Anlam BASIN YAYIN Arsiv Abone olmak icin

                                                                                       YIL 20. SAYI 285 Eylül 2002

                                  

Anasayfa
Selam İle
Yorum
Kavram
Düşünce  
Çeviri
Bir Dergi-Alıntı
Sanat Edebiyat

Tutarlı Bir Şiire Doğru

Filistin Şiirleri Antolojisi

Sayıklama ve Şiir

Herkesin Uykusu Nereye Kaçıyor?

Mektup
Gündem
Ayın Başlıkları

 

 

 

 

Tutarlı Bir Şiire Doğru

 

Özgür DERYA

 

Şiirde doruk nedir, bir daha varamayacağın yer mi,

Yoksa doruktan doruğa yapılan bir macera mıdır şiir?

Bence en iyisi Sysphos gibi her gün yeniden tırmanmaktır.

Şair her şiirinde yeniden doğar ve ölür

M. C. ANDAY

 

Başlık "tutarlılık" olunca şiirin öznesi ya da nesnesi üzerinde değil, özne ile nesne arasındaki şiir eylemi üzerinde durmakta yarar var diye düşünüyorum. Çok genel bir biçimde bu eylemi "şairin şiir olgusuna yaklaşımlarının toplamı" olarak tanımlayabiliriz. Bu yaklaşımlar felsefi olabilir, edebi olabilir, bilimsel olabilir ya da tamamen şiirin kendi iç dinamikleriyle ilgili olarak dilsel olabilir, biçimsel olabilir v.s. Dolayısıyla yaklaşımların çeşitliliği ve derinliği şiir eyleminin de çeşitliliğini ve derinliğini belirleyecektir.

Çok kaygan bir zeminde durur şiir. Düzyazı ürünleri gibi kendini savunacak kalın duvarları, devasa silahları yoktur. İnsanın konuşmaya başladığı günden beri tanrılara, krallara bağlılığını dile getirdiği, kendine ait olan her şeyi onun üzerinden diğer çağlara aktardığı şiir, bütün bunlara rağmen ona en mesafeli duran edebiyat ürünü olmuştur. Şiir insana ait her şeyi içinde barındırır ancak insan şiire ait her şeyi içinde barındırmaz. Çok klasik bir söylemdir ama bence çok geçerlidir, nerde insan varsa orda öykü vardır ama insanın her olduğu yerde şiir yoktur. Bir roman yazıp ortalığı birbirine katma heveslisi romancılar vardır da bir şiir yazıp ortalığı birbirine katmak isteyen şaire rastlanmamıştır şimdiye dek. Sözün özü, insanla bu kadar iç içe geçmişken, diğer edebiyat ürünlerinin giremediği kadar içlerine girmişken, bir o kadar da mesafeli durur şiir.

Şiirin düzyazı örnekleri gibi kendisini savunacak kalın duvarları, devasa silahları yoktur derken, çaresiz, savunmasızdır demek değildir bu. Tam tersi iyi şiirin kendini savunmak için kalın duvarlara, devasa silahlara ihtiyacı yoktur. Kötü bir şiiri de kalın duvarlarla ve devasa silahlarla savunamazsınız. İstemeden de olsa şiir var olduğundan beridir en çok sorulan, en çok cevabı verilen ve en çok cevabı verilemeyen soruya geldik "nedir iyi şiir, kötü şiir?" Bu soruyu her şair Demokles'in kılıcı gibi tepesinde taşır; hatta biraz daha ileriye götürürsek her şiirinde en az bir defa sorar. "İyi şiir nedir?" sorusunun bedelidir belki de her şiirde Sysphos gibi yeniden başlamak.

Bir uca şairi, öbür uca şiiri koyarsak, şairden şiire giden yolları tanımlamak önemlidir. Bazılarının savunduğu gibi "pusulasız açık denizlerde dolaşan gemici" değildir şair. Durduğu yeri ve buradan nereye baktığını, yaklaşımlarının tutarlılığı açısından iyi tanımlamak zorundadır. Burada iyi şiir, kötü şiir kavramlarından farklı bir kavram çıkıyor karşımıza: tutarlı şiir. Tutarlılık yalnızca felsefi ya da ahlaki değil, bilimsel bir tavırdır. Tabii felsefi ya da bilimsel olmak gibi bir derdi olmayanlara hatta daha da ileri giderek şiirde felsefeye ve bilimselliğe yer yoktur diyenlere söyleyecek sözüm yok. Ama hemen belirtmek isterim, şiirin insana ait her şeyi içinde barındırdığını söyledikten sonra bilimi ve felsefeyi dışlamak pek tutarlı olmaz kanaatimce.

