Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 349 | Ocak  2008

                   

 

 


SELAM İLE...

Kıymetli okuyucularımız,
26. yayın döneminin ilk sayısında yine sizlerle birlikteyiz. Dergimiz İKTİBAS, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da Tevhidi duruşun güçlü sesi olmaya, Rabbizimin izniyle devam edecektir. Bunca yıl, çizgimizi koruyarak yayınımızı sürdürme imkanını bize bağışladığı için Rabbimize şükrediyoruz. Nicelerinin, arkalarında güçlü sponsorlar bulunmasına rağmen yayın hayatları fazla sürmemesine rağmen, dergimiz İKTİBAS, çizgisinden taviz vermeden, okuyucusunun “fikrine fikir katarak” yayınına devam edebilmiştir. Kısıtlı imkanlarımıza rağmen, bunca süre yayınımızı sürdürebilmemizin temel nedeninin, her şeyden önce, fikren diri ve güçlü olmamız olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü uzun-soluklu yayıncılık faaliyetlerinde mali açıdan değil, fikri açıdan güçlülük daha önemlidir. Bu konuda İKTİBAS’ın Türkiye’deki İslami yayıncılık anlamında özel bir yeri olduğunu ise artık herkes kabul etmektedir.
Dergimizin bu sayısında YORUM bölümünde, Türkiye’deki laik kesim içinden bazı unsurların “ülkeyi terk etme sendromu”na tutulmalarını işledik ve bu kesimin bu hissiyatının temelinde, İslam’ın ‘yükselen değer’ olmasının yattığını vurguladık. Ayrıca Türk ordusu tarafından Kuzey Irak’ta gerçekleştirilen operasyonların bu kez ‘farklı’ bir niteliği olduğunu ve konjonktürün PKK gibi örgütler için giderek daha da kötüleştiğini ifade ettik. KAVRAM bölümünde, ‘kavl-i leyyin’ işledik ve müslümanların tebliğ faaliyetlerinde ‘yumuşak söz’lü olmalarının, asla küfre ve şirke hoşgörü anlamına gelmeyeceğini, bilakis, kavl-i leyyin’in açıksözlülük ve net duruş anlamına geldiğini belirttik. DÜŞÜNCE bölümünde, Mehmed Durmuş, Abant Toplantıları’nın 16.cısını sizler için değerlendirdi ve Türkiye’nin AB sürecinde medeniyetler köprüsü rolünü üstlenmesi üzerine yapılan bu son toplantının amacının da ‘Ilımlı İslam’ı güçlendirmek olduğunun altını çizdi. Atasoy Müftüoğlu, değişen dünyada değişen taleplere cevap verebilmek için, bunların İslami bir bütünlük içerisinde karşılanmasının gerekli olduğunu ifade etti ve uzak bir geçmişe bakan duyarlık yerine yakın bir geçmişe bakan bir duyarlığa ihtiyacımız olduğunu belirtti. Hüseyin Alan, bozulan toplumların yeniden ıslahı için, müminlerin önceki kavimlerdeki salihlerden örnek alması gerektiğini vurguladı ve istikamet ve sünnetullah üzerinde verilecek bir mücadele sonucunda, istenen neticeye ulaşılabileceğini ifade etti. Mehmed Durmuş, Tevhid’in asli manasının Allah’ın sıfatlarında ortak kabul etmemek olduğunu vurguladı ve müminlerle diğer inanç sahiplerini ayırt eden asıl unsurun bu nokta olduğunu belirtti. Aykut Akça ise, Müslümanların hassas ve haysiyetli olmalarının önemine dikkat çektiği yazısında, İslami ahlakı kendi hassasiyetlerimizin önünde tutmamızın gerekliliğine işaret etti. ÇEVİRİ bölümünde, Kamil Cengiz, “Eşkiya Baronları Geri Dönüyor” başlıklı bir yazıyı sizler için tercüme etti. SANAT-EDEBİYAT bölümünde, Murat Kirişçi’nin “Kara Bir Yalan Üzerine-2” ve Fatma K. Barbarosoğlu’nun “Sadece AKP’liler Değil Bütün Dünya Köylü!” başlıklı yazılarını ve Cahit Koytak’ın “Avluda Oturan Şizofrenler” başlıklı şiirini bulabilirsiniz. MEKTUPLAR bölümünde, peygamber soyundan gelmek ile üstün olma arasında bir bağ olup olmadığı, kıblenin Mescid-i Aksa’dan Mescid-i Haram’a dönmesinin hikmeti, Bakara:248. ayette geçen ‘tabut’ sözcüğünün anlamı, tevbenin mahiyeti ve ‘nasara’ sözcüğü ile “kat kat faiz yeme”nin anlamının ne olduğu konularındaki sorularınızı cevapladık. GÜNDEM bölümünde ise geçtiğimiz ayın önemli haber ve yorumlarını sizler için alıntıladık. Umuyoruz ki beğeneceksiniz.
Bir sonraki sayıda buluşmak üzere hepinizi Allah’a emanet ediyoruz.

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...