|

Sadece
AKP'liler Değil Bütün Dünya Köylü!*
Fatma K.
Barbarosoğlu
Bu başlığı atmama sebep Ahmet Hakan'ın Fazıl Say'ı
anlamak vesilesi ile yazdığı satırlar. Her köşe yazısı üzerinden bir
köşe yazısı yazmak gibi anlayışım olmadığını takip edenler bilir. Ahmet
Hakan'ın yazısını merkeze alma sebebim bu düşüncenin sadece Ahmet Hakan
tarafından dile getirilmediği, köylülük eleştirisi üzerinden tavır
almanın varoluşsal bir kaygıya dönüşmesi ile alakalı. Yedi kuşak
İstanbullu olduğu ile övünenler de henüz köyden yeni gelmişler de
anasının babasının doğduğu köyü hiç görmemiş ama yaşadığı şehrin
merkezine hiç yolunu düşürmemişler de velhasıl herkes burun kıvırdığı
küçümsediği "ötekini" köylülük yaftasıyla yaftalıyor.
Köylülük kavramlaştırmasının yanlış yapıldığını düşünüyorum. Daha
doğrusu iki farklı durumun köylülük çatısı altında toplanmasının yanlış
olduğunu düşünüyorum. Birincisi köylüce bir davranış olarak
nitelendirilip aşağılanan pek çok davranış doğrudan görgüsüzlük ile
alakalı. Köylülerin görgüsüz olduğunu ancak hayatında hiç köy
görmemişler bir de köy kökenli oluşundan utananlar dile getirebilir.
Köylerde de şehirlilerin asla tahmin edemeyeceği bir hiyerarşi ve asalet
anlayışı vardı(r). Görgüsüzler en çok köylerde dışlanır. Soy sop asalet
anlayışı tıpkı şehirlerdeki büyük aileler gibi köylerin kadim
sülalelerinde de itina ile korunur(du).
Seküler çevreler, İslami çevrelerin hayat tarzını aşağılayıcı bir üslup
üzerinden eleştiri konusu yaparken; bazı eleştirilerin haklılık payı,
İslami kesimde köylülük üzerinden kabul ediliyor. "Dinime küfretmesin
köylülük üzerinden anlaşalım" tavrı. Şimdilerde "köylülük" dediğimiz
şeyi yirmi yıl önce kıro, hanzo tabirleriyle imliyorduk. Güneydoğu
sorununa duyarlı davranmak adına bu tabirlerden vazgeçilerek "bölgesel
aşağılama", konumsal aşağılamaya dönüştü. Zevkler ve renkler "köylülük"
üzerinden aşağılanmaya başladı böylece. Türkiye'nin yedi bölgesi
"köylülük" ortak paydası altında aşağılanarak eşitlenmiş oldu böylece.
Fazıl Say'ın temsil ettiği yüksek kültürü anlamayanların çoğalmasını
"köylülük" üzeriden değerlendirecek isek şuradan başlamamız gerekiyor.
Evet tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar "köylülük" hakim olmuştur
sanata. Ama sanata hakim olan köylülük ile AKP milletvekillerinin köy
kökenli olması arasında zannedildiği gibi doğru orantı yok. Sanata hakim
olan "köylülük" doğrudan dünyanın küresel bir köy olması ile alakalı bir
durum. Artık bütün dünyada "yüksek sanat"ın yüksek olmayan (en genel
şekliyle popüler sanat diyelim) sanat karşısındaki durumu endişe
sinyalleri ile değerlendiriliyor. Klasik sanat, modern sanata karşı
kendisini korumakta başarılıydı. Lakin postmodern sanat, sanatın ulvi
damarını keserek kitlesel ve sıradan olanı kötülük, şiddet, absürt
sosuyla sunmayı tercih etti. Bir zamanlar dillere pelesenk olmuş olan
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in, "böyle sanatın içine
tüküreyim" cümlesi postmoden sanatın "absürt" vurgusu ile alakalı olarak
değerlendirebilecek bir durum.
Yüksek kültürün alıcıları bütün dünyada giderek azalıyor. Bir zamanlar
sanatın merkezi sayılan tarihi Avrupa şehirlerinin "taşralaşması" pek
çok sosyologu ve felsefeciyi yakından ilgilendiriyor. "Taşralaşma"
sorunu anlamak ile "suçlu"yu bulmak arasında iki kutup yer alıyor.
Avrupa'nın taşralaşması sorununu merkeze alanlar, kültürün kitlesel
üretimi ve sanatın demokratikleşmesi üzerinden teoriler geliştirirken;
"suçlu" üzeriden gidenler faturayı "göçmenlere" özellikle de Müslüman
göçmenlere çıkarıyor. Bu faturada haklılık payı yok değil. Özellikle ilk
kuşak göçmenlerin merkeze uzak dağ köylerinden kalkıp, Avrupa
şehirlerine gitmiş olduğunu hatırlatmakta fayda var. Yani ilk kuşak
göçmen işçilerin önemli bir kısmı eğitimsiz ve neredeyse hayatında hiç
şehir görmemiş ve "kaybedecek bir şeyi kalmamış"lardan oluşuyordu.
Sonuç olarak AKP milletvekillerinin, CHP, DP, AP, DYP, ANAP
milletvekillerinden sanat zevki ve sanat duyarlılığı açısından,
yetiştikleri muhitin "kentsel" özellikleri açısından çok farklı olduğunu
iddia edemeyiz.
Bütün dünya köylüleşiyor. Ama dünyanın köylüleşmesi ile otantik köy
arasında doğrudan bir bağlantı yok. Yeni dünya düzeni gibi yeni bir
köylülük biçiminden bahsetmek gerekecekse, bu köylülüğün doğrudan
dünyanın "köylüleşmesi" ile bağlantılı olduğunu akıldan çıkarmamak
gerekiyor.
*Yeni Şafak 25/12/2007 |