|

SELAM
İLE...
Kıymetli okuyucularımız,
Bu ayın YORUM'unu, İsrail'in Gazze Şeridi'ne uyguladığı ablukaya ve
başörtüsü sorununa ayırdık. Bilindiği gibi, İsrail, Gazze Şeridi'ne
yönelik ambargoyu ağırlaştırdı ve geçtiğimiz ayın sonunda durum tam bir
drama dönüştü. Abluka ve ambargo sonucunda Filistinliler bir nevi açık
hava hapishanesi şartlarını yaşadılar ve durum dayanılmaz hal alınca,
Refah sınırındaki duvarı bombalarla patlatarak geçici de olsa rahat bir
nefes alabildiler. İsrail'in buradaki amacı, elbette direnişi sürdüren
Hamas'ı iyice köşeye sıkıştırmak ve içerden bitirmekti. Ancak duvarın
patlatılması, meselenin 'insani' boyutunu siyasi boyutun önüne geçirdi.
İşte bu noktada zamanında Hitler'in Yahudilere yaptığının bir benzerini,
şimdi İsrail'in Filistinliler'e uyguladığını hatırlatmak gerekiyordu.
Biz de YORUM bölümünde bunu yapmaya çalıştık ve zalimlerin ve zulmün
karakterinin değişmediğini göstermeye çalıştık. Geçtiğimiz ayın önemli
gündem maddelerinden biri olan başörtüsü sorunu konusunda ise, 'iktidar
ilişkileri'nin önemine değindik ve başörtüsünün üniversitelerde serbest
bırakılmasının, meselenin çözülmüş olacağı anlamına gelmediğini
vurguladık. İslam'ın yükselen bir değer olmayı sürdürmesi halinde,
İslami pratiklerin kamusal alandaki tezahürlerinin devam edeceğini ifade
ettik ve bunun bilincinde olan laik kesimlerin, tedbir olarak İslami
kavramların için boşaltma ve iğdişleştirme yöntemlerine başvurduklarına
dikkat çektik. KAVRAM bölümünde, 'felah'ı işledik. Felah'ı ancak
müminlerin bulabileceğini ve insanlığın 'kurtuluş' ümidi olduğunu iddia
eden bütün ideolojilerin bu tezlerinin asılsız olduğunu, gerçek
kurtuluşun ancak İslam'da bulunduğunu belirttik. DÜŞÜNCE bölümünde,
Mehmed Durmuş, başörtüsü tartışmalarını değerlendirdiği yazısında,
örtünmenin bir 'hak' değil, bir kulluk eylemi olduğunu vurguladı ve bu
noktadaki flulaştırıcı eğilimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini
ifade etti. Atasoy Müftüoğlu, verili koşullara teslimiyet yerine
eleştirel bakış açısının önemini vurguladığı yazısında, Müslümanların
direnerek var olma mücadelesi vermesi gerektiğine işaret etti. Ahya
Aras, tesettürü 'geriliğin' bir simgesi olarak göstermek isteyen
çevrelerin yaptığı propagandaların, mümin hanımlarının tesettürü kuşanma
iradelerini etkileyemeyeceğinin altını çizdi. Hüseyin Alan, post-modern
süreçte İslam'ın bir ümit olmaktan çıkarılmaya çalışıldığını, fakat
modern değerlerin cazibesinin kalmadığı bu dönemde, Müslümanların önünde
önemli fırsatların bulunduğuna dikkat çekti. Arif Kaya, "Beyin
Fırtınası" adlı dizi yazılarının dördüncüsünde, laik eğitim sisteminin
kaçınılmaz sonucu olarak ortaya çıkan sorunlara değindi ve bütün
yapıları olduğu gibi rejimleri korumak için de halka dayalı olma
kriterinin esas alınması gerektiğini, zorlama tedbirlerle rejimlerin
uzun süre ayakta tutulamayacağını ifade etti. M. Kürşad Atalar ise,
sahabelerin her birinin 'gökteki yıldızlar gibi' olduğuna dair anlayışı
eleştirdi ve örnekliğin peygamberlerden alınması gerektiğini vurguladı.
ÇEVİRİ bölümünde, “Eşkiya Baronları Geri Dönüyor” adlı yazının ikinci
bölümünü yayınladık. SANAT-EDEBİYAT bölümünde, Cevdet Paşa Büyük
Ödülü’ne layık görülen M. Önal Mengüşoğlu ile yaptığımız röportajı ve
Ferman Karaçam’ın “Kor Ayaklar” adlı şiirini bulabilirsiniz. MEKTUPLAR
bölümünde, nazarın hükmü, organ nakli, tesettürün hikmeti, adak ve akika
kurbanı, faizin mahiyeti, haremlik-selamlık uygulaması ve piyango
hakkındaki sorularınızı cevapladık. GÜNDEM bölümünde ise geçtiğimiz ayın
önemli haber ve yorumlarını istifadenize sunduk. Umuyoruz ki
beğeneceksiniz.
Bir sonraki sayıda buluşmak üzere hepinizi Allah’a emanet ediyoruz. |