Anlam BASIN YAYIN Arsiv Abone olmak icin

                                                                                       YIL 20. SAYI 287 Kasım 2002

                                  

Anasayfa
Selam İle
Yorum
Kavram
Düşünce  
Çeviri
Lokal Etkinlik
Sanat Edebiyat

Dergi Yaprakları

Kakımlı Hoca

 

Mektup
Gündem
Ayın Başlıkları

 

 

 

 

Dergi Yaprakları

 

 

Cuma KELEBEK

 

 

 

"Zanlı Bir Uygarlıkla Hiçbir Ortak Yanımız Olamaz"

 

Yolcu'nun Samsun'dan başlatıp genişleyerek, çoğalarak sürdürdüğü yolculuğu, yukarıya çıkardığımız cümlede anılan uygarlığa karşıt bir bütünlüğü simgeliyor: "Nasıl bir medeniyetin çocukları olduğumuzu unutmadık. Yüreğimizin kenarında ceylanlar gezinir ve gözlerimizin derinliğinde saklıdır dünyanın sırrı. Suyu aziz bildik, toprağı ve havayı. Doğudan gelen esenliktir kargaşanın ve karmaşanın düğümünü çözecek olan..." "Güzellik biziz ve erdem bizde mukim."

 

Yolcu'nun elimizdeki 23-24. sayısında Ece Ayhan bir adım öne çıkarılmış. "Ece Ayhan'ı Niçin Sevmeliyiz?" başlıklı otuz iki maddelik derlemenin ilginçliği bir yana, şairin, hemen her sayfaya alınan "Velhasıl Onlar Vurdu Biz Büyüdük Kardeşim..." şeklindeki cümlesi daha bir önemli. Fakat, bizce bu önem, cümlenin 'edilginliği' ile sınırlı. Dolayısıyla, Yolcu'nun yukarıda vurgulanan duruşuna yakışmıyor görüşündeyim.

 

Ali Ayçil'in "Kurşun Yarasını Bilmeyen Gençlik",  Mahmut Yavuz'un "Bana Öyle Bakma", Esra Özdemir'in "Kıdemli Duruşun Kaypak Hikâyesi" başlıklı denemeleri ile Murat Kapkıner, Bünyamin Doğruer ve Nizar Kabbani'nin şiirleri ve Mevlana İdris ile yapılan mülâkat Yolcu'dan dikkatlere sunacağımız edebî çalışmalar...

 

"Kadavra Salonundan..."

 

Broy Eski dergisi iki güzel şiirle başlanmış. İlki, Hüseyin A. Balcıoğlu'nun Sylvıa Plath'tan çevirdiği "Kadavra Salonundan İki Manzara"...  Metin, sona eklenen dipnotla daha bir anlam kazansa da, bir okuyucu olarak siz ona, yeni anlamlar yükleyebilirsiniz. Broy Eski'nin ikinci şiiri Ahmet Ada'ya ait: "Ne Yapmalı". Ada'nın okuyucuyu alıp götüren dizeleri hakkında söz söyleyip durmanın anlamı yok. Bir iktibas, her şeye yeter: "yaz geliyor şimdi ne yapmalı/her yaprak bir rüzgâr taşırken/solgun çocuklar damlıyor/hüzün saçaklarından/şimdi ne yapmalı kalkıp/diyarbakır'a mı gitmeli/sapanla taş mı atmalı sürgün çocuklar için/biliyorum çocuklar yalınayak da büyüyor/ama dinmiyor bendeki ayak sızıları/yağmur silerken sokaklardan ayak izlerimi/kalkıp diyarbakır'a gitmeliyim/...."

 

 "Satranç ve Şiir", Broy Eski'de küçük çaplı bir dosya halinde dikkatlere sunulan önemli bir konu: "Satranç ve Şiirin Ritmik Buluşması", "Sanat ve Satranç", "Sözcük Oyunu" bu bölümde okunabilecek yazılar. Son olarak, A. Şule Süzük'ün "Nefes" adlı deneme-öyküsü gerek kurgusu gerekse mesajı ile okunabilecek bir nitelik taşıyor.

