Iktibas Dergisi -fikir verir-

Sayı 355 | Temmuz  2008

                   

 

 


Obama’nın Lobi Grubu AIPAC Karşısında Dalkavukça Konuşması

 

Telepolis 09.06.2008, www.heise.de/tp/r4

Uri Avnery

Çev: Kamil Cengiz

Amerikan Başkan adayları neden İsrail Lobisinin kendi seçimleri için bu kadar mutlak bir önemi haiz olduğuna inanıyorlar?
Aylar süren dişe diş ve acı bir yarışma ve mücadeleden sonra Barack Obama rakibi Hillary Clinton'u yendi. O inanılmaz bir mucize gerçekleştirdi: Tarihte ilk sefer bir siyahi dünyanın en güçlü devletinin başkanlığı için aday olabildi.
Ve Obama bu inanılmaz zaferden sonra ilk olarak ne yapıyor? İsrail lobisi AİPAC'ın konferansına koşup orada dalkavukluk ve yaltaklığın bütün rekorlarını kıran bir konuşma yapıyor. Bu şoke edicidir. Daha şoke edici olan durum ise, hiç kimsenin şoke olmamış olmasıydı.
Bu zaferimsi bir konferanstı. Bu güçlü organizasyon bile şimdiye kadar böyle bir şey yaşamamıştı. Amerika'nın bütün eyaletlerinden 7000 tane Yahudi görevli bütün Washington elitinin boyun eğmesini kabul etmek için gelmişlerdi. Her üç ümitli Başkan adayı konuşma yaptılar ve yağcılıkta birbirleriyle yarıştılar. Üç yüz senatör ve Kongre üyesi koridorları doldurmuşlardı. Her seçilen ve tekrar seçilmek istenen, siyasi hedefleri olan herkes, görmek ve görünmek için gelmişlerdi.
AİPAC'ın Washington'u Bizanslı hükümdarların zirvede oldukları dönemlerdeki Konstantinopol'a benzemektedir.
Dünya gördü ve şaşırdı. İsrail medyası coşkundu. Dünyanın başkentlerinde hadiseler ilgiyle kaydedildi ve sonuçlar çıkarıldı. Bütün Arap medyası ayrıntılı bir şekilde haber yaptılar. El-Cezire bu fenomene 1 saatlik bir tartışma ayırmıştı.
Profesör John Mearsheimer ve Stephen Walt'ın aşırı çıkarımları bir bütün olarak tastiklendi. İsrail'i ziyaret etmenin -gelecek Perşembe- arefesinde İsrail Lobisi ABD'nin ve bütün dünyanın siyasi hayatının merkezinde duruyordu.
Neden İsrail Lobisi ABD'de bu kadar önemlidir?
Neden gerçekten? Amerikan Başkan adayları İsrail Lobisinin kendi seçimleri için bu kadar mutlak önemli olduğuna neden inanıyorlar?
Yahudi oyları elbette önemli, özellikle sonucu belirleyecek olan birçok önemli eyalette. Fakat Afro-Amerikan seçmenler daha fazlalar ve İspanyol seçmenler de öyle. Obama milyonlarca genç seçmeni siyaset sahnesine çekti. Sayı bakımından Arap-Müslüman topluluk da ABD'de önemsiz bir faktör değil.
Bazıları nihai sebebin, Yahudi parası olduğunu söylüyorlar. Yahudiler zenginler. Belki diğerlerine nazaran siyasi şeyler için daha fazla harcama yapıyorlar, fakat güçlü Yahudi parası mitinin antisemitik bir çağrışımı var. Ne de olsa diğer lobiler de ve özellikle çok-uluslu şirketler Obama'ya (ve onun karşıtlarına) ciddi para meblağları verdiler. Ve Obama kendisi gururla, yüz bin sıradan vatandaştan küçük miktarlar almak suretiyle düzinelerce milyonlar elde ettiğini söylemişti.
Evet doğru, Yahudi lobisinin neredeyse her seferinde, ateşli bir şekilde İsrail'in düdüğüne göre gitmeyen bir senatörün ya da Kongre üyesinin seçimini bloke edebildiği ispatlanmıştır. Bazı numunelik örneklerde (gerçekten numunelik olması planlanmış olanlarda) Lobi, siyasi ve mali gücünü tanınmamış bir rakibin seçilmesi için kullanmak suretiyle, popüler siyasetçilere karşı zafer elde etmişti.
Fakat bir Başkanın seçiminde?
Obama kendi ilkelerini çiğnedi
Obama'nın İsrail lobisi karşısındaki besbelli olan yağcılığı diğer adayların benzeri gayretlerini de aşmaktadır.