Şiir, yine diğer yazın türlerinden farklı olarak kendini oluşturan unsurlar arasında kusursuz bir birliktelik ister. Biçim öğeleri açısından savruk, yalpalayan fakat çok anlamlı bir şiirden söz edilemeyeceği gibi, anlamsız fakat ses öğeleri, biçim öğeleri çok güçlü bir şiirden de söz edilemez. Biçim ve içerik birbiri ile sımsıkı örülmüş olmalıdır. Dolayısı ile daha çok öznel bir beğeniyi ifade eden iyi ya da kötü sıfatlarının yerine nesnel bir bakış açısını ifade eden tutarlılık kavramı, şiirin bütününde aranmalıdır. Fransız şair Paul Valery bu konuda şunları söylüyor: "Dilin iki anlatım biçimi vardır. Bunlardan biri bir olayı aktarmak, diğeri ise heyecan ve duygu uyandırmaktır. Şiir bu iki işlevin uzlaşmasıdır."

Şiiri dilin bir eylemliliği, dilin çeşitli şekillerde yeniden üretimi olarak ele alırsak, dil açısından da bir tutarlılık gerekli değil zorunludur. Bu konuda şiir üzerine sayısız deneme ve makale yazmış olan İngiliz şair T. S. Eliot'un sözlerini anmadan geçemeyeceğim: "Her kelime diğer kelimelere anlam kazandıracak şekilde yerini bulmuştur. Şiirde kelimeler hak ettiklerinden ne daha az ne de daha çok yer işgal ederler. Yeni ve eski kelimeler hiçbir zorlama olmaksızın birbirleri ile anlam alışverişi içindedir. Gündelik kelimeler kabalaşmadan, resmi kelimeler ise ukalalaşmadan eksiksiz bir şekilde anlamlarını bulurlar ve tam bir uyum içinde musikinin temposuna ayak uydururlar."

Şairi biraz da şişenin içinde gemi maketi yapan ustalara benzetebiliriz. Tıpkı bu insanların cımbızın ucundaki küçücük parçaları şişenin içinde birbirine iliştirmesi gibi büyük bir sabır ve ince ustalık gerektirir şiir işçiliği. Bu açıdan yaklaşıldığında şairin kelime seçiminde ve bu kelimelerin birbirine eklenmesinde izlenecek metodolojide de tutarlı olması gerekir. En küçük dikkatsizlik, özensizlik şişenin içindeki maketi mahvedebileceği gibi, bütün şiiri de mahvedebilir. Burada dikkat, sabır, özen ve tutarlılık kelimelerini özellikle bir arada kullandım. Dikkatin, sabrın, özenin olmadığı yerde nasıl tutarlılıktan bahsedilebilir ki?

Sonuç olarak, okuyucu, şair, eleştirmen, akademisyen v.b. bütün öğeleri içinde barındıran şiir alanı her isteyenin her istediğini söyleyebileceği, yazabileceği bir alan değildir. Seçicilik daha şiir ortaya çıkmadan yazılma aşamasında başlar. Şair birtakım kelimeleri eler, değiştirir, bir takım dizeleri beğenmez atar, yeni dizeler yazar... Aynı süreç farklı biçimlerde okuyucu için de eleştimen için de akademisyen içinde geçerlidir. Bilimin, felsefenin, aklın, ahlakın ve bu disiplinlerin hepsinin başına iliştirilmesi gereken tutarlılığın olmadığı yerde dogmalar, hurafeler, klişeler, tabular vardır ki kuşkusuz bu yer şiirin en olmamasını arzuladığımız yerdir.

© 2002 İktibas  

Designed by medem        Anlam BASIN YAYIN Arsiv Abone olmak icin