|
CIA ve
Demokrasi
Mumia-Ebu-Jamal
Çeviren :
Kamil CENGİZ
Junge Welt,
06.07.2002
Aslında bir
Amerikan Cumhurbaşkanının yabancı ülkelerde Amerikan
demokrasisinin marifetleri hakkında konuştuğunu duymak
acayip bir şey.
Acaba CIA’nin
sorumlularını kim seçiyor? Zira, eğer ABD’nin yönetici
sınıfının çıkarlarını yabancı ülkelerde diğer Amerikan
kurumlarından daha fazla koruyan bir kurumu varsa, o da
CIA’dir. O, dünyanın neredeyse bütün ülkelerinde
dünyanın zenginliklerinin ABD’nin hazinesine akmasını
sağlamak için hükümetlerin altını oyan ve destabilize
eden bir görünmez ordu haline gelmiş bir
organizasyondur.
Normalde
yanlış bilgilenmiş Amerika’lılar CIA hakkında
düşündüklerinde, çoğunlukla İngiliz casusluğunun markalı
malı James Bond’dan mülhem tumturaklı ve asil görüşlere
sahipler. Biraz daha olgun olan okuyucu belki CIA
denince aklına tonlarca materyal okuyan ve böylelikle
bugünlerde ‘Intelligence’ –haber hizmeti- adı verilen
şeyin asıl işini halleden bir dizi memuru getiriyor.
Hakikatin bununla elbette bir ilişkisi var. Ancak
CIA’nin özenle Amerikan kamuoyundan gizlenen ve
Alaska’nın son geyiğini dahi iliklerine kadar
sarsabilecek bir diğer yüzü de var.
Tarihi olarak
bakıldığında CIA’nin görevi dünya çapında, Amerikan
politikasını belirleyenler tarafından okunan, analiz
edilen ya da yorumlanan haberleri toplamak değil.
CIA-ajanlarının görevi aktif olarak eylemde bulunmaktır.
Tarihçilerin
son yıllarda yabancı ülkelerdeki CIA eylemleri hakkında
tespit ettikleri Mafyanın dahi gizli tutacağı adeta bir
günah listesi gibi okunuyor. Mesela 1990’da, CIA’nin 2.
Dünya Savaşı sonrası İtalyası’nda, İtalyan kamuoyunun
seçimlerde Amerikan siyasetçilerinin rızasına uygun
düşmeyen yollara kaymamalarını garantilemek için ‘gizli
askeri bir organizasyon’ kurdukları ortaya çıktı. CIA
bunun için bütün İtalya’da büyük silah depoları ve
patlayıcı madde stokları oluşturmuştu. ‘Gladio
Operasyonu’ namıyla maruf bu oluşumda CIA, seçilmiş
İtalyan hükümetinin seçimlerde ABD’nin iradesine karşı
gelme durumunda onları devirecek 15000 savaşçıdan
müteşekkil bir gizli ordu kurmuştu. Benzeri gizli
ordular diğer Avrupa ülkelerinde mesela Fransa, Hollanda
ve Batı Almanya’da oluşturulmuştu. Batı Almanya’da bu
iş, kendilerini yeni Amerikan müttefiklerinin hizmetine
veren eski SS -Subayları tarafından üstlenilmişti.
Tarihçiler,
CIA’nin kuruluş aşamasında büyük etkisi olan en önemli
yapı taşlarından birinin Hitler’in General Reinhard
Gehlen’in yönetimindeki eski güvenlik ve gizli
servisinin üst düzey yetkilileri ve ajanlarından
müteşekkil ‘Gehlen Organizasyonu’ olduğuna dair haberler
ortaya çıkardılar.
Gehlen
kendisini Amerika’lılara teslim ettiğinde onlara kendi
organizasyonu tarafından oluşturulmuş dosyaların da
içinde bulunduğu saklandıkları yeri açıklamıştı.
Nazi-gizli servisçileri ile Amerika’lılar arasında bir
‘centilmenlik antlaşması’ gerçekleştirildi. Gehlen
organizasyonu Amerikan hükümeti için çalışmaya
başlamıştı ve bundan böyle onun tarafından finanse
edildi.
Eğer
Avrupa’da bile böyle köklere sahip ise, diğer Amerika
ülkeleri, Afrika ya da Asya’da farklı mı olacaktı?
ABD’liler demokrasi için kıllarını kıpırdatmadılar.
Onlar hoşnut olmadıkları hükümetleri devirdiler,
politikacıları ve komple partileri satın aldılar ve
bütün bunların hedefe ulaştırmaması durumunda yollarına
engel olarak dikilen siyasi liderleri ortadan
kaldırdılar. Ve bunlar 50’li ve 60’lı yıllarla sınırlı
istisnai olaylar değil. Bugün de Irak’ın Saddam
Hüseyin’in devrilmesi için sesler yükselmiyor mu? ABD bu
konuda üslubunu biraz yumuşatmak zorunda idi, zira
Avrupalı müttefikleri açık uyarıda bulunmuşlardı, fakat
bu hedefin kararlı bir şekilde güdüldüğü gün gibi açık.
Bugün tanık
olduğumuz şey, hangi ülkede ilgili halkların istek ve
arzuları kaale alınmaksızın hangi devlet yönetiminin
iktidar olması gerektiğini belirlemek isteyen ABD
yöneticilerinin emperyal demokrasisidir. Bunun neresi
‘demokratik’? Bu, ikiyüzlülerin demokrasisi.
© 2002 İktibas |