Anlam BASIN YAYIN Arsiv Abone olmak icin

                                                                                       YIL 20. SAYI 280Nisan 2002

                                  

Anasayfa
Selam İle
Yorum
Kavram
Düşünce   
Çeviri
Lokal Etkinlik
Sanat Edebiyat
Mektup
Gündem
Ayın Başlıkları

 

 

 

11 Eylülde Amerika’da Bir Hükümet Darbesi Yapıldı

 

Muriel Mirak-Weissbach

 

Çeviren : Kamil CENGİZ

Neue Solidarität, Nr. 47/2001, 21.11.2001.

 

Büyük Fransız gazeteleri ve gizli servis çevreleri, Washington ve New York’daki saldırıların arkasında ‘Üsame bin Ladin’ ve El-Kaide’nin değil, Amerikan ordusu içindeki ‘şahinler’in olduğu tezini destekleyici yönde giderek daha fazla ayrıntıyı gündeme getiriyorlar. Bu çevreler, denenmiş bir ‘hükümet darbesinden’ bahsediyor.

Bu medya içinde Le Monde ve Le Figaro gibi ‘resmi’ yayın organları da var. Burada önemli olan bu medya haberlerinin içeriğinin bütünüyle hakikate uyup uymadığı değil. Aslolan, bununla Amerika’da 11 Eylül’de başlamış olan gizli bir darbe sürecinin durdurulmaya çalışılmasıdır. Birçok siyasi çevre –sadece Fransa’da değil, aynı zamanda diğer Avrupa ülkelerinde ve Rusya’da da- New York ve Washington’daki saldırıların bir ‘terör saldırısı’ olmadığını, bilakis çok yönlü bir stratejik boyuta sahip olan siyasi bir operasyon olduğunu düşünüyor.

Bahsi geçen medyada yer alan haberler Almanya’da yok denecek kadar az yankı buldukları için, biz burada pek çok makaleden ayrıntılı alıntılar yapmak istiyoruz.

Bu haberlerin kaynağı, gizli servis ilişkileri olan Reseau Voltaire’in ‘Online-Ajans’ ve Paris’in itibarlı günlük gazeteleri Le Figaro ve Le Monde’dur.

27 Eylülde Reseau Voltaire’in yayın kurulu -kendi yorumlarına göre bir hükümet darbesi girişimi olan- 11 Eylül olaylarıyla ilgili özel bir dosya hazırladıklarını açıkladılar. Haber şöyle devam ediyor:’ 11.09.2001’de George W. Bush bütün gün boyunca olayları askeri bir darbe girişimi olarak mı yoksa yabancı teröristlerin saldırısı olarak mı yorumlayacağı konusunda kararsızdı... ABD Cumhurbaşkanının, Amerikan ordusunun böylesine caniyane saldırılar organize ettiğini tasavvur edebilmesi müthiş gözüküyor. Ancak 1962’de Cumhurbaşkanı John F. Kennedy, Genelkurmayın Küba’nin işgalini meşrulaştırmayı amaçlayan daha büyük bir komplosuyla karşı karşıya kalmıştı. General Leyman L. Lemnitzer, Amerikan halkını hedefleyen bir dizi dehşetli bombardıman planları yapmış fakat Başkan tarafından engellenmişti. Fazla sürmeden Lemnitzer ve diğer aşırı sağcı subaylar Kennedy’nin öldürülmesi hadidesini organize ettiler.’

Bir başka makalenin girişinde şunlar ifade ediliyor:

‘11 Eylül 2001, saat 10.01. Cumhurbaşkanını korumaktan sorumlu Gizli Servis, New York ve Washington’a yapılan terör saldırılarını düzenleyenlerin sorumluları tarafından telefonla aranıyor. Telefondaki ses, tehditlerinin inandırıcılığını artırmak için, Beyaz Saraydan ya da Air Force One’dan [Başkanın uçağı] verilen Başkan’ın talimatlarının kendisiyle aktarıldığı gizli şifreleri söylüyor.

Washington’a geri dönmek üzere olan George W. Bush’u korumak amacıyla uçak bilinmeyen bir menzile çevriliyor; aynı zamanda Beyaz Saray ve demokratik kurumların merkezi olan Capitol boşaltılıyor, siyasi personel atom bombalarına dayanıklı mahzenlere götürülüyor. Ulusal Güvenlik Konseyi’nin hiçbir üyesi artık bir terör saldırısını düşünmüyor, herkes bir askeri darbenin gerçekleştiğini düşünüyor. Ancak saat 20.30’a doğru durum normalleşiyor.’

