|

Ben Karamsarım: Bu
Hakem Golü Vermez
Emre Aköz/30.01.2008/Sabah
Özellikle
AKP ve MHP'nin oylarıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi, türbanlı bir
öğrencinin üniversitede rahatça okumasını sağlayacak değişiklikleri
yaptıktan sonra ne olacak?
Yani sorun çözülecek mi?
Sanmıyorum.
Tahminim şu: Büyük olasılıkla CHP, Anayasa Mahkemesi'ne bu
değişikliklerin Anayasa'ya aykırı olduğuna ilişkin başvuruda bulunacak.
Mahkeme de bu başvuruyu haklı bulacak, "Yasağın kaldırılması laiklik
ilkesine aykırıdır" diyecek.
Böylece başa dönülmüş olacak.
Yani yasağın yol açtığı sıkıntıların yanı sıra, ortaya çıkardığı gülünç
durum da devam edecek.
Niye mi "gülünç" diyorum?
Biliyorsunuz "türban siyasi simgedir" diyenler var.
"Simge olsa ne yazar " dediğimizde... (Ara notu: Biz bunu taa 1990'larda
söyledik; ayrıca "velev ki" demiyoruz, sokağın dili daha çok hoşumuza
gidiyor...)
Nerede kalmıştık... Evet, "simge olsa ne yazar" dediğimizde şu cevabı
veriyorlar: "Türban 'şeriat' talebinin simgesidir. Dolayısıyla
yıkıcılığı simgeleyen bir işaret üniversiteye giremez."
Herhalde her makul insan kabul eder ki her türbanlı kızla, aynı fikirde
olan en az bir erkek öğrenci şu anda üniversitede okumakta.
Yani "şeriatçı" erkek öğrenci üniversiteye devam ediyor. Simgesi türban
olan "şeriatçı" kız öğrenci ise dışarıda kalıyor.
Gülünçlük bu kadarla bitmiyor:
Kızların, bir bölümü başını açarak, bir kısmı da peruk filan takarak
üniversiteye gidiyor. Yani "şeriatçı zihniyeti engelleyeceğiz" diye
koydukları "yasak", pratikte pek işe yaramıyor.
"Yasak" sadece, üniversiteye gitse de, gitmese de, rejime düşman
kesilen, yüksek yargıya diş bileyen, laikliği öcü gibi gören insanların
yetişmesine yol açıyor.
Bu insanların "rövanş" duygusuyla yanıp tutuşması için gerekli şartlar
hazır.
Hatırlarsınız: 22 Temmuz seçimlerinden sonra "rövanşist olmayın"
denmişti. Yani: "Rövanş alma duygusuyla hareket etmeyin."
Yok ya!.. Sen elinden gelen zulmü (yasak, yalan, aşağılama, vb.) bana
uygula... Sonra elime fırsat geçtiğinde ben sana gününü göstermeyeyim...
İyi valla!
İşin ilginç yanı ne biliyor musunuz: Bu kadar baskıya rağmen, insanlar
isyan etmedi. Tevekkül ne büyük güç!
Bu arada ironiye bakar mısınız: Cinayetleri işleyenler, "zulüm görenler"
değil, "daha fazla zulüm edebilmek" için suikast düzenleyen Kuvvacı
çeteler oldu.
Velhasıl karamsarım .
Tahminim şöyle: AKP'nin ve MHP'nin hamlesi bir işe yaramayacak. Top
ağlarla buluşacak ama hakem golü vermeyecek.
Peki maç burada biter mi?
Hayır. Şöyle yapacaklar: Başta Anayasa Mahkemesi olmak üzere yüksek
yargı organlarının kompozisyonunu değiştirecek yasaları Meclis'ten
geçirecekler.
Buna mecburlar. Çünkü... Daha önce de yazdım... Yüksek yargı, Frenklerin
tabiriyle "juristocracy" olmaya soyunuyor. Yani: "Yargı iktidarı".
Daha dava dosyası önlerine gelmeden fikir açıklamak, "biz buna izin
vermeyiz" demek, başka ne anlama gelir; söyler misiniz?
Kendini yasamanın ve yürütmenin üstünde gören... Siyasi iktidar
karşısında "denge rolü" oynamaya heveslenen bu zümrenin dengelenmesi
artık şart oldu.
Gerilimi bitirmek için, Anayasa değişikliği ile yeni üyeleri heyetlere
katarak, bu takımın zihniyet yapısını değiştirmek gerekiyor. |