|
Cenin’den
Gucarat’a... Yeni Dünya Sistemi ve Katliam Hakkı
İbrahim
KARAGÜL / 4.5.2002 / YENİ ŞAFAK
Cenin
katliamının nasıl örtbas edildiğini gördünüz. Günlerce
kuşatma altında tutulan Filistin lideri Yaser Arafat'ı
serbest bıraktılar, karşılığında Cenin katliamının
üstünü örttüler. Güya Müslümanlar'ı kandırdılar. İşgali
birlikte planlayan ABD ve İsrail, Birleşmiş Milletler ve
diğed uluslararası kurumları safdışı edip milyarlarca
insanın gözleri önünde bir vahşetin tespit edilmesini
engellediler.
ABD
istihbaratına çalışan BM silah denetçilerini reddettiği
için Irak'ı istila etmeye hazırlanan, Körfez'i silah
deposuna dönüştüren, Kızıldeniz'den Hint Okyanusu'na
kadar bütün bölgeyi kuşatan ABD, İsrail'le birlikte,
önce Filistin'e uluslararası barış gücü gönderilmesini
ve Cenin katliamının soruşturulmasını öngören tasarıyı
BM Güvenlik Konseyi'nde engelledi. Ardından son derece
sınırlı yetkileri olan ve Güvenlik Konseyi kararıyla
bölgeye gönderilmesi planlanan heyeti günlerce
Cenevre'de beklettikten sonra işlevsiz hale getirdi ve
dünya bir vahşetin nasıl gizlendiğine hep birlikte şahit
oldu. İnsanlık, Uluslararası kurumların ABD'nin
çıkarları için nasıl istismar edildiğini hep birlikte
gördü. Fiilen Güvenlik Konseyi'nin 5. daimi üyesi haline
getirilen İsrail, dünyanın belirli güç merkezlerini ve
uluslararası kurumları esir aldı.
Uluslararası
hukukun sınırlamalarından muaf, dünyanın en önemli
nükleer ve biyolojik silah üreten ülkelerinden, etnik
temizlik veya diğer insanlık suçlarını işleme yetkisine
sahip yeryüzünün tek ırkçı devleti, istediği anda başka
bir topluma ait toprakları işgal edebiliyor, yerleşim
birimlerini haritadan silebiliyor, yüzlerce insanı hiç
bir ayırım gözetmeden katledebiliyor, binlerce insanı
esir alıp çölde kurduğu temerküz kamplarında bütün
hukuki güvencelerden mahrum şekilde tutabiliyor, yok
ettiği bir kasabada enkaz altında kalan insanların
kurtarılmasına bile izin vermeyebiliyor, kuşattığı
kentleri dünyadan tecrit edip onbinlerce insanı aç ve
ilaçsız bırakabiliyor ve bu ülke hiç bir uluslararası
yaptırıma tabi tutulmuyor. İsrail'in çılgınlıklarını
alkışlayanlar kalkıp insanlığa güvenlikten
sözedebiliyor.
Katliam veya
soykırıma tabi tutulan toplumlar için artık hiç bir
koruyucu mekanizma kalmadı. Objektif uluslararası
kıstaslar, ABD'nin küresel istila politikası karşısında
büyük bir hezimete uğradı. ABD ve cephe arkadaşları için
her türlü insanlık suçu, katliam, devlet terörü mübah.
Küresel savaşını terör gerekçesiyle kamufle eden ABD,
terörün kaynağı olduğunu Filistin vahşetiyle de
ispatladı. İsrail'i durdurmaya yönelik bütün girişimleri
sabote etti. Bush, "İsrail'i ezdirmeyiz" diye açıklama
bile yaptı.
Müslümansanız
katliama müstehaksınız
Venezüella'da,
ABD'nin küresel savaşına karşı çıktığı, petrol
şirketlerinin vergilerini artırma kararı aldığı, IMF'yi
kapı dışarı ettiği, ABD'nin Afganistan'da katliam
yaptığını açıkladığı, ülkedeki Arap nüfusla ilgili
istihbarat bilgilerini ABD'ye vermediği, Soğuk Savaş
döneminde Genelkurmay Başkanlığı'na yerleştirilen ABD
askerlerinin olşturduğu birimi lağvetme kararı aldığı ve
hava sahasını ABD'nin bazı operasyonlarına kapattığı
için Devlet Başkanı Hugo Chavez'e yönelik askeri darbe
yapan Bush yönetimi, yakında bu ülkeyi ve Kolombiya'yı
derin bir istikrarsızlığı sürükleyecek. Chavez'in bir
kaç ay içinde ya devrileceği ya da öldürüleceği
söyleniyor.
Latin
Amerika'dan Orta Afrika'nın Nijerya, Gana, Çad, Somali
ve Sudan gibi ülkelerine yönelik hain planlar
geliştiren, Filistin'den sonra Lübnan, Suriye, Irak ve
İran hattını kontrol altına almak için entrikalar
hazırlayan, Gürcistan'a askerlerini yerleştirip
Çeçenistan'da suikastlere girişen, Afganistan'da
binlerce sivili öldüren, Pakistan'da İngilizlerle
birlikte Müslüman cemaatlere karşı büyük bir operasyon
başlatan, Filipinler'de Müslümanlar'a yönelik
saldırılara hazırlanan, Endonezya'da İslamcı avı
başlatan ABD, Keşmir'deki Hint vahşetine destek veriyor.
