Anlam BASIN YAYIN Arsiv Abone olmak icin

                                                                                       YIL 20. SAYI 280 Nisan 2002

                                  

Anasayfa
Selam İle
Yorum
Kavram
Düşünce   
Çeviri
Lokal Etkinlik
Sanat Edebiyat

Cumhuriyet Dönemi Türk Şiirinde İslam İmajı

Çağının Tanığı Ak Saçlı Bilge

Mektup
Gündem
Ayın Başlıkları

 

 

Çağının Tanığı Ak Saçlı Bilge

 

Adem ÖZBAY           15.3.2002/ANADOLUDA VAKİT

 

Yazıları ve sohbetleriyle İslâm ümmetinin ve insanlığın esenliğini en samimi duygularla savunan değerli mütefekkirimiz Atasoy Müftüoglu'nu, genç kuşak yazarlarımızdan Adem Özbay anlatıyor.

"Tanışmak birlikte başlamaktır, birlikte bitirmektir. Birlikte solumak, birlikte duymak, birlikte yürümek, birlikte dayanmak, birlikte katlanmaktır tanış olmak."

Bu kelimelerin rastgele bir secimle ard arda dizildiklerini düşünüyorsanız baştan söyleyeyim: Yanılıyorsunuz. Yine bu ateşten kelimelerin oluşturdukları cümlenin; iliklerine kadar tanış olabilmenin çilesini çekmemiş birisinden sadır olduğunu düşünürseniz, yine aynı sözcüğü hatırlatacağım sizlere.

Evet, Atasoy Müftüoglu'ndan bahsediyorum. Kendine ait durusu ve söylemi ve yüreği olan bir Müslüman’dan ve bir Müslüman sanatçıdan. O sanatını yazarak ve gerektiğinde konuşarak icra eder. Notaları harfleridir onun. Afrika'dan, Kudüs'ten, Kandahar'dan, Moro'dan, Hayfa'dan, Istefihan'dan, Halep'ten, Harlem'den, Pesver'den, Keşmir'den, Taşkent'ten, Grozni'den, Doğu Türkistan'dan ve daha nice 'insan evladı tüketilen yerlerden milyonlar eslik eder onun şarkılarına. Her bestesi insanlık adına yapılmış başlı basına bir şaheser konçertodur. Kelimelerine dokunabilir, metinlerinin içinden yürekistanınıza acılan kapılan aralayabilir; bilincinizi, şakaklarınızı patlatırcasına çalıştırabilirsiniz. O birer 'gül ok' olarak fırlattığı sözcüklerinin ardına hiç bakmadan, yeni bir diyara, ama mutlaka içinde insanın, evrenin ve Vareden'in olduğu diyarlara yelken açar ve sizin onulmaz dertlerinize merhem olabilecek sözlerle şifaya davet eder sizi.

Özü bulmadıkça sürü olmaktan çıkamayacağımızı söyleyen Atasoy Müftüoglu, ruhsuz bir dünyada ancak kaynağa bağlı kalarak bir ayrılığın yaşanmayacağını söyler, içimizin penceresinden mazlumun sesi olacak bir ürpertiyi çağırmak gerektiğini dillendirir. Ve sonunda varılacak yeri şu cümleyle özetler: "Gönlünüzü veriyorsanız, daha güzel bir gönül kazanacaksınız." İşte Atasoy Abi, yıllarca gönlünü habire vermiştir. Almadan vermenin anlamında yükselen bir duyarlılıkla seslenmiştir okura. Yeniliğin ve eleştirinin yanında, taklidin ve ileriye götürmeyen kültür ve medeniyet üretemeyen nakilciliğin karsısındadır. Sadece entelektüelinin değil, okurun da kendi dünyasında ve zihninde sorgulayıcı olmasını ister. Bıkkınlığın bir zerresini onda göremezsiniz ve bilinçli bir suskunluğun dı-şında, onu hakikati ifade etmekten alıkoyamazsınız. Bugün televizyon radyo gibi sesli ve görüntülü yayın organlarının kirlenmişliklerine karşı aldığı tavırdan dolayı, onu ekranlarda göremez, frekanslardan yayılan sesler arasında duyamazsınız. O, asırlardır hakikatlerin en sahih ve yalın ifade edildiği kâğıt hışırtılarında gizler kendisini ve gizini. Umudunu hiç yitirmez ve olabilecek tüm ihtimallerin hesaplarını yapmaktan hiç yorulmaz. Çünkü insan varsa, aşk vardır. Aşk varsa umut vardır, imkân vardır.

Uzun yıllar ara verdiği dergi yazılarına Vuslat ve Ümran dergileriyle yeniden başlayan Müftüoglu, bir mü'min yürekten kocaman bir coğrafyayla bütünleşmeye devam etmektedir. Onun; içinde hiç tahammülsüzlük barındırmayan ve Müslüman sanatçıların denemeye bir türlü cesaret edemediği, 'kendi sözlerimize has bir üslup' içerisinde sayfalardan taşan yazılan; ufuksuzluk içinde kaybolan 'üretmeye mecbur' yazarlar kadar, iç âleminde derinleşmeye çalışan okurlar için çok önemli bir yerde durmaktadır.

Yıllarca fotokopilerle ya da dergi sayfalarındaki alıntılarla yüzbinlere ulaşan 'aşkın metinler' Vakti Kuşanmak adında bir araya gelmişken, İnsan Yayınlarıikinci baskıyı yapmışken, bana da bu yazıyı yazmak düşmüşken; sevgili okur sana ne yapmanı söylemem bilmem gerekir mi şimdi?

 

© 2002 İktibas  

Designed by medem        Anlam BASIN YAYIN Arsiv Abone olmak icin