Anlam BASIN YAYIN Arsiv Abone olmak icin

                                                                                       YIL 20. SAYI 281 Mayıs 2002

                                  

Anasayfa
Selam İle
Yorum
Kavram
Düşünce  
Değerlendirme
Çeviri
Lokal Etkinlik
Güncel
Sanat Edebiyat
Mektup
Gündem
Ayın Başlıkları

 

 

 

Aziz okuyucularımız,

 

Mayıs sayımızda, yoğunluklu olarak, geçtiğimiz ayın en önemli gündem maddesi olan Filistin olaylarını değerlendirmeye ve soruna farklı açılardan yaklaşımlar getirmeye çalıştık. Malum olduğu üzere, İsrail’in son operasyonundan sonra, bütün dünyada, Müslüman olsun-olmasın, İsrail ve Amerika’ya karşı büyük tepkiler ortaya kondu ve mazlum Filistin halkıyla dayanışma gösterileri yapıldı. Halklar meydanlara döküldü; İsrail ve onun banisi Amerika’yı tel’in ettiler. Dünyanın mazlum halkları, bir başka mazlum halka desteklerini açıkça ortaya koydular. Ancak, iş, olan-biteni gereği gibi değerlendirmeye geldiğinde, bunu yapabilenler yine azınlıkta kaldı. Küresel hakimiyeti elinde tutan güçler, insanların duygularını sömürmesini yine bildiler ve prestijini büyük ölçüde yitirmiş olan Arafat liderliğindeki Filistin ulusalcılarına taze kan pompaladılar. Dini kanalların marifetiyle, Arafat ve ekibi, Filistin direnişinin lideri ve tek temsilcisi olarak ilan edildi ve konumlarını güçlendirdiler. Zulmün icrasında zalimlere ortak olanların kendinden menkul "liderliği", bir medyatik furya sonucunda tescil ettirildi. Kimi müslümanlar da bu oyuna alet oldular. Fakat bizler, İKTİBAS olarak, olayların, duygu seline kapılmadan, akl-ı selim ile değerlendirilmesi gerektiğini biliyorduk ve bu sayımızda son işgal girişimi vesilesiyle yapılmak istenenleri sizin için YORUM ve DÜŞÜNCE yazıları bölümünde değerlendirdik. Bu bağlamda, konuya ilişin olarak şunları söyleyebiliriz: İsrail’in giriştiği bu son saldırı, ani olarak gelişmemiştir, bilakis önceden planlanmış ve orta/uzun vadeli amaçları olan bir operasyondur. Amaç da, görevlerini ihmal eden Arafat ve ekibine "görevlerini hatırlatmaktır." Arap ve Müslüman kamuoyuna ise şu mesaj verilmek istenmiştir: "Görevi siz yapamazsanız, biz bizzat yaparız." Bu bağlamda İsrail, tehdit olarak nitelediği İslamcı gelişmelere karşı her zaman fiili saldırıda bulunma seçeneğinin olduğunu ihsas ettirmek istemiştir. Operasyon ile, asla Arafat, siyaset sahnesinden silinmek istenmemiştir. Sadece mazlum durumuna düşürülmüş ve prestij kazanması sağlanmıştır. Bundan sonra, Filistin’deki ulusalcı ekip, daha rahat hareket edebilme imkanına kavuşmuştur. Ayrıca bir başka hususun daha altını çizmek gerekir ki, Müslümanlar, hangi şart altında olursa olsunlar, haksızlığı meşrulaştırmamalıdırlar. Evet, Filistin halkı, şu an çok zor şartlar altında yaşamaktadır ve onlar bu zor şartlar altında kimi aşırılıklara kaçabilirler. Bu noktada onların mazur görülmeleri de mümkündür. Fakat onların kardeşlerinin akl-ı selimden ayrılmamaları ve her halukarda İslam’a en küçük leke dahi getirmeme konusunda çok hassas olmaları gerekir. Aksi taktirde Allah, zulüm altında inleyenleri belki bağışlar ama o kardeşlerine hakkı hatırlatmayı unutanları sorumlu tutar. Bizler, ancak ve ancak her hal ve durumda Allah rızasını gözetmeliyiz. Başka kaygılar asla bu asli kaygının önüne geçmemelidir. KAVRAM bölümünde ise, bu ay, "tevbe" konusunu işledik. Bu kavramın, genellikle, işlenen günahlara kılıf bulmak için kötüye kullanıldığını tespitinde bulunduk ve tevbenin, sadece sözle değil, amelle de doğruya yönelmek ve doğrudan bir daha sapmamak anlamına geldiğini ve bu şekilde anlaşılması durumunda gerçek sonucunu hasıl edeceğini gösterdik. DÜŞÜNCE yazıları bölümünde, Cemal Çağlak, Kur’an’la kendisini islah etmeyen bugünün Müslümanlarının, mevcut zillet halinden kurtulamayacaklarına ve burada kusuru bir başkasına bulma yaklaşımının da yanlışlığına vurguda bulundu. Metin Önal Mengüşoğlu ise, Filistin’de gerçek anlamda bir kurtuluşun, daha önce işlenen hataların bir kez daha tekrarlanmaması durumunda mümkün olabileceğinin altını çizdi ve Arafat’ın liderliğinin ciddi anlamda sorgulanması yönünde uyarılarda bulundu. Mukaddes Özkan da, yine Filistin konusunu değerlendirdi. Arafat’ın ulusalcı ve oportünist siyasetinin kendisine fayda sağlamayacağını tespitinde bulunan Özkan, yarınların, Filistin’de İslami bir dirilişe şahit olacağını söyledi. Arif Kaya ise, çeşitli konuları değerlendirdiği yazısında, özellikle Müslümanın müslümandan başka dostu olmadığı gerçeğinin altını çizdi. Atasoy Müftüoğlu, Müslümanların etraflarında örülü olan tecrit duvarlarını aşmak için, görmek istedikleri güzellikleri öncelikle kendi nefislerinde gerçekleştirmesi gerektiğine işaret etti. Mahmut Celal Özmen ise, Sahabenin adaleti kavramını ele aldığı yazısında, Sahabelerin hata işleyebilen şahsiyetler olmaları hasebiyle, her söz ve davranışının doğru olarak kabul edilemeyeceğini tezini işledi. DEĞERLENDİRME, ÇEVİRİ ve LOKAL ETKİNLİKLERİ bölümlerinin konuları da yine Filistin’di. M. Kürşad Atalar, Filistin’deki son operasyonun arkaplanını irdeledi ve muhtemel gelişmeler üzerine değerlendirmelerde bulundu. Kamil Cengiz, Filistin olaylarına duyarsız kalamayan iki Batılı yazarın makalelerini sizler için çevirdi. Lokal etkinliklerinde ise Hüsnü Özer, Filistin mücadelesinin tarihsel gelişimi ve mazlumiyet boyutunu ortaya koydu. MEKTUPLARA CEVAPLAR bölümünde, namaz vakitlerinin 5 olarak sabit olduğu tespitinde bulunduk ve namazların sonunda okunan tahiyyat duasının, sabit bir formu olmamakla birlikte, yaygın olarak kullanılan şekliyle okunmasında da bir mahzur olmadığını açıkladık. GÜNDEM bölümünde, geçtiğimiz ayın önemli konu başlıklarına ilişkin haber ve yorumları bulabileceksiniz. İstifade edeceğinizi umuyoruz.

Hepinizi Allah’a emanet ediyoruz.

© 2002 İktibas  

Designed by medem        Anlam BASIN YAYIN Arsiv Abone olmak icin