 

"Aydın, entelektüel, yabancılaşma"

 

Kumyazıları'nda Tahir Karaç Ali Şeriati'nin 'aydın' ve 'entelektül'e  bakışını araştırmış. Yazının tamamını dergiden okuyacağınızı düşünerek birkaç küçük iktibas yapmayı tercih ediyorum: " (Ali Şeriati'nin) düşün yapısının haritasında bu iki kavram farklı yerlerde durmaktadır." "(Ona göre entelektüellerin) tüm dünyaları bilimsel araştırma yaptıkları odalarından ibarettir. yazar, çizer, yançizer, ahkam keserler. keyiflerine diyecek yok. hele de masalarına hanımları tarafından yorgunluk kahvesi de geliyorsa onlardan iyisi yoktur." "entelektüel aydın olmayı beceremiyorsa, topluma yabancı bir simadır. yabancılaşma aydın olmayla sorumluluk üstlenmekle ortadan kaldırılabilir."

 

Kumyazıları'nın dikkat çeken ikinci yazısı Selçuk K. İmzasını taşıyor. "Bayım Hiçbir İdeoloji 'Ben'den Büyük Değil" başlıklı metin, başlangıçta 'ideolojisizliği' öneren bir yazı gibi okunsa da, son bölümde Türkiye gerçeklerine ait örneklerle kendisini kurtarmaya çalışıyor. Fakat, bir kere iş iyice çığırından çıkmış oluyor: "yaşama ilişkin söylemi/eylemi/ritüeli ne olursa olsun birlikte yaşama becerisi geliştirmek adına herkesle el sıkışabilirim. kuşkusuz bu beceri arayışı karşı taraf için de bir anlam zenginliği doğurabiliyorsa  ancak geliştirelebilecek kazanımlı bir süreçtir."

 

Kırklar! Zayıf  Veriyorum!

 

Kadrosundaki kalabalığa ve bu kalabalığın içinde yer tutan önemli isimlere (sözgelimi 22.  sayıdaki bazı önemli isimler: Arif Ay, Ayşe Şasa, Ahmet Kekeç, Ali Emre, Suavi Kemal Yazgıç, Yusuf Özkan Özburun, İbrahim Tenekeci, Hüseyin Akın) rağmen, Kırklar dergisi adının çağrıştırdığı 'mahalle mektebi'/ 'tekke' formatını bir  türlü aşamadı. Bu, hem ürünlerin zayıflığından, hem derginin dizgi ve düzeninden, hem de istenildiği halde bir türlü 'okul'laşamama durumundan anlaşılabilir. Bunları örneklendirelim isterseniz: Arif Ay ve İbrahim Tenekeci'nin bu sayıdaki yazıları sıradan olma düzeyine ulaşamıyorlar. Bu düzey sorunu Kırklar'ın diğer sürekli yazarları olan Mustafa Uçurum ile Mustafa Akar'da ise her daim sözkonusu.

 

Konuyu açalım: Sözgelimi İbrahim Tenekeci, "Eleştiri, Eleştirmen" başlıklı yazısında savruk bir plânla hareket etmekle kalmıyor, hesabı kitabı yeterince yapılmamış cümleler de kullanıyor: "Eleştirmen, şiir bilgisini, karşı tarafı ezmek için kullanamaz." Ne demek bu? Eleştirmen için 'karşı taraf' diye bir şey sözkonusu olamayacağı gibi, 'ezmek' de ona yakışmaz. Fakat, 'karşı taraf' olarak adlandırıldığını sandığımız 'şair', şairliğiyle eleştirmen kadar şiir bilgisine sahip değilse, kalsın onun şairliği! Arif Ay'ın "Okurken" başlıklı çalışmaları  nedense Kırklar'da irtifa kaybetti! Bu, bir bakıma şunu gösteriyor: Arif Ay, bu işe fazla önem vermiyor! Şu da Mustafa Uçurum'un yazısından bir cümle: "Ece Ayhan'ın, İsmet Özel'in, Cahit Zarifoğlu'nun ve Kırklar, Atlılar, Kaşgar dergilerinde yayınlanan şiirlerin bir çoğu modernizme uymuş epik şiirdir." Pes doğrusu, kimden kime, nereden nereye... Bu çorbadan hangi mide nasıl hoşlanır, anlamıyorum! Birbiriyle hangi 'epik' ve 'modern' çizgiler bağlıyor bu şairleri? Ayrıca, Kırklar, Atlılar ve Kaşgar'da 'yayımlanan şiirlerin bir çoğu' faraza, Elliler, Eşekliler, Balasagun (!) dergilerinde de yayımlanmıyor mu? Nedir öncekilerin kerameti?..

 

Derginin dizgi ve düzeni de zayıf: Örneğin, 22. Sayıda İbrahim Tenekeci ile Suavi Kemal Yazgıç'ın ikişer çalışması yan yana veya yakın sayfalarda yer alırken, dergide Hüseyin Akın'ın da iki ayrı ürünü bulunmakta. Bizce bu da olumsuz bir durum. Bu durum, dizgi ve düzen sıkıntısının yanı sıra, 'okul' olamama, yani iddia edildiğinin aksine, gençlere yeterince yer verememe şeklinde de yorumlanabilir.