RV’nin asıl dosyası, sadece ajansa abone olanlara gönderilen ‘Enformasyon bildirisi 235-236’da yayınlandı. Bu dosya o günün olaylarının kronolojisini de içeriyor. Ezcümle şunlar da ifade ediliyor:

‘Sabah saat 10.00 ila saat 20.00 arası Amerikalı yetkililer, saldırıların Ortadoğu’daki grupların giriştiği bir terör eylemi olduğunu düşünmüyorlar, bilakis bir atom saldırısı başlatabileceklerini düşündükleri Amerikan aşırı çevrelerince girişilmiş bir askeri darbe olduğunu düşünüyorlardı. Bu hipotezi destekleyen güçlü gerekçeler vardı. Bugün ise bu hipotez unutuldu, çünkü açığa çıkması durumunda Amerikan halkının morali bozulabilirdi ve muhtemel bir savaşta müttefiklerden gelecek desteği engelleyebilirdi.’

Gizli Servis’in telefonla aranması konusuyla ilgili haberleri değerlendiren ajansın muhabiri Thierry Meyssan, saldırganların telefon konuşmasıyla saldırıların sorumluluğunu üstlenmekten ziyade, Başkan’a bir ültimatom vermek ve ona baskı yapmayı amaçladıkları sonucuna varıyor.

Bu telefon konuşmasından dolayı Bush, hem silahlı kuvvetler üzerindeki kontrolü doğrudan ve bizzat üstlenmek ve özellikle de, bir başkasının kendi kimliğine girip nükleer bir çatışma meydana getirmemesini garanti altına almak için yaklaşık 12 saat Washington’a giremedi ve Stratejik Komando Merkezine (Offut/Nebraska) gitmek zorunda kaldı.

Bu arada Beyaz Saray’ın etrafında paraşütçülerin potansiyel bir saldırısını önlemek için keskin nişancılar ve Yer-Hava-roketleri kuruldu. Beyaz Saray ve Capitol derhal boşaltıldı.’

Daha fazla aydınlatıcı tespitler

Başka araştırmalar çerçevesinde Meyssan ve ekibi, ‘Başkan’a karşı seferber edilebileceğini düşündükleri grupları’ tespit etmeye çalıştılar. RV staybehind [Amerikan ordusunun bir nevi ‘tetikte bekleyen’ pasif güçleri] içinde gelişmiş ve aynı zamanda Bin Ladin’le ilişkisi olmuş terörist bir ağ olan ‘Special Forces Underground’ hakkında bir araştırma yayınlıyor. Bu ağ Federal hükümete karşı ilk provasını yapmıyor, çünkü John F. Kennedy’nin katledilmesine ve 1995 yılında Oklahoma City’deki terörist bomba saldırısına da adı karışmıştı.’

Reseau Voltaire, bu milis-hareketiyle ilgili olarak, onların yargılanmış Oklahoma-suikastçisi Timothy McVeigh, General-Edwin-A.-Walker-kuruluşunun dergisi The Resister (‘Direnişçi’) ve tümgeneral Walker ile ilişkilerini içeren materyal sunuyor.

Meyssan, Üsame bin Ladin’le hakkında, bu kişinin suçlu olup olmadığı konusundan bağımsız olarak, ‘belli bir politikayı yürürlüğe koymak için politik bir imkan sağladığını’ belirtiyor ve bu politikayı daha yakından incelemek gerektiğinin altını çiziyor:

‘Bir kaç ay önce Anglo-Amerikanlar Taliban hareketini desteklemekten vazgeçtiler ve onların rejimini devirmeyi kararlaştırdılar. Temmuzun ortasında askeri bir plan hazırlandı ve operasyonun Ekimin ortasında gerçekleştirilmesi kararlaştırıldı. Bir sır gibi saklanan bu plan, Pakistan’ın eski dışişleri bakanı Niaz Naik ve değişik aktif diplomatlar tarafından doğrulanmıştı. (‘ABD Taliban’a saldırı planlamıştı’, BBC 18 Eylül, ve ‘Gizli memorandum Taliban’ın devrilmesine dair Amerikan planlarını açığa çıkarıyor’, The Guardian, 21 Eylül). İngiliz Donanma güçleri, böyle bir hareketi meşrulaştıran 11 Eylül’den önce bölgede konuşlandırılmışlardı. Naik’e göre bu plan çerçevesinde Zahir Şah’ın, çok yaşlı olmasına rağmen devreye sokulması düşünülüyormuş. Pakistan gizli servisinden de Mesud sorununun çözülmesi istenmiş. Nitekim o sorun çözüldü! Fakat Amerikan yüksek komuta kademesinden bazıları bu ilk askeri harekat girişimini yetersiz buldular.’ Bütün bu olup bitenlerde petrol sorunu rol oynuyormuş.