İsrailli askeri uzmanların yıllardır Keşmir'de
bulunduğunu ve Hindistan'la nükleer/biyolojik silah
çalışmaları yaptığını herkes biliyor. Hindistan'ı yeni
müttefik ve cephe ülkesi olarak atayan ABD, yakında
terörist ilan ettiği Keşmir halkına yönelik katliamlarda
da aktif olarak yer alacak.
Eğer
Müslümansanız her türlü cinayete müstehaksınız. Aylardır
Hindistan'ın Gucarat eyaletinde Müslümanlar'a karşı
vahşi katliamlar yürütülüyor. ABD'nin küresel savaşından
cesaret alan Hint yönetiminin planladığı bu katliamları
dünya görmüyor mu? Bu terör değil mi? Daha güvenli bir
dünya gerekçesiyle insanlığın yarısına savaş ilan
edenler, bu vahşete neden ses çıkarmıyorlar? Hint
Müslümanları İslam dünyasına yardım çağrıları yapıyor.
Şehirlerden kaçan insanların büyük katliamlarla yüzyüze
oldukları, ev ve işyerlerinin yakıldığı, bütün
malvarlıklarının yağmalandığı, Müslüman kadınlara toplu
ve sistematik tecavüzlerin yapıldığı, katliam ve
tecavüzlere polislerin bile katıldığı, insanların 50-100
kişilik gruplar halinde diri diri yakıldığı, toplama
kamplarında açlık ve salgın hastalık başladığı
bildiriliyor. İşin en ürpertici yönü ise, katliamların
bizzat Hindistan Başbakanı Atal Behari Vajpayee'nin
Hindu milliyetçisi BJP partisi tarafından organize
edildiğinin ortaya çıkması.
Hakkında
gensoru önergesi verilen Vajpayee, küresel savaşında
ABD'nin en yakın müttefiklerinden biri ve İslamla
savaşın en ateşli savunucularından. Vajpayee'nin,
Başbakan Bülent Ecevit'le arası çok iyi. Ecevit, 30
Mart-2 Nisan 2000 tarihlerinde Hindistan'ı ziyaret
ederek Pakistan'la geleneksel dostluğu rafa kaldırmış,
yeni müttefik olarak Hindistan'ı ilan etmişti. Tıpkı
Rusya ve Çin ile yapılan anlaşmalar sonrası Çeçenler ve
Doğu Türkistan halkının terörist ilan edildiği gibi, bu
ziyaretlerde de Keşmir halkı terörist olarak
tescillendi.
Ankara'ya bir
'insanlık suçlusu' geliyor
Vajpayii, 8
Mayıs'ta Ankara'ya gelecek. Bu adam bir katil, bir
terörist. Bir insanlık suçlusu ve yargılanması
gerekiyor. Vajpayee'nin örgütlediği bu katliamda, bazı
kaynaklara göre, 5 bin civarında Müslüman katledildi.
Kömürleşmiş cesetleri hatırlayan yok mu?
Küresel ve
bölgesel güç merkezleri, uluslararası kurumları da
yedeğine alan ABD'nin yeni "terör çağı"na yelken açmış
gidiyor. Bütün İslam ülkelerinde, Müslüman gruplara
karşı geniş çaplı operasyonlar yürütülüyor. Gerektiği
yerlerde açık savaşa başvuruluyor. Yeni uluslararası
sistem, müttefiklerine alabildiğini katliam veya
soykırım yapma yetkisi verip ardından bu suçların üstünü
örterken, sürece karşı duran devletler veya kitleler
terörist ilan edilip vahşi saldırılara maruz bırakıyor.
Bir çok Müslüman ülkenin iç güvenliği ABD'ye emanet
edilmiş durumda ve bu ülkelerde, mesela Pakistan,
alabildiğine tasfiye operasyonları yürütülüyor.
ABD'nin
küresel istilası, bazı cephelerde askeri güçle, bazı
cephelerde istihbarat teşkilatlarıyla, bazı cephelerde
Dünya Bankası ve IMF ile, bazı cephelerde şirket
hükümetleri kurup bütün zenginliklere el koyarak,
yeryüzünün beşte dördüne cephe alarak ve uluslararası
hukuku, insanlığın ortak değerlerini yerle bir ederek
devam ediyor. Bu savaş, aslında bütün insanlığı tehdit
ediyor. Yeryüzünün onurlu insanları bütün cephelerde,
hayatın her alanında bu istilaya karşı direnmeli. Zira
onları koruyacak ne bir güç, ne uluslararası hukuk, ne
de uluslararası krum var artık. Küresel sermaye ve
askeri bürokrasi ortaklığı insanlığı kaosa sürüklüyor.
Buna kim dur diyecek?
© 2002 İktibas |