Niçin? Çünkü ön seçimlerdeki baş döndürücü başarısını siyaseti değiştirme, Washington'un köhnemiş pratiğine bir son vermek ve eski siyasetçilerin yerini ilkelerinden taviz vermeyen genç, cesur kişiliklerle değiştireceği vadine borçludur.
Ve gel gör ki, partisinin kendisini aday göstermesinden sonra ilk yaptığı şey: ilkelerinden taviz vermek. Hem de nasıl!
Onu Hillary Clinton ve John McCain'den tamamen farklı kılan şey, ilk anından itibaren Irak savaşına karşı olan tavizsiz tutumudur. Bu cesur bir duruştu. Bu popüler değildi. Bu tamamıyla George Bush'u İsrail'i bir düşman rejiminden kurtarmak için savaşa tahrik eden İsrail lobisine karşıydı. Ve şimdi Obama AİPAC'ın ayaklarına sürünerek geliyor ve kendi fikirlerine aykırı düşen bir politikayı meşrulaştırmak için bambaşka bir yola giriyor.
Tamam, o, İsrail'in güvenliğini her türlü araçla koruyacağını vadetmişti. Bu mutat bir şey. Evet, o İran'a karşı karanlık tehditler savurdu, her ne kadar onun lideriyle buluşup sorunu barışçıl yollardan çözmeyi vadettiyse de. Evet, o üç tutuklu askerimizi geri getireceğine söz vermişti. (Hatalı olarak bu üç tutuklunun Hizbullah'ın elinde olduğuna inanıyor ki, bu da meselelerimizle ilgili çok yüzeysel bilgilere sahip olduğunu gösteriyor.)
Fakat onun Kudüs'le ilgili açıklamaları bütün sınırları aşmaktadır. Buna bir skandal demek abartı olarak değerlendirilmemeli.
Hiçbir Filistinli, hiçbir Arap, hiçbir Müslüman Harem el-Şerif, İslam'ın üç kutsal yerinden bir tanesi ve Filistin Milliyetçiliğinin önemli bir sembolü, Filistinlilerin hakimiyetine geçmediği sürece İsrail'le barış yapmaz. Bu çatışmanın en çekirdek problemlerindendir. Tam bu sebepten dolayı da Camp David Konferansı iptal edilmiş, her ne kadar dönemin Başbakanı Ehud Barak bir şekilde Kudüs'ü paylaşmaya hazır olduysa da.
Şimdi Obama geliyor ve çöplükten beylik sloganı "Ebediyete kadar İsrail'in bölünmez başkenti Kudüs"ü çıkarıyor. Camp David'ten itibaren bütün İsrailli hükümetler bu sözün barış süreci için aşılmaz bir engel olduğunu kavramışlardı. Bu nedenle resmi sloganlar, -çok sessizce ve gizlice- depolarından çıkarılmıştı. Sadece İsrailli (ve Amerikan-Yahudi) sağcılar buna tutunuyorlar, Yahudi yerleşim yerlerinin kaldırılmasını gerekli kılabileceğinden ve barışı baltalayabileceğinden dolayı.
Eski Başkanlık seçimlerinde söz konusu adaylar, Amerikan temsilciliğinin Tel Aviv'den Kudüs'e taşınması gerektiğini söylemelerinin yeterli olduğunu düşünüyorlardı. Seçimlerden sonra hiçbir aday sözünü yerine getirmedi. Hepsi daha sonra Dışişleri Bakanlığı tarafından bunun ABD'nin temel çıkarlarına aykırı olduğu konusunda ikna edilmişlerdi.
Obama çok daha ileri gitti. Bunun sadece sözde olması da muhtemeldir ve belki kendisine şöyle söylenmiştir: Neyse, bunu seçilmek için söylemem lazım. Sonra Tanrı bir şekilde düzeltir.
Fakat bu şekilde bile olsa bu durum görmezlikten gelinemez: AİPAC korkusu o kadar korkunç ki, her şeyi değiştirmeyi vadeden bir aday bile cesaret edemiyor. Bu durumla ilgili eski tarz Washington rutinini takip ediyor. O, ABD'nin en temel çıkarlarını feda etmeye hazır. Nihayet ABD için, Irak'tan Fas'a kadar Arap kitlelerinin kalplerine yol olacak bir İsrail-Filistin barışını sağlamak, çok canlı çıkarların ifadesidir. Obama İslam dünyasındaki imajına zarar verdi ve geleceğini ağır bir yük altına soktu. Tabii Başkan olarak seçilebilirse.
İsrail küçük bir Amerika ve ABD büyük bir İsrail
