|
SELAM İLE
Aziz okuyucularımız,
Bu ayın
YORUM’unda, öncelikli olarak, kendilerini "Milli
Kuvvetler" olarak lanse eden ve Karen Fogg
hadisesinden sonra çeşitli çıkışlar yaparak, Türkiye’nin
AB üyeliğine karşı bir duruş sergiledikleri sanılan
kesimlerin, gerçekte, AB sürecinin artık iyice hızlandığının
bilincinde olarak, mevcut statülerini korumak amacıyla
direnç gösterdikleri hususuna dikkatlerinizi çektik.
Ayrıca Filistin’de İsrail tarafından tırmandırılan
şiddetin, beklenin aksine İsrail’in başını ağrıtacağının
altını çizdik. Bu bağlamda, Irak’a karşı gerçekleştirilmesi
düşünülen operasyonun da artık son hazırlıklarının
yapıldığını ve Saddam rejiminin geleceğinin parlak
olmadığını göstermeye çalıştık. KAVRAM bölümünde,
son günlerin popüler konusu olan ve geçen sayımızda
ilk bölümünü yayınladığımız Dinlerarası
Diyalog’u işledik. Bilindiği gibi, bu projenin
mimarları, özellikle İslam dünyasından gelebilecek
‘radikal İslam’ türü tehditleri önlemek ve ılımlı
İslam’ı güçlendirmek istemektedirler. İşte
dinlerarası diyalog fikri de bu amaçla ortaya atılmıştır.
Yani bu projenin asıl amacı, dini olmaktan öte
siyasidir. Biz de bu noktaya parmak bastık
ve ülke içinde bu emele alet edilen cemaatlerin,
İslam’a değil, bu mahfillere hizmet ettiklerinin altını
çizdik. DÜŞÜNCE yazıları bölümünde, Metin Önal
Mengüşoğlu, insan hakları, özgürlükler gibi son dönemlerde
popüler olan ve yaygın olarak Müslümanların da
kullandığı kavramların aslında Müslümanlara ait
olmadığını, bunun yerine, Müslümanların Allah’a
karşı görevleri olduğunu vurguladı ve Müslümanları
bu önemli konuda titiz davranmaları hususunda uyardı.
Mehmed Durmuş ise, Nüfus Planlaması konusunu, İslami
ilkeler çerçevesinde ele aldı ve bir ülkedeki kötü
gidişatın sebebinin nüfus çokluğu değil, yönetimdeki
beceriksizlik olduğunun altını çizdi. Arif Kaya ise,
Medya ve Ahlak başlıklı yazısında, ülkedeki medyanın
‘gücün medyası’ olduğunu ifade ederek, iktidarı
elinde tutanlara göbeğinden bağlı olanların ahlaki
bir tavır sergileyemeyeceklerine dikkatleri çekti. Ayrıca
ülkenin hal-i pür melalini de değerlendiren Kaya,
Cemil Meriç’in Bu Ülke’sinden kimi kesitler
sunarak, ülkeye nasıl yazık edildiğini örnekleriyle
anlattı. Mukaddes Özkan, son dönemlerde kendisine
‘Müslüman’ ismini yeterli bulmayarak yanına bir
de ‘feminist’ sıfatını ekleyen kimilerinin tavrını
eleştirdi ve İslami kimliğin gerçek anlamda idrak
edilmesi durumunda, bu tür zaafların ortadan kalkacağını
söyledi. Atasoy Müftüoğlu ise, zamana karşı
dayanaklı bir dil inşa etmenin yolunun, geleneksel
birikimimize yeni değerler, renkler ve içerikler yükleyebilmekten
geçtiğinin altını çizdi. Cemal Çağlak, bugünün
Müslümanın ihtiyacını duyduğu asıl şeyin, sahih
bir itikad olduğuna dikkatleri çekti ve bu hususu,
Kur’ani bir tabir olan ‘elbiseyi temizlemek’
olarak tanımladı. Ömer Şevki Hotar, Kerbela
trajedisini günümüzde hatırlatmak isteyen Şii müslümanların
Hz. Hüseyin’in şehadeti üzerine ağıt yakarken,
Allah yerine Hz. Hüseyin’den istimdad etmelerinin
yanlışlığına işaret etti ve bu durumun tevhidi
zedelediğine dikkatleri çekti. Ahya Aras ise gündemde
hayli yer tutan iki konuyu sizler için değerlendirdi.
Hasan Hanefi ile gerçekleştirilen röportajlar çerçevesinde,
Hanefi’nin görüşlerinin önemsenmesi gerektiğini söyleyen
Aras, yine de Hanefi’nin çelişkili görüşlerine
karşı müteyakkız olunması gerektiğini de vurguladı.
Aras ayrıca, geçtiğimiz günlerde Türkiye’de bir
toplantı düzenleyen Moon tarikatının faaliyetlerine
de değindi ve bu tarikatın, ‘aldatıldığını’ söyleyen
ilahiyatçı profesörler gibi nicelerini yoldan çıkarmakta
hayli başarılı olduğuna dikkatleri çekti. ÇEVİRİ
bölümünde ise, 11 Eylül olaylarının Amerika’daki
bir iç darbe teşebbüsünün sonucu olduğu tezini
savunan bir yazıyı, Kamil Cengiz’in kaleminden
sizlerin istifadenize sunduk. LOKAL ETKİNLİKLERİ’nde
bu ay, Prof. Dr. Mehmet Bayraktar’ı konuk ettik.
Bayraktar, güncel bir konu olan ‘misyonerlik’
konusunu işledi ve misyonerliğin ‘dini’ olmaktan
öte, siyasi bir yapılanma olduğunun altını çizdi.
SANAT-EDEBİYAT bölümünde ise, İzzettin Hanifi,
Cumhuriyet Dönemi Türk Şiirinde İslam İmajı başlıklı
seri yazısında, bu kez Necip Fazıl’ı değerlendirdi.
Hanifi, sanıldığının aksine, Necip Fazıl’ın, İslam’ı,
ana kaynağından öğrenip, evrensel yapısıyla kavramış,
İslami ilimler üzerinde kafa yormuş bir düşünür
olmadığını, fakat gerçek anlamda bir şair olduğunu
söyledi ve onu, Müslüman Türk şiirini Batı ile
temasa geçiren ilk önder olarak tanımladı. MEKTUPLAR
bölümünde ise, Hacc’ın doğru anlaşılmasına yönelik
olarak, devir-iskat ve ölen kişinin yerine hacca
gidilip-gidilemeyeceği konularındaki soruları İslam’ın
temel ilkeleri çerçevesinde cevaplandırdık.
GÜNDEM bölümünde de, her zaman olduğu gibi,
ayın önemli gelişmelerine ilişkin ve haber ve
yorumları bulabileceksiniz. İstifade edeceğinize inanıyoruz.
Bir sonraki sayıda
buluşmak üzere Allah’a emanet olunuz.
© 2002 İktibas |