Anlam BASIN YAYIN Arsiv Abone olmak icin

                                                                                       YIL 20. SAYI 288 Aralık 2002
Anasayfa
Selam İle
Yorum
Kavram
Düşünce  
Değerlendirme
Çeviri
Lokal Etkinlik
Sanat Edebiyat

Mozart, Ezan ve Biz

Edebiyat Eserinin Gücü Değerindedir

Mektup
Gündem

 

 

Edebiyat Eserinin Gücü Değerindedir*

 

 

Ramazan DİKMEN

 

Marcel Proust'un, Kaybolmuş Zamanın Peşinde adlı ünlü dizi romanının 'Svanların Muhitinden' başlıklı birinci cildi ilk kez yayımlandığında koca Paris şehrinde yalnızca sekiz adet satmıştır. Gün ışığına çıktığında böylesine katı bir ilgisizlikle karşılaşan bu eser, yıllar geçtikçe, hem seçkin bir okuycu kesimine ulaşmayı, hem de çağdaş romanın köşe taşlarından biri olmayı başarmıştır. Çünkü, sürükleyici bir olay örgüsüne dayanmasa da, Fransız sosyetesini 'mikroskop altına' alan, insan ruhunu çeşit çeşit gelgitleriyle yoklayan özü, belki zor okunan, ama büyük ırmaklar gibi kımıl kımıl, üslupçu, ruhlu anlatımıyla, her türlü ilgisiziliği, unutulmuşluğu aşacak, soylu okuyucularca eninde sonunda farkolunacak bir romandır

Kaybolmuş Zamanın Peşinde. şuraya gelmek istiyorum: Edebiyat eserini daima okunur, aranır, vazgeçilmez kılan, özünde taşıdığı değerlerdir: Konusundan sergilediği ayrıntılara, dilinden tekniğine, anlatımından üslubuna kadar onu adlı adınca bir sanat ürünü yapan değerler...

Ne var ki bir takım yazarlar, ya bu gerçeği gözardı ettiklerinden, ya da ortaya koydukları eserin edebiyatça taşıdığı değere güvenmediklerinden, yazdıklarının sözümona kıymeti yükselsin diye türlü türlü edebiyat dışı yollara başvururlar.

Kimileri yazar derneklerine üye olurlar: Örgüt dayanışmasından yararlanarak kitaplarının ismini duyurmak için.

Kimileri, idareciliği, becerisi yazarlığına, şairliğine başat olan bazı yeteneksiz dergi ve yayınevi yönetmenlerine dalkavukluk yapmakta görürler çareyi.

Kimileri edebiyat ödüllerine bağlarlar bütün umutlarını: Bunun için etkili yayın çevrelerine girmekten, ödül kurulu üyeleriyle kişisel yakınlık kurmaya kadar sonuç alıcı pek çok ilişkiden kaçınmazlar.

Kimileri her nasılsa ele geçirdikleri bazı gazete, dergi köşelerinde, bir takım kötü şiirleri, pembe öyküleri, piyasa romanlarını övme yöntemini kullanırlar. Paslaşma diye de adlandırılan bu yöntemle yapmak istedikleri, verimlerini övdükleri yazarların, şairlerin de karşılık olarak onları övmesini sağlamak, böylece Ataç'ın sık sık yakındığı bir 'övüşme ortaklığı' kurmaktır. Tabii, ortaklıklar kişisel girişimlere göre her zaman daha etkin olduğundan, başarı şansı en yüksek yöntemlerden biri budur.

Kimileriyse, güçlerini kötüye kullanma yolunu seçerler. Bunlar daha çok zengin, kamu görevlerinde yüksek bir makamı, siyasette etkin bir mevkii elinde bulunduran tiplerdir. Bu gibiler arasında, Necip Fazıl'ın deyimiyle 'şair olabilmek için başbakan olanlar' bile vardır. Yine de başarısı fiilen kanıtlanmış bir yöntemdir bu. Bu yöntemi seçenler içinde, 'övüşme ortaklıklarının' belirleyici olduğu yazar örgütlerinden, siyasi hesapların, diplomatik ilişkilerin yön verdiği kimi uluslararası kuruluşlardan ödül toplayanların sayısı hiç de az değildir.

Ama ne olursa olsun, bu tür yollarla belli bir süre gündemde kalmış olmak edebiyat eserini uzun ömürlü kılmaya yetmemektedir. Nice övgü yazılan, nice ödülle taçlandırılan, hatta nice çok satan kitap, kısa bir süre içinde unutulup gitmektedir.

Çünkü edebiyat eserini zamana dayanıkla yapan iyi yazılmış olmasıdır. Başka deyişle, eserin güvencesi kalitesidir. Övgüler, kayırmalar, ödüller gibi suni destekler, olsa olsa, genel zevk düzeyini düşürerek bir süre edebiyat piyasasını saptırırlar, iyi ürünlerin okuyucuyla buluşmasını geciktirirler. Ama hepsi o kadar.

·        Kayıtlar, Kasım'93, Sayı: 37

 

© 2002 İktibas  

Designed by medem        Anlam BASIN YAYIN Arsiv Abone olmak icin