|

Hani
JİTEM Yoktu?
Mehmet Altan/ 30.01.2008/gazetem.net
Geçen hafta,
'Hesaplaşma' adı altında kapsamlı ve kalıcı bir referans kitabı
yayınlayan Neşe Düzel'e Murat Belge ne diyor? 'Bugün artık derin devlet
MİT değil. Bugünün derin devleti Jandarma İstihbarat Teşkilatı JİTEM.
Bu teşkilatı kurduğunu söyleyen o emekli general on yıl sonra
tutuklandı. On yıl içinde kaç cesetten sonra acaba bu oldu? O cesetleri
de saymak gerek.' Veli Küçük'ün 'JİTEM'i ben kurdum' demesine rağmen
geçmişte askeri yetkililer JİTEM'in varlığını sürekli inkar etti.
* * *
JİTEM, ilk kez Kasım 1993'de Cem Ersever ve iki yardımcısının garip bir
şekilde öldürülmelerinden sonra gündeme geldi...
O güne kadar sadece Güneydoğu'dakilerin duyduğu bir gizli teşkilattan
bahsedilmeye başlandı:
Jandarma İstihbarat Terörle Mücadele, yani JİTEM.
Sonraki beş yıl boyunca Türkiye, failleri saptanamayan, yakalanamayan bu
esrarengiz cinayetleri konuştu.
Her gün yeni bir fail çıktı.
Ortaya JİTEM'le, Ersever'le, itirafçıların cinayetiyle ilgili ürpertici
belgeler, bilgiler, tanıklıklar döküldü.
Yasalar, nizamnameler üstü bir resmi kuruluşun varlığından söz
ediliyordu...
Oysa dönemin Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş'e göre JİTEM bir hayal
ürünüydü.
1995 yılında, Yalova'da Doğan'a 'JİTEM'i siz mi kurdunuz' diye
sorulduğunda:
'Ya sabır' der gibi ellerini iki yana açan Doğan şunları söylemişti: 'JİTEM
diye bir örgüt yok. Jandarmanın istihbarat birimi var. Veli Küçük
komutanımla bu birime yeni bir düzen verdik, etkin çalışmasını sağladık.
Hepsi bu...'
Sadece o mu?
1988-1992 yılları arasında MİT Müsteşarlığı, ardından da Jandarma Genel
Komutanlığı yapan 28 Şubat Paşası ve ardından da Cavit Çağlar'ın
bankacısı Teoman Koman kendisine JİTEM'i soran TBMM Susurluk
Komisyonu'na ne diyordu?
Türkiye'de halk iradesi geçerli olmadığı için komisyonun davetine
gitmiyor, lütfedip mektup yolluyordu:
'Jandarma teşkilatı içinde JİTEM adında legal ya da illegal bir örgüt
kurulmamıştır, yoktur. Ama jandarma dışında bu ismi kullanıp kanunsuz
işler yapan bir grup vardır.'
Yaşlı başlı kocaman adamların, işgal ettikleri makamlara bakmadan,
pişkin bir soğukkanlılıkla, yalan söylediği ve devlete güveni
sıfırladıkları bir ülkeyiz...
Çat, pat her konuya ait açıklama yapan kurumların söyledikleri de bu
nedenlerle halk indinde genellikle hiç de inandırıcı bulunmuyor.
* * *
Doğan Güreş'in ardından gelen Org. Hakkı Karadayı döneminde JİTEM'in
lağvedildiği söylendi.
Söylendi ama...
Pek inandırıcı olamadı... Öyle ki, en son 9 Kasım'da Şemdinli'deki Umut
Kitabevi'nde patlayan bombanın ardından TBMM Başkanı Bülent Arınç
hükümete çağrıda bulundu:
'JİTEM var mıdır, nasıl çalışmaktadır, nasıl bir görev yüklenmiştir? Net
bir açıklama yapılmalı.'
İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Mehmet Elkatmış'ı konuyu araştırmakla
görevlendirdi. Ama zaten Susurluk Komisyonu Başkanı Elkatmış, bu konuyu
daha önceden de araştırmış ve konuya derinliğine vakıf olmuştu...
Gene TBMM'nin 'Faili Meçhul Cinayetler Komisyonu' da bu soruya cevaplar
vermişti...
1995 yılındaki bu cevap şöyleydi:
'JİTEM'in faaliyetlerinin ne olduğu anlaşılamamıştır. (...) Devlet
organlarının kanunlarla sınırlı görev ve yetkileri aşılıp, yasal
boşluklardan yararlanıp yeni kurumlaşmalara gidildiği görülmüştür. (...)
JİTEM yetkisiz, görevsiz olduğu polis mıntıkasında polisten habersiz
operasyon yapmaktadır. Yasal dayanağı olmayan ve buna rağmen kuruluş
amacından saparak bazı yasadışı olaylarla birlikte anılan kuruluşun
faaliyetlerine son verilmesi hukukun üstünlüğüne inanan devletimiz
lehine olumlu bir davranıştır.'
Ne var ki bu raporlar hiç bir zaman TBMM Genel Kurulu'na inmemişti...
* * *
Jandarma İstihbarat Teşkilatı'nın resmen kurulmasını öngören yasa
tasarısı TBMM gündemine geldiğinde tarihler 1999'u gösteriyordu...
Jandarmaya dinleme, teknik izleme, kamu kuruluşlarından belge isteme
yetkisi beş yıl sonra, 5397 sayılı yasayla verildi.
Halbuki...
Bu gelişmeler yaşanırken, basında yeni haberler çıkıyordu: 1994'te,
ODTÜ'de öğrencilerin yakaladığı, sivil bir astsubayın üstünden JİTEM
kimliği çıktı. Olayı ODTÜ Rektörü Sevük, doğruladı. 1999'da Ankara
DGM'de yargılanan üç DHKP-C üyesi, 'İrfan Başbuğ Caddesi'ndeki JİTEM
birimine' saldırıya hazırlıkla suçlandı.
Ersever'in itirafçı ekibinden Adil Timurtaş, İstanbul'da JİTEM
kimliğiyle haraç isterken yakalandı. Diyarbakır 3. Ağır Ceza
Mahkemesi'nce cinayet ve çete kurmak suçundan tutuklama kararı
bulunmasına karşın, ifadesi alınıp serbest bırakıldı.
Eski itirafçılardan Abdülkadir Aygan, Avrupa'ya kaçıp, tanık olduğu
olayları anlattı. Onun açıklamalarından yola çıkarak 12 yıl önce
gözaltında kaybolan Murat Aslan'ın kemikleri dağda bulundu. Diyarbakır
Cumhuriyet Savcılığı, JİTEM üyesi oldukları, 1992-94 arasında sekiz
cinayete katıldıkları iddia edilen beş itirafçı, bir emekli subay ve bir
muvazzaf astsubay hakkında dava açtı.
* * *
Bunları yazmak...
Belgeleri sıralamak...
Pişkince yalan söyleyenleri ifşa etmek...
Bir işe yarar mı?
Peşinen söyleyeyim, hukukun ve utanmanın olmadığı bir yerde pek bir işe
yaramaz...
Şayet bir gün utanma ve hukuk buralara gelir de, birileri geriye dönük
'utanmazlıklar tarihi' yazmaya kalkar ise, onlara malzeme olur... |