Anlam BASIN YAYIN Arsiv Abone olmak icin

                                                                                       YIL 20. SAYI 278  Mart 2002

                                  

Anasayfa
Selam İle
Yorum
Kavram
Düşünce
Çeviri
Lokal Etkinlik
Sanat Edebiyat
Mektup
Gündem
Ayın Başlıkları

 

 

 

Aziz okuyucularımız,

Mart sayımızla yine sizlerle birlikteyiz. Bu sayımızda YORUM bölümünde gündemin önemli maddeleri arasında yer alan İKO-AB toplantılarını, Karen Fogg yazışmaları çerçevesinde Türkiye-AB ilişkilerini ve Suudi prensi Abdullah’ın Ortadoğu Barış Planı’nı ele aldık. İstanbul Ruhu (!) olarak tanımlanan ve medeniyetler arası çatışmaları ortadan kaldırmak amacıyla Türkiye’nin ön ayak olmasıyla gerçekleşen uzlaşma toplantılarının, Yeni Dünya Düzeni’nin temel gereksinimlerini karşılamak amacıyla ve Amerika’ya biraz da yaranmak için tertip edildiği değerlendirmesinde bulunduk. İddia edildiği gibi Amerika bu toplantılara karşı değildir; bilakis toplantılar yoluyla dünya kamuoyuna verilmek istenen mesajı desteklemiştir. Zira Amerika, yeni dönemde, ılımlı İslam ile işbirliğine gitmek, Radikal İslam’ı ise bütünüyle etkisizleştirmek istemektedir. Bu tür toplantılar da bu amaca hizmet etmektedir. AB Türkiye temsilcisi Karen Fogg’un yazışmalarının kamuoyuna sızdırılması hadisesini de yine farklı okumak gerekmektedir. Bu olayı, Türkiye’nin AB’ye girişine engel olmak isteyenlerin bir ayak diremesi olarak görmek yerine, AB sürecinde kendi çıkarlarını azami ölçüde koruma gayretinin bir yansıması olarak görmek gerekir. Zira zinde kuvvetler dahi, Türkiye’nin AB’ye girmesini desteklediklerini açıklamıştır. Bu böyle olmalıdır, zira Cumhuriyet’in kuruluşu ile birlikte, Türkiye’nin Batı uygarlığına erişme gibi bir hedefi vardır ve bunun en pratik çözümü AB’ye girmektir. Bu nedenle şu an ayak dirediği izlenimi veren kesimlerin dahi, AB’ye girme hedefine karşı olamayacakları aşikardır. Bu tür tepkileri, AB’ye giriş ile birlikte, statü kaybını en aza indirme çabaları olarak görmek daha doğru olacaktır. Suudi Prensi'nin gasıp İsrail’i meşru bir ulus-devlet olarak tanıyan Ortadoğu planı ise, gerçekten ilginçtir. Zira, yürürlüğe konulmasa bile, İsrail’in tanınabileceği düşüncesini resmen dillendirmiş olmaktadır. Prensin bu planı, Şaron’un sopa politikasının meyvesini vermesi olarak da görülebilir. Ancak bu planın, bölge halkının haklarının gerçek temsilcisi olan İslamcı gruplarca kabul edilmesi mümkün değildir. Belki bu planın altına birileri imza atabilir, ancak bunu yapmaları durumunda, bölge halklarının vicdanlarında baştan mahkum edilmiş olacaklardır. KAVRAM bölümünde, "Dinlerarası Diyalog" konusunu işledik. Bu tür diyalog çabalarının, "ılımlı İslam’ı güçlendirme, Radikal İslamı kuşatma" siyaseti çerçevesinde gündeme getirildiği ve bu toplantılara katılan veya içeriğini destekleyen çevrelerin İslam’a değil, Batı’ya hizmet ettikleri tespitinde bulunduk. DÜŞÜNCE bölümünde ise, Mehmed Durmuş IKO-AB ortak forumunu değerlendirdi ve İstanbul’da düzenlenen uzlaşma toplantılarından Batı’nın kazançlı çıktığının altını çizdi. Metin Önal Mengüşoğlu ise, Salat’ın Namaz’a dönüşmesiyle birlikte, bu ibadetin ruhunun buharlaştığı, fakat şeklinin kaldığını vurguladı ve çözüm olarak öze dönüşü önerdi. Arif Kaya ise Batı coğrafyasından bir örnek temelinde Batı yaşam tarzının Müslümanlar için takip edilecek bir yol olmadığı tespitinde bulundu. Atasoy Müftüoğlu, "Arkaik Çerçeveleri Aşmak" adlı yazısında, bir başka dünya görüşünün damgasını taşıyan felsefi/dini yaklaşımların, Müslümanların sorunlarına çözüm olamayacağının altını çizdi ve özgün çözümler üretmenin gerekliğine dikkatleri çekti. Cemal Çağlak ise, öze dönüş sürecinde, ancak vahiy kaynaklı, tevhidi yönelimlerin sağlıklı sonuçlar verebileceğini, palyatif önerilerin çare olamayacağını vurguladı. Ömer Şevki Hotar ise, somut bir örnek temelinde bu tür palyatif yaklaşımları eleştirdi ve kamusal alanlarda içki yasağı tartışmasının beyhudeliğine dikkatleri çekti. ÇEVİRİ bölümünde, Yasin Şanlı, Alman toplumundaki ahlaki çöküntüyü örneklerle gözler önüne seren bir makaleyi tercüme etti. LOKAL ETKİNLİKLERİ bölümünde ise, konuğumuz Prof. Dr. Mehmet Paçacı idi. "Çağdaş Kur’an Tanımı" başlıklı konuşmasında, İslamcı Kur’an yorumlarını eleştiren Paçacı, modern etkinin İslamcı söylemi etkilediği tezini savundu. SANAT-EDEBİYAT bölümünde ise İzzettin Hanifi’nin, Türk Şiirinde İslamcı etkiyi inceleyen yazısının devamını bulabileceksiniz. Ayrıca başörtüsü sorununu farklı ve duygusal bir üslupla değerlendiren bir başka yazıyı da Nehir Aydın Gökduman’ın kaleminden bu bölümde okuyabileceksiniz. MEKTUPLARA CEVAPLAR bölümünde, akletmenin İslam’ı doğru anlamadaki önemine dikkatlerinizi çektik ve Kur’an’ın bu konudaki uyarılarını hatırlatma gereği duyduk. GÜNDEM bölümünde, ayın önemli başlıklarına ilişkin küpürleri sizler için seçtik. Umarız istifade edeceksiniz.

Bir sonraki sayıda buluşmak üzere Allah’a emanet olunuz...

 

 

© 2002 İktibas  

Designed by medem        Anlam BASIN YAYIN Arsiv Abone olmak icin