|

Mumcu Cinayetini MİT
Biliyordu
Behiç Kılıç/24.01.2008/Tercüman
ÖLÜMÜNDEN
dört yıl sonra, 1997'nin Ocak ayı sonlarında değerli yazar Uğur Mumcu
ile ilgili yazdığım yazıları hatırlatmayı sürdürüyorum...
Bu yazılarda rahmetli Mumcu'nun öldürülmesi ile ilgili bazı konular
bulunuyor... İşte 25 Ocak 1997 tarihli yazım..
"Uğur Mumcu'yu kimler, neden öldürttüler?...
Türkiye Büyük Millet Meclisi geçtiğimiz dönemde faili meçhul siyasi
cinayetleri bir komisyon kurarak araştırmıştı. Komisyonun CHP'li üyesi
Mustafa Yılmaz'ın Uğur Mumcu cinayeti ile ilgili çarpıcı açıklamaları
vardır. Mustafa Yılmaz aynen söyle söylüyor... "MİT İstihbarat Daire
Başkanı bize verdiği bilgide, Uğur Mumcu'nun öldürüleceğini önceden
öğrendiklerini ve durumu içişleri Bakanlığı ile Emniyet Genel
Müdürlüğü'ne bildirdiklerini söyledi. Dehşete düşüp niçin önlem
almadıklarını sordum. Biz uyardık ve devreden çıktık. işimiz orada bitti
dedi".
Bu kadar Basit midir!?.
Ülkenin en önemli yazarının öldürüleceği tespit ediliyor ama işte o
kadar!.. Mumcu'nun ailesi ısrarla cinayette devlet içerisine yuvalanmış
bazı karanlık elleri işaret ediyor... Daha da ilerisi, bu karanlık
ellerin bir takım Batılı gizli servislere bağlantılarına ilişkin güçlü
belirtiler de vardır... Uğur Mumcu son günlerinde yoğun biçimde devletin
içerisinde yuvalanmış ihanet şebekeleri mafya ve bölücü çetenin
işbirliğini belgelemeye çalışıyordu. Bu çalışmalarında hem yerli hem de
yabancı bazı gizli servis mensuplarının ve de siyasilerle bu siyasilerin
kullandıkları gazetecilerin izlerini tespit etmeye başlamıştır.
Mumcu'nun yakın arkadaşı, gazeteci Emin Çölaşan "Uğur'un bana ölümünden
önce sürekli anlattıklarından bildiğim üç şey var. Birincisi Abdullah
Öcalan'la MİT'in çok eski yıllara dayanan ilişkisini araştırıyordu.
İkincisi; PKK ile uyuşturucu kaçakçılığının ilişkisini kanıtlayacağını
söylüyordu... Üçüncüsü; Hemen kitap yapacağı bir araştırma, PKK'yı zor
durumda bırakacaktı" diyor...
Sadece PKK’yı mı?..
Eğer bu kitap tamamlansaydı hem yerli çeteler, hemde yabancı gizli
servislerin bölgedeki elleri perişan olacaklardı. Kitap, uyuşturucu
kaçakçılığı, ABD'nin bölgedeki hesapları çekiç güç ve gizli servisler
bağlantılı karanlık ilişkileri tek tek belgeleyecekti. Uğur Mumcu
Apo'nun istihbarat birimleri ile ilişkilerini yazmaya başladığı sırada
öldürüldü. Kimler Öldürdü?.. Uğur Mumcu'nun öldürülmesinden yaklaşık bir
ay sonra devrin Başbakanı Süleyman Demirel, faili meçhul cinayetle
ilgili olarak şunları söyledi: "Devletin bir takım zaafları olduğunu
bende biliyorum. Bizim iddiamız devlet ak süte batırılmış kaşık
değildir. Aksine bir takım sıkıntılar var devlette... Onları gidermeye
çalışıyoruz..."
Sayın Demirel "Sıkıntıları olan devletin" başıdır şimdi...
Sıkıntılar devam ediyor. Uğur Mumcu son kitabının yazabildiği bölümünde
Apo'nun devletle ilişkilerini anlatıyor. Anladığımız kadarıyla o dönemde
Apo sıkıyönetim savcılarının emrinde, Siyasal Bilimler Fakültesi'nde
muhbir eleman olarak görevlidir. Mumcu'nun belirlemelerine göre Apo'nun
ilginç bir evrimi vardır. Ankara'da lise çağlarında hiç kaçırmadan
namazı kılan, Komünizmle Mücadele Derneği'nin konferanslarını takip eden
bir Apo... Ardından üniversitede sol kolu havada "Bağımsız Türkiye" diye
slogan atan bildiriler dağıtan Apo... Ve bu bildiriler yüzünden göz
altına alınan ama sıkıyönetim savcılarının "Elemanımızdır" müdahaleleri
ile polisin elinden kurtarılan Apo...
Abdullah Öcalan daha sonra Kesire Yıldırım ile evleniyor... Mumcu,
Kesire Öcalan'ın babasının Kürt isyanını bastıran devlet gücünün önemli
bir adamı olduğuna değiniyor... Apo'nun muhbirliğinden, devlete silah
sıkan bir örgütün başına oturmasına giden yolda nerelerden geçtiği,
kimlerin omuz vermesi ile yükseldiği ve kürt devleti kurulması için
kimlerin devrede olduğu hep öğrenilecekti. Şayet Uğur Mumcu yaşasaydı...
Bu kitapta Özal için de ilginç pasajlar olacaktı!.."
Bunlar benim tam onbir yıl önce yazdıklarım... Devam edeceğim... |