16 Ekim tarihli 237 nolu ajans haberi Pentagon’a düzenlenen saldırı ile ilgili başka soruları gündeme getiriyor. Pentagon saldırısıyla ilgili resimler ve haberler İkiz Kulelerle ilgili haberlerin aksine hükümet tarafından sansürlenmiş. Havacılık,- Balistik- ve Statik uzmanlarından oluşan bir çalışma grubu uydu fotoğrafları ve diğer bilinen enformasyonlardan hareketle Pentagon’daki hasarın muhtemelen bir uçak tarafından değil, fakat başka bir sebepten kaynaklanmış olabileceği sonucuna varmışlar. Sonuçta şunlar ifade ediliyor:’ Amerikan hükümeti saldırılara içerden karışan suikastçıları gizlemek için elinden gelen her şeyi yapıyor ve şu anda sadece yabancı bir düşmanı hedef gösteriyor.’

RV 237 ‘Bushlarla Bin Ladin arasındaki gizli mali ilişkileri’ de inceliyor. Daha önce İran-Contra-skandalına karışan meşhur BCCI-bankası (Bush’un daha önce başında bulunduğu) Harkin Energy Group ile ticari ilişkiler içinde bulunmuş. Çok ilginç bir ayrıntı olarak Bin Ladin’le ilişki içinde olduğu söylenen Salih İdris’in Büyük Biritanya’da parlamentonun, askeri kurumlar ve sivil nükleer kurumlarının korunmasından sorumlu İES Digital Systems şirketinde büyük hisselere sahip olduğuna değiniliyor.

5 Kasım’da Reseau Voltaire ‘Korkunç Manipülasyonlar’ isimli makalesinde resmi açıklamalardaki kapalılık ve noksanlıkları açığa çıkaran ve uluslararası kaynaklar tarafından günbegün aydınlatılan hususlara dayanıyor – bu kaynaklar içinde Proseco, Canal Plus, Figaro, Times of İndia ve Observer gibi yayınlar da var.

Bunlardan birisi Figaro’nun Bin Ladin ve Amerikalı bir yetkili arasındaki sözde temaslarından bahseden 31 Ekim tarihli bir haberi idi.

Yasaklanmış hakikat

12 Kasım’da Fransa’nın önde gelen gazetesi Le Monde yukarıda bahsettiğimiz bu haberi yayınlamıştır ve böylelikle hiçbir resmi çevre artık bunu geçiştiremez. Le Monde ‘Yasaklanmış hakikat’ isimli yeni kitabın ayrıntılı tanıtımını yayınladı, (ki kitabın yazarları Fransız gizli servis ve hükümet çevrelerine yakınlığıyla tanınıyorlar). Sylvain Cypel tarafından yazılan tanıtım yazısının başlığı ‘Washington Taliban’la müzakerelerde bulunduğunda’. Şimdi bu tanıtım yazısından alıntılar sunuyoruz:

’11 Eylül’den önce Bush hükümeti FBI’ın terörizmi önleme kapsamındaki aktivitelerini bloke etmişti, çünkü Taliban’la, Üsame bin Ladin’i teslim etme karşılığında onları destekleyeceklerine dair, yoğun müzakereler içerisinde idiler. Bu, 14 Kasım tarihinde yayınlanmış ‘Yasaklanmış hakikat’ isimli kitabın tezi.

Kitabın başlığı sansasyon uyandırmayı hedefliyor. ‘Bin Ladin-Yasaklanmış hakikat’ başlıklı yazı pazarlama stratejisi kokuyor. İmla hataları acele edilerek baskıya verildiği izlenimini uyandırıyor... Fakat bütün bunlar dikkatlerimizi kitabın yazarları olan Jean-Charles Brisard ve Guillaume Dasquie’nın gündeme taşıdığı teoriden başka yere çevirmemeli. Onlar ne söylüyorlar? İlk olarak, Washington diplomasisinin, Körfez-monarşileriyle ilişkilerini korumak istemesi yüzünden, FBI’ın 11 Eylül’e kadar Suudi Arabistan ve Yemen’de Anti-Amerikan saldırıları düzenleyen gizli odaklara karşı soruşturma yürütmesine engel olduğunu söylüyorlar. Buna dayanak olarak, yazarlar, sansasyonel bir haber şeklinde, çalışmalarında engellendiği gerekçesiyle Temmuz 2001 yılında kendi kapılarını çalan, FBI’ın ikinci adamı John O’Neill’in ifadesini yayınlıyorlar.

Daha sonra, Amerikan diplomasisinin bir çok yıllardan beri Taliban ve komşularıyla (Pakistan, Rusya, bölgedeki eski Sovyet Cumhuriyetleri, Çin, Hindistan) Amerikan Petrol şirketlerinin tekliflerine olumlu cevap vermelerini amaçlayan sayısız görüşmeler yaptıklarını açıklıyorlar... Onlar bu görüşmelerin, (ki büyük petrol şirketlerinin hükümet üzerinde güçlü nüfuzları var) Bush hükümeti tarafından şevkle yeniden başlatıldığını ortaya koyuyorlar...