 

Bu eleştirel yaklaşımı, dergiden okuyabileceğiniz bazı yazıları da anarak süsleyelim: Hüseyin Akın'ın "Şiir Üstüne Düşünceler" ve daha da önemlisi Ali Emre'nin "Yüzünü Hayata Dönen Kalemler"...

 

"Alâkaya Maydanoz!" Satırlar...

 

İşte bir saçmalama daha. Ay dergisinde Muhsin Şener'den: "Uzun süre üniversitede yazın okutması ve oradan yetiştirdiği yazın öğretmenlerinin liselerimize yayılması sonucunda tanpınar'ın düşünce ve duygularının oldukça egemen olduğu bir yazın eğitimi oluştu yurtta. Bu yazın eğitiminin bugün içinde bulunduğu durum ta oralardan geliyor. Örneğin divan yazımının bugünkü çağdaş dünyada gençlere okutulmasının nasıl bir nedeni olabilir ki diye soruluyor. Durağan bir beyin ve beynin sormayan, soruşturmayan ve araştırmayan insanlar yetişmesine yaptığı etkinin çok üst düzeyde ve çok yoğun olduğu artık açıkça görülüyor. Bilgisayar hızında ve interaktif bir evrenin inceliklerinde dolaşacak olan bir beynin ve bilincin, aruzun uyutan ağır aksaklığıyla bir arada bulunmasını nasıl açıklayabiliriz?"

 

Bu boş sözlerin yanısıra Ay dergisinden Ataman Avdan'a ait "Genç Şair Oku: Ritsos"  ara başlıklı yazıyı ise, tavsiye ediyoruz.

 

"Ah dedim!"

 

Özlem Tezcan Dertsiz, Bursa'da yayımlanan Akatalpa dergisindeki şiirine "Ah dedim" diyerek giriyor. "çünkü geçti aşkın alfabesinde/beyazlarımı giyip bir ömrü eskitmeye."

 

Şiirsizlik dönemlerinde bu türden söyleyişleri önemsiyor insan. Hele hele kötü şiir yayınlayan dergilerde arada bir rastlanılan lirik duygular, keyif veriyor. İşte Özlem Tezcan Dertsiz'in "29" başlıklı şiirinin birkaç dizesi:

 

"ğ vitamini çaldım şiirin kilerinden/ hüznümü süzdüm suskun, oyasız bir tülbentten", "maskeleri gördükçe şehirlerin yüzünde/neydim bu baloda ben, çıplak kral mı?", "yirmi dokuz yaşımdı, ben onu yazacaktım/zehir zıkkım sözlerin düşmeseydi mektuptan"...

 

Tek "Şiir Eleştiri Dergisi"nden...

 

Kavram Karmaşa, "Şiir Eleştiri Dergisi" üstbaşlığı ile Kayseri'de yayın yayınlanıyor. Elimizdeki 26. sayıda "Kadın Duyarlığı'nın Şiirdeki Karşılığı" kapak konusu  yapılmış. Halim Şafak, Bayram Balcı, Ayten Mutlu, Gülseli İnal, Eren Aysan, Serap Erdoğan, Nilay Özer, Gonca Özmen, Derya Önder, Fatma Kılıç, Alper Akşit, Mustafa İbakorkmaz, Hüseyin Peker Kavram Karmaşa'nın  "kadın ve şiir"e yoğunlaşan yazarları. Bir değini sınırları içerisinde ancak bu kadar ele alabileceğimiz bu dosyayı merak edeceksinizdir diye düşünüyorum. 

 

Kitap Haber

 

Yeniden yayınlanmaya başlayan Kitap Haber'de ilgimizi çeken bir dosya var: "Ece Ayhan Dosyası"... Celal Fedai, Cahit Irmak, Ali Ayçil, Mahmut Nedim Yay, Muhsin Sırdan ve Engin Turgut'un kalem oynattığı bu dosyada, doğrusu derinliklerden, yani 'mazruf'a yönelik ince inişlerden söz etmemiz imkânsız!

 

Bize Gelen Diğer Dergiler:

 

Yitik Düşler, Edebiyat ve Eleştiri, Adam Sanat, Hece, Türk Edebiyatı, Hürriyet Gösteri, Varlık.

 

© 2002 İktibas  

Designed by medem        Anlam BASIN YAYIN Arsiv Abone olmak icin