gün Avrupa'da
geyik avına çıkarmış, şaşırmayalım'mış. Yok, şaşırmadım. Ama geyik avı
da neyin nesi? Neyi kanıtlıyor? Modernliği veya daha doğrusu
postmodernliği mi? İyi, sempatik bir şeyi mi? Zevk için zavallı
hayvanları öldürmekten ibaret bir 'spor', muhafazakârlık bir yana,
insani açıdan, bana hep sorunlu gelmiştir. Yine dürüst olmak gerekirse,
ben bu nargile-geyik avı, dün likörlü çikolata karşıtı-bugün şampanyalı
çikolata firması sahipliği sentezinden hiç hazzetmiyorum. Hazzedenler,
sorunlu görmeyenler kutlamalara devam edebilirler.
Ayrıca, yine tekrar edeyim söylediklerim şahıslara, markalara ilişkin
şeyler değil, onlar üzerinden bazı şeyleri tartışıyoruz. Yoksa, ben de
iyi bir Ülker tüketicisiyim, eminim ulaştıkları 'ekonomik büyüklüğe'
benim de naçizane bir katkım olmuştur. |