65 sene önce Amerikan Yahudileri Nazi-Almanyası kardeşlerini Avrupa'da imha ettiğinde aciz bir şekilde orada duruyorlardı. Onlar Başkan Franklin Roosevelt'i soykırımı durdurmak için ciddi girişimlerde bulunma konusunda ikna edememişlerdi (aynı zamanda Afro-Amerikanlar da seçim lokallerinin yanına yanaşmaya korkuyorlardı, çünkü kendi üzerlerine salıverilen köpeklerden korkuyorlardı).
Amerikan-Yahudi elitini iktidarın baş döndürücü girişine ne ulaştırdı? Organize becerisi mi? Para mı? Sosyal merdivende yükseliş mi? Soykırımda yardımcı olamamanın verdiği utanç mı?
Ne kadar bu kendine özgü fenomen üzerinde düşünsem, hep (geçmişte de yazdığım gibi) Amerikan ve Siyonist teşebbüslerindeki benzerliklerin belirleyici olduğu sonucuna varıyorum: hem ruhi hem de pratik alanda. İsrail küçük bir Amerika ve ABD büyük bir İsrail.
Mayflower yolcuları Avrupa'dan tıpkı birinci ve ikinci hicret dalgası siyonistleri gibi kaçmışlardı ve beraberlerinde bir mesihçi vizyon götürmüşlerdi: ya dini ya da ütopik. (Gerçi ilk siyonistlerin çoğu ateistti, fakat dini geleneklerin onların vizyonları üzerinde güçlü bir nüfuzu vardı) Amerikan toplumunun kurucuları "hacı" idiler. Her ikisi de vadedilen topraklara yolculuk etmişlerdi ve Tanrı'nın seçilmiş halkı olduklarına inanıyorlardı.
Her ikisi de yeni ülkelerinde çok acı çektiler. Her ikisi de kendilerini çöllerde çiçek açtıran "öncü"ler olarak gördüler, "ülkesiz bir halk, halkı olmayan bir ülke için". Her ikisi de aşağılık insan, vahşi ve katil olarak gördükleri yerli halkın haklarını görmezlikten geldiler. Her ikisi de yerel halkın tabii direnişini onların doğuştan gelen cani karakterlerine bir delil saydılar. Her ikisi de yerlileri kovdular ve onların topraklarını aldılar, sanki bir elde karasaban diğer elde Kutsal Kitap ile her tepeye her ağacın altına yerleşmek en normal şeymiş gibi.
Gerçi İsrail yerli Amerikan halkına uygulanan halk kıyımına benzer ya da birçok nesil ABD'de geçerli olan kölelik gibi bir şey yapmadı. Fakat Amerikalılar bu vahşilikleri bilinçlerinden def ettiklerinden bu kendilerini İsraillilere benzetmekten alıkoymuyor. Öyle gözüküyor ki, her iki ulusun bilinçaltında bastırılmış suçluluk duygularının huzursuzluğu var ki, bu da eski amellerinin inkarında, saldırganlıklarında ve iktidara tapınışlarında ifadesini buluyor.
Nasıl oluyor da Obama gibi Afrikalı bir babanın çocuğu, beyaz Amerikalıların ilk nesillerinin amelleriyle kendisini bu kadar özdeşleştirebiliyor? Bu durum tekrar mitlerin bir şahsın bilincinde ne kadar kökleşebileceğini, vehmedilen ulusal anlatılarla kendisini yüzde yüz özdeşleştirebileceğini göstermektedir. Buna galiplere ait olma gibi bilinçaltı bir ihtiyaç da eklenebilir - eğer mümkünse.
Bu nedenle şu spekülasyonu çekince ile karşılıyorum: "İyi tamam, ama o seçilmek için böyle konuşmak zorunda. Bir kere Beyaz Saray'a girsin, özüne geri dönecektir."
Ben bu konuda o kadar emin değilim. Bu fikirlerin kendi zihinsel dünyasına bu kadar hakim olduğu da ortaya çıkabilir.
Benim için bir şey kesin: AİPAC Konferansı'ndaki Obama'nın açıklamaları barış için çok çok kötüydü. Ve barış için kötü olan, İsrail için de kötüdür ve Filistin halkı için de kötüdür.
Eğer o, seçilmesi durumunda, bunda ısrar ederse, - iki halk arasındaki barışla ilgili- şunu söylemek zorunda kalacaktır: "No, I can't." ["Hayır, ben yapamıyorum"; seçim sloganı ise: "Yes, we can"/Evet, biz başarabiliriz idi. K.C.]

   

...::: Bu site İktibas WEB tarafından hazırlanmıştır :::...