1998 yılından itibaren Amerikan petrol üreticileri ve diplomatlar, Taliban’ın ülkede tam anlamıyla hakim olmasının mümkün olmadığı –ki bu suretle Afganistan’ın ‘istikrara’ kavuşmasını bekliyorlardı- kanaatine vardılar. Bu ‘yeni Büyük Oyun’dan geri çekilme anlamına geliyordu, ki bunda Amerikan-Pakistan tarafıyla Rus-İran-Hint tarafları arasında, Afganistan’da bir cephenin diğerine galebe çalmasına engel olan ve birbiriyle çatışan çıkarlar vardı...Eğer bu, bir ‘Sıfır toplama oyunu’ olmayacaksa, Washington için bu, Amerikalıların, Rusların, Pakistanlıların ve hatta İranlıların ülkeyi imar etmek ve Orta Asya petrol şirketlerine açmak için Afgan fraksiyonlarının uzlaşmasını kabul etmeleri anlamına geliyor.

Sorumluluğu Bin Ladin üzerine yıkılan Kenya ve Tanzanya’daki Amerikan Konsolosluklarına yapılan saldırılardan (Ağustos 1998) sonra Amerikan-Taliban müzakerelerinde ana gündem maddesi Bin Ladin’in teslim edilmesiydi. Ladin’in iadesi karşılığında Clinton hükümeti Taliban yönetiminin bir şekilde tanınacağının işaretini vermişti. Bundan ortakları olan Körfez monarşileri ile Pakistan’ı kontrol etme zorunluluğu doğdu. Uluslararası düzeyde baskı mekanizmaları harekete geçirildi: BM krizden çıkmak için bir strateji üretmek ve Kabil’e karşı yaptırımlar uygulanmasını taleb eden BM kararı 1267’yi kabul etmek için ‘6+2’ (Afganistan’ın altı komşu ülkesi, artı ABD ve Rusya) isimli bir müzakere forumu oluşturdu. Suud gizli servisinin şefi Prens Turki Al Faisal, Molla Ömer’e Üsame bin Ladin’in teslim edilmesi için iki kez başvurdu fakat sonuç alamadı.

Bush hükümeti 2001 yılının Şubat ayından Ağustos ayına kadar ilerleme kaydetmeye çalıştı. nisan ayında Taliban’dan yetkili birkaç kişi Washington’a davet edildiler. Bilinen son temas, 2 Ağustos tarihinde Dışişleri Bakanlığı’nda üst düzey bir yetkili olan Christina Rocca ile Taliban’ın İslamabad’daki büyükelçisi arasında gerçekleşti. Buradan Taliban hükümetine bir son vermek amacıyla sürgünde yaşayan kral Zahir Şah’ın etrafında oluşturulacak bir kabileler şurasını devreye sokma fikri (Loya Jirga) doğdu; ancak bu fikir batılı diplomatlar tarafından 11 Eylüle kadar kamuoyuna açıklanmadı. Aylarca Washington bu fikri Taliban’a direk ‘6+2’ ile ve gizli görüşmelerde Roma’da, Kıbrıs ve Berlin’de BM Genel sekreteri Kofi Annan’ın özel temsilcisi İspanyol Francesc Vendrell’in himayesinde sundu. Bunun en güçlü ve artık sır olmaktan çıkmış delili ise Kofi Annan’ın saldırılardan 4 hafta önce, 14 Ağustos tarihli raporunda yer alan şu ifadelerdi: ‘Nisan’dan Temmuz’a kadar Taliban’ın tek başına hakimiyetinin yerine alternatif bir hükümet oluşturmaya yönelik yüksek düzeyde diplomatik çabalar vardı.’

Le Monde’da iki yazar hakkında verilen biyografik bilgiler onların Fransız gizli servisiyle yakından bağlantılı oldukları konusunda hiçbir şüphe bırakmıyor: ‘Yasak hakikat’in yazarları ajan çevresine yakınlar. Jean-Charles Brisard, Viventi’de ekonomik haber alma servisinden sorumlu idi ve daha sonra Fransız gizli servisinin talebi üzerine El Kaide’nin finansal kaynaklarını araştırdı. Onun Üsame bin Ladin’in ekonomik çevresiyle ilgili raporu (Le Monde 25 Eylül) George Bush’a Jacques Chirac tarafından Washington’u 11 Eylül’den sonraki ilk ziyaretinde sunuldu. Guillaume Dasquie gizli servis konularında uzmanlaşmış bir ajans olan İntelligence Online’ın yazı işleri müdürü.

© 2002 İktibas  

Designed by medem        Anlam BASIN YAYIN Arsiv Abone olmak icin