|
Düşman
Stokları
Jürgen Krönig
Çeviren :
Selvet AKGÜN
Die Zeit,
28.08.2002, 35/02
Amerikan
stratejistleri Irak’ın petrol yataklarına uzanmak
istiyorlar. Batı kendisini Suudilerden bağımsız hale
getirmeli
Dünya
ekonomisi kan kaybediyor, fakat petrol fiyatlarındaki
artış devam ediyor. Aslında petrol belli bir zamandan
beri pahalı. Bu arada, Amerikan Nymex-Futures borsasında
Brent cinsi bir varil yaklaşık 20 Dolara satılıyor.
Konjonktürel düşüş talepi azaltsa da, arz artıyor. OPEC
muslukları açıyor ve kendi üretim kotalarına aykırı
hareket ediyor. Üyeleri her gün, fazladan 1,8 Milyon
varil üretiyorlar. Middle East Economic Survey’in
tespitlerine göre özellikle Irak ve İran son aylarda
üretimi tırmandırdılar.
Irak aynı
zamanda yüksek talebin müsebbibi durumunda. Kimse
körfezdeki savaşın olup olmayacağı veya ne zaman
olacağını bilmiyor. Her ne kadar Avrupalı hükümetler
silahlı bir çözümün engellenebileceğini ümit ediyorlarsa
da bütün Sanayi ülkeleri, özellikle de ABD, petrol
rezervlerinin stoklarını dolduruyorlar. Mütemadiyen
ülkenin stratejik rezervlerinin bulunduğu Texas ve
Louisiana’nın dev mağaralarına haftalardır tanker
yüklerini pompalıyorlar. Afganistan savaşı’ndan sonra
Bush, 700 Milyon varil kapasiteli depoların limitlerine
kadar doldurulması talimatı vermişti. Londra’daki Alman
bankasından Adam Sieminski, Batı petrol istiflediği için
‘yükselme tandansıyla fiyatın sabit kaldığını’ söylüyor.
Irak’a karşı
olası bir savaş karşısında sanayi ülkeleri kendilerini
güvence altında görmek istiyorlar. Saddam Hüseyin’in
rejimine karşı bir savaşın çıkması durumunda, Irak
petrolü dünya piyasasından çekilir. Batı, 1,5 ila 2
Milyon varillik kayba tahammül edebilir, çünkü böylesi
bir durumda diğer üreticiler piyasadaki paylarını
yükseltmek isteyeceklerdir. Fakat Saddam Hüseyin geçici
de olsa Kuveyt ve Suudi Arabistan’ın petrol yataklarını
tasfiye etmeye çalışabilir. Londra’daki Centre for
Global Energy Studies’ten Julian Lee’ye göre böyle bir
‘korkulu rüya senaryosusu’ karşısında ‘petrol fiyatı
için üst bir sınır’ bulmak imkansız olur. Varil başı 50
yada 60 Dolarlık bir dramatik fiyat artışı dünyayı derin
bir ekonomik krize götürebilir.
Rezervler
darboğazları aşmaya yardımcı olabilir. ABD mağara
depolarından üç ay boyunca günde ek olarak dört milyon
varil petrol piyasaya sunabilir. Buna Almanya ve
Japonya’daki stoklar da dahil edilirse, bir aylığına da
olsa, günde 9 milyon varillik bir stok kullanma imkanına
sahiptir. Uluslararası Enerji Ajansı IEA’ya göre Batı,
muhtemel bir petrol krizine karşı her zamankinden daha
iyi bir şekilde donanmış vaziyette. Batının, ‘eski
petrol krizlerinde ortaya çıkan büyüklükteki şokları ve
kesintileri telafi edebilecek’ kadar rezervleri var.
Uzmanların
tümü ise, Körfez’de çıkabilecek yeni bir savaşın petrolü
kısa vadede pahalılaştıracağı konusunda hemfikirler.
Orta vadede ise Bağdat’da bir rejim değişikliği petrol
tedariki konusundaki sıkıntıların giderilmesine katkıda
bulunabilir. Batılı şirketlerin üst düzey yöneticileri,
Irak’taki potansiyel hakkında konuştuklarında
heyecanlanıyorlar. Ülke, dünya rezervlerinin yüzde
15’ine sahip ve petrol yataklarına büyük ölçüde henüz el
değmemiş. Hatta bu yüzden Lee’ye göre Irak’ın şimdiki
tahminlerden daha fazla petrole yataklık ettiği de
düşünülebilir. Batı çölü hemen hemen hiç araştırılmamış;
Irak’ın rezervlerinin son tahlilde ‘Suudi Arabistan’ın
rezervleri kadar büyük olduğu ortaya çıkabilir’.
Bilhassa üretim şartlarının neredeyse olağanüstü
uygunluğu dikkate alındığında, Petrol multi
milyarderlerinin orada iş yapmak için beklemeleri hiç de
şaşırtıcı değil. Nitekim, 1 varilin tüm masrafları bir
doların altında kalıyor. Aynı miktar petrolü Sibirya’dan
ya da Kuzey Denizi’nden çıkarmak, 16 ila 18 dolara mal
oluyor. Petrol, Suudi Arabistan’da dahil, hiçbir yerde,
bu kadar ucuz çıkartılmıyor.
Ayrıca 11
Eylül’den beri Suudi Arabistan’ın siyasi güvenilirliği
konusunda şüpheler var. Rand Corporation’in
analizcilerinin Pentagon için hazırladığı bir rapor,
dünyanın en büyük petrol gücünü ‘şerrin çekirdeği’
olarak tanımlıyor. Onlarca senedir ABD’nin güvenilir
müttefiki olan Suud ülkesi, Ortadoğu’da ‘en tehlikeli
muhalif’ olarak görülmeliymiş. Rand Corporation,
Washington’a Riyad’ı ‘terör gruplarının finanse ve
organize edilmesine’ son vermek için baskı altına alması
gerektiğini tavsiye ediyor. Başka çare kalmaz ise Suudi
Arabistan’ın yabancı ülkelerdeki paraları ve petrol
yatakları ‘hedef tahtasına alınmalılar’. Suudların
tutumu, Saddam Hüseyin’in devrilmesi ile çok az ‘pozitif
etkilenecek’miş.
ABD’deki
şahinlere Irak petrolü ek argüman sunuyor. Hesaplarına
göre Bağdat’da yeni bir rejim Irak’ı en önemli
pazarlayıcı ülke konumuna getirecek ve Suud petrolüne
bağımlılığı azaltacak. Pentagon’un ifadelerine göre bu
senaryo gerçekleşse bile, Batı ‘düşman’ petrolüne muhtaç
kalacak. Zira petrol yatakları çoğunlukla İslam
ülkelerinde ya da Rusya’da bulunmakta. Moskova gerçekten
güvenilir bir partner olarak kendini kanıtlayabilecek
mi? Saddam Hüseyin’den sonra Bağdat’ı daha fazla
işbirliğini önceleyen bir rejim yönetecek mi? Ama şurası
kesin: Sanayileşmiş ülkeler petrole bağımlı oldukları
müddetçe Batı, belirsizliklerle yaşamak zorunda.
© 2002 İktibas |