Anlam BASIN YAYIN Arsiv Abone olmak icin

                                                                                       YIL 20. SAYI 282 Haziran 2002

                                  

Anasayfa
Selam İle
Yorum
Kavram
Düşünce  

Diyanet Şurası

Toplum Sözleş(me)mesi

Mektup-1

İrin Küpü  Patladı

Yeni Bir Çerçeve

Çeviri
Lokal Etkinlik
Sanat Edebiyat
Mektup
Gündem
Ayın Başlıkları

 

 

Yeni Bir Çerçeve Gerekiyor

 

 

Atasoy MÜFTÜOĞLU

 

Küresel ölçekte bir vicdani kriz ile karşı karşıya bulunuyoruz. Sosyal, kültürel, siyasal hayat bunalım içerisinde. İnsanlık acıları karşısında modern dünya, manevi kayıtsızlık ve vicdani bir felç içerisindedir. Karşımızda yoğun bir zulümler dünyası var. Yanlış-doğru, iyi-kötü kavramlarını altüst eden modern uygarlık, insanlık vicdanına kayıtsız kaldığı için, bir çöküş içerisindedir. İnsanlığın düşünsel, ruhsal, manevi, sosyal, kültürel hayatı büyük bir yoksullaşma ile karşı karşıyadır. Manevi kuralları olmayan bir dünyada, insanlığın güven duyacağı kaynaklar yok edilmektedir. Laik materyalizme dayalı olduğu için, modern uygarlığın hiç bir zaman manevi kriterleri olmamıştır. Hiç bir manevi, ahlaki, ruhi birikime, içeriğe, zenginliğe sahip olmayan modern uygarlığın, insan-lığa ahlaki bir katkıda bulunması beklenemez. Özellikle içerisinde bulunduğumuz dönemde modern uygarlığın askeri güç dışında bir gücü olmadığını, askeri ilerleme dışında herhangi bir ilerleme kaydetmediğini görüyoruz.

İçerisinde yaşadığımız dönem, mantığın sınırsız alçalışına tanık olduğumuz bir dönemdir. Küresel emperyalist iktidar, dünyayı ideolojik bağlamda yeniden yapılandırıyor. Bütün kavramlar bu dönemde ideolojik bir silah olarak kullanılıyor. Yeni ideolojik gündem, "terörle mücadele"dir ve "terörle mücadele" sloganı bir müdahale aracı haline gelmiştir. Yeni düzende, yeni ideolojik gündemle herkesin ABD ideolojisi ile bütünleşmesi dayatılıyor, içerisinde yaşadığımız dönem, bütün temel, vazgeçilemez değer ölçülerinin, anlam ölçülerinin ve kaynaklarının, ahlak ölçülerinin ve kaynaklarının konjonktüre feda edildiği bir dönemdir. Küresel iktidarın vicdanı ile, insanlığın vicdanı tarihin hiç bir döneminde bugün olduğu kadar birbirinden farklı olmamıştır.

Küresel askeri düzen, askeri yollarla insanlığa haksızlık yapıyor ve acı veriyor. ABD ve İsrail, insanlık çapında umutsuzluk ve nefret üretiyor. En güçlünün kullandığı "hak"lar, güçsüzlerin zalimce, barbarca ezilmeleri anlamına geliyor. Günümüzde, ABD ve İsrail'in temel meşruiyet kaynakları yalnızca silahlardır. Bunun yanında medya saldırılarının da, en az askeri saldırılar kadar tahripkar olduğunu belirtmek gerekir. Bugünkü egemenlik büyük ölçüde kitle iletişim araçlarının egemenliğidir. Bu egemenlik, özellikle İslam Dünyasına ve kendisini İslam’a nispet eden unsurlara karşı her vesile ile olumsuz imaj üretmek, egemen ideolojik kültür adına İslam kültürünü küçümsemek, yargılamak üzere sınırsız bir bayağılık içerisinde kullanılıyor.

Egemenlerin üstünlük yarışı, yoksullar, güçsüzler ve zayıflar vahşice sömürülerek sürdürülüyor. Kaynakların sı-nırlı olduğu bir dünyada, muhteris "ilerleme" düşüncesi sınır tanımıyor. Sınırsız, ölçüsüz, dengesiz, aşırı "ilerleme" düşüncesi, kaynaklar sınırlı olduğu için, yeni sömürgecilikler, yeni emperyalizmler, yeni faşizmler üretme ihtiyacı duyuyor; insanlığın varlığı, materyalist değerler, maddesel varlıklar, tüketi-me dönük değerler uğruna pervasızca harcanıyor. Ahlaki sınırlamalardan bağımsız küresel siyaset, insanlığın geleceğinin tehdit altında bulunduğunu gösteriyor. Bir anlam ve değer içermeyen siyasal güdüler, ahlaki güdüleri eziyor.

