|

SELAM
İLE...
Kıymetli okuyucularımız,
26. yayın döneminin ilk sayısında yine sizlerle birlikteyiz. Dergimiz
İKTİBAS, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da Tevhidi duruşun güçlü
sesi olmaya, Rabbizimin izniyle devam edecektir. Bunca yıl, çizgimizi
koruyarak yayınımızı sürdürme imkanını bize bağışladığı için Rabbimize
şükrediyoruz. Nicelerinin, arkalarında güçlü sponsorlar bulunmasına
rağmen yayın hayatları fazla sürmemesine rağmen, dergimiz İKTİBAS,
çizgisinden taviz vermeden, okuyucusunun “fikrine fikir katarak”
yayınına devam edebilmiştir. Kısıtlı imkanlarımıza rağmen, bunca süre
yayınımızı sürdürebilmemizin temel nedeninin, her şeyden önce, fikren
diri ve güçlü olmamız olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü uzun-soluklu
yayıncılık faaliyetlerinde mali açıdan değil, fikri açıdan güçlülük daha
önemlidir. Bu konuda İKTİBAS’ın Türkiye’deki İslami yayıncılık anlamında
özel bir yeri olduğunu ise artık herkes kabul etmektedir.
Dergimizin bu sayısında YORUM bölümünde, Türkiye’deki laik kesim içinden
bazı unsurların “ülkeyi terk etme sendromu”na tutulmalarını işledik ve
bu kesimin bu hissiyatının temelinde, İslam’ın ‘yükselen değer’
olmasının yattığını vurguladık. Ayrıca Türk ordusu tarafından Kuzey
Irak’ta gerçekleştirilen operasyonların bu kez ‘farklı’ bir niteliği
olduğunu ve konjonktürün PKK gibi örgütler için giderek daha da
kötüleştiğini ifade ettik. KAVRAM bölümünde, ‘kavl-i leyyin’ işledik ve
müslümanların tebliğ faaliyetlerinde ‘yumuşak söz’lü olmalarının, asla
küfre ve şirke hoşgörü anlamına gelmeyeceğini, bilakis, kavl-i leyyin’in
açıksözlülük ve net duruş anlamına geldiğini belirttik. DÜŞÜNCE
bölümünde, Mehmed Durmuş, Abant Toplantıları’nın 16.cısını sizler için
değerlendirdi ve Türkiye’nin AB sürecinde medeniyetler köprüsü rolünü
üstlenmesi üzerine yapılan bu son toplantının amacının da ‘Ilımlı
İslam’ı güçlendirmek olduğunun altını çizdi. Atasoy Müftüoğlu, değişen
dünyada değişen taleplere cevap verebilmek için, bunların İslami bir
bütünlük içerisinde karşılanmasının gerekli olduğunu ifade etti ve uzak
bir geçmişe bakan duyarlık yerine yakın bir geçmişe bakan bir duyarlığa
ihtiyacımız olduğunu belirtti. Hüseyin Alan, bozulan toplumların yeniden
ıslahı için, müminlerin önceki kavimlerdeki salihlerden örnek alması
gerektiğini vurguladı ve istikamet ve sünnetullah üzerinde verilecek bir
mücadele sonucunda, istenen neticeye ulaşılabileceğini ifade etti.
Mehmed Durmuş, Tevhid’in asli manasının Allah’ın sıfatlarında ortak
kabul etmemek olduğunu vurguladı ve müminlerle diğer inanç sahiplerini
ayırt eden asıl unsurun bu nokta olduğunu belirtti. Aykut Akça ise,
Müslümanların hassas ve haysiyetli olmalarının önemine dikkat çektiği
yazısında, İslami ahlakı kendi hassasiyetlerimizin önünde tutmamızın
gerekliliğine işaret etti. ÇEVİRİ bölümünde, Kamil Cengiz, “Eşkiya
Baronları Geri Dönüyor” başlıklı bir yazıyı sizler için tercüme etti.
SANAT-EDEBİYAT bölümünde, Murat Kirişçi’nin “Kara Bir Yalan Üzerine-2”
ve Fatma K. Barbarosoğlu’nun “Sadece AKP’liler Değil Bütün Dünya Köylü!”
başlıklı yazılarını ve Cahit Koytak’ın “Avluda Oturan Şizofrenler”
başlıklı şiirini bulabilirsiniz. MEKTUPLAR bölümünde, peygamber soyundan
gelmek ile üstün olma arasında bir bağ olup olmadığı, kıblenin Mescid-i
Aksa’dan Mescid-i Haram’a dönmesinin hikmeti, Bakara:248. ayette geçen
‘tabut’ sözcüğünün anlamı, tevbenin mahiyeti ve ‘nasara’ sözcüğü ile
“kat kat faiz yeme”nin anlamının ne olduğu konularındaki sorularınızı
cevapladık. GÜNDEM bölümünde ise geçtiğimiz ayın önemli haber ve
yorumlarını sizler için alıntıladık. Umuyoruz ki beğeneceksiniz.
Bir sonraki sayıda buluşmak üzere hepinizi Allah’a emanet ediyoruz. |