|
Bir Dergi Bir Alıntı
“İran, Irak’a Benzemez”Prof. Mohammad Kazem Sajjad
Pour**
Söyleşi: Ebru Araf
İran'ın nükleer
faaliyetleri konusunda Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) ve BM
ile İran hükümeti arasındaki müzakerelerde son durum nedir?
İran, nükleer faaliyetleri ile ilgili tartışmaların Nükleer Silahların
Yayılmasını Önleme Antlaşması (Non-Proliferation Treaty) temelinde ele
alınmasına önem vermektedir. Nükleer silahsızlanma ve nükleer enerjinin
barışçıl kullanımı, meselelerin çözümü için bir çerçeve sunmaktadır,
İran, müzakereler için lAEA'nın hem teknik hem de yasal açıdan doğru yer
olduğuna inanıyor. İran, Avrupa Birliği ile de müzakereleri sürdürüyor.
AB'nin Ortak Güvenlik ve Dış Politika Yüksek Temsilcisi Javier
Solana'nın başkanlığında yürütülen son görüşmelerde yine İran'ın uranyum
zenginleştirmeyi durdurması yönünde ısrar edildi ki bu da sonuçta
ABD'nin retoriğinin tekrarı gibiydi, İran'ın verdiği karşılık, söz
konusu tavrın doğru olmadığı şeklinde olsa da, sorunu çözebilmek için
müzakereler sürüyor. Aynı şekilde İran'ın IAEA ile işbirliği de devam
ediyor.
ABD'nin, nükleer faaliyetlerine son vermediği gerekçesiyle İran'a
saldırmaya karar vermesi durumunda, buna Avrupa ülkelerinin, Rusya'nın,
Çin'in ve İslam ülkelerinin karşı çıkacağını düşünüyor musunuz?
Diğer ülkelerin ABD'nin iran'a yönelik saldırı kararına gösterecekleri
tavrı, saldırının doğası, zamanlaması ve şekli belirleyecektir. Ancak
ben böyle bir saldırının gerçekleşeceğini sanmıyorum. İran, Irak
değildir ve Amerikalılar da bunu bilmektedir.
Irak işgali öncesini hatırlarsak, o dönemde birçok ülke ABD'yi açıkça
eleştirmiş ancak işgali durdurma noktasında hiç kimse bir şey yapmamış
ya da yapamamıştı.
Evet, ama o zamanki faktörler çok farklıydı. 11 Eylül sonrasında terör
kurbanı bir devlet olarak ABD'ye karşı uluslararası kamuoyunda büyük bir
sempati vardı. Bu sempatiyi arkasına alan ABD, teröre karşı küresel bir
savaş başlattı. Ancak ABD kendisine yönelik bu sempatiyi 2003'teki Irak
işgaliyle birlikte kaybetti. Küresel bir güç olarak eylemlerinin
meşruluğunu tartışmalı hale getirdi. Şu an için Irak'taki şartların
düzelmesi ve aynı senaryonun İran'da da tekrarlanması gibi bir durum söz
konusu değil. Irak ile İran'ın koşulları da farklı, İran ağırlığı ve
ciddiyeti olan bir ülke. Bunu söylemekle İran'ın askerî açıdan ABD ile
aynı güçte olduğunu kastetmiyorum. Fakat bu, İran'ın kolay lokma olacağı
anlamına da gelmiyor. Kaldı ki İran'a yönelik bir saldırı, ABD'nin kendi
iç kamuoyunda da büyük tartışmalara yol açacaktır. Bu noktada ben
ABD'nin dâhili nedenlerle de böylesi bir saldırıya kalkışamayacağı
kanaatindeyim. Zira ABD halihazırda zaten Irak işgalinden kaynaklanan
çok sayıda skandal ve fiyasko ile boğuşuyor
ABD'nin NATO şemsiyesi altında Polonya ve Çek Cumhuriyeti'ne füze
savunma kalkanı kurmak istemesine Rusya büyük tepki gösteriyor. ABD ise
bu füzelerin Rusya'yı hedeflemediğini, İran'dan gelebilecek bir
saldırıyı önleme amacı taşıdığını öne sürdü ve sistemin Türkiye'ye
kaydırılması seçeneğini ortaya attı. Söz konusu savunma kalkanının
Türkiye'ye yerleştirilmesi karşısında İran nasıl bir tavır sergiler?
Öncelikle, Bush hükümetinin İran'ı sürekli bir tehdit olarak sunmasının
gerçeklerle ilgisi olmadığını, bunun tamamen kurgusal olduğunu belirtmek
isterim. İran hiç kimseyi tehdit etmiyor. İkincisi, bütün bu
tartışmaların temelinde silah endüstrisinin olduğunu unutmamak gerekir.
Üçüncüsü, ABD'nin argümanı kabul edilebilir olmadığı gibi NATO
içerisinde bu konuda herhangi bir konsensüs de yok ve karar alınabilmesi
için konsensüsün sağlanması gerekir. Dördüncüsü, ister Polonya ve Çek
Cumhuriyeti isterse de başka bir ülke olsun, İran'ı hedef alacağı ifade
edilen bir sistemin yerleştirilmesi, NATO çerçevesinde olsa dahi
mantıklı bir karar olmayacaktır.
** İran BM Cenevre
Temsilcisi (2003-2007) ve Dışişleri Bakanlığı Siyasi ve Uluslararası
Çalışmalar Enstitüsü Başkanı |