Dünya çapında sistemli ve programlı saldırıların muhatabı kılınan Müslümanlar olarak, olayların anlık tezahürlerine göre değil, olayların kalıcı etkilerine göre program ve projeler üretmeli, ayrıntıcılıkla vakitlerimizi israf etmemeliyiz. İslam Dünyası toplumları her alanda ayrıntıcılıklarla yirminci yüzyılı israf etmiştir. Bugün de ayrıntıcı saplantılar, ayrıntıcı bağnazlıklar, yaşadığımız bütün çarpıcı gelişmelere rağmen hayatiyetini sürdürebilmektedir. Bugün muhatap olduğumuz akılsız, mantıksız, ahlaksız saldırılara, bilgiyle, bilgelikle, adaletle, vakarla, onurla ve sabırla, kararlı ve dirençli bir çizgiyi koruyarak yanıtlar verebilmeliyiz. Zorluklar karşısında ölçüyü ve sükuneti korumak, iç huzuru muhafaza etmek ve kendimize olan güvenimizi güçlendirmek şiarımız olmalıdır. Düşünsel, manevi, ruhi hareketlilik, canlılık ve üretkenlikle her tür yozlaşmaya dur diyebiliriz. Geçmişte yaşayan bir algılama biçimi ile, bugünün sorunları ile yüzleşmemiz mümkün olamaz. Gerçek dünyada ve bugünde yaşayarak, bugünün sorunlarına yaklaşabiliriz. Eski tarzı, eski üslubu, eski söylemi muhafaza etmekten; yeni bir tarz, yeni bir üslup ve söylem inşa edememekten kaynaklanan bir bunalım durumu yaşıyoruz. Entelektüel zemini ve çerçevesi olmayan, popülarize edil-miş, içerikten yoksun, basit, yüzeysel, tepkici gündelik kültürel ve politik dili/ufku aşabilmeliyiz, insanlık çapında ileri ve etki uyandıracak, akli, vicdani ve ahlaki temellendirmelere dayalı, evrensel insanlık ölçütlerini yansıtan; yüzeysel gözlem ve değerlendirmelerden uzak, yeni bir düşünsel, kültürel ve siyasal çerçeve üretmemiz zorunlu hale gelmiştir.

Tüm kalbimizle, tüm içtenliğimizle insanlığa seslenmeli; en geniş anlamda insanlıkla ilişki kurabilmek için, daha çok bilgiye, daha çok birikime, daha çok yeteneğe, daha çok niteliğe, bilince ve sorumluluğa ihtiyaç duyabilmeliyiz. İmkanlarımızı ve çabalarımızı daha büyük düşünceler, daha büyük fikirler, daha büyük kitaplar/eserler, daha büyük düşünce ve fikir kaynakları, daha büyük düşünce ve fikir kurumları, daha büyük kadrolar üzerinde yoğunlaştırabilmeliyiz. Olayların anlık etkisine ve çekiciliğine kapılmadan, inançlarımızın ve düşüncelerimizin bugün de geçerli ve etkin olduğuna inancımızı yenilemeliyiz.

Zamanı kaybetmemek için, vakitlerimizi kaybetmemek için, bilincimizi, duyarlılığımızı, hassasiyet ve sorumluluklarımızı geçmişe olmaktan çok, geleceğe açık tutmalıyız. Kendi inançlarımızın, ruhumuzun, kalbimizin özgürlüğünü ve özgünlüğünü kurtaramazsak, hiç kimseyi kurtaramayacağız.

Zulümle uzlaşamayız, kötülüklerle uzlaşamayız.

Çıkarlara göre şekillenen bir dünya, çıkarlara göre hareket eden bir uygarlık çok dar ve sığ görüşlü bir dünya ve uygarlıktır. Bu dünya ve bu uygarlık kendi çıkarlarıyla bütünleşen bütün zalimliklere, barbarlıklara, etnik temizliklere tahammül edebiliyor. Modern uygarlık çöküyor, çünkü modern uygarlık öteki kül-türlerle savaş içerisinde bulunuyor. Tarihin bugünkü yürüyüşüne katılmak militarizme ve faşizmin yürüyüşüne katılmak anlamına geliyor. Militarizm ve faşizm dünyayı sadece egemenlerin, güçlülerin yaşayabileceği bir yer haline getirmek istiyor.

 

© 2002 İktibas  

Designed by medem        Anlam BASIN YAYIN Arsiv Abone olmak icin