|
Bu yazımızda kız-erkek bütün gençlerimize, özellikle de
Müslümanım diyen, hele hele asıl İslam Kur'ân İslâmı
üzerinde olduğunu söyleyen veya böyle olmayı isteyen
gençlerimize aşağıdaki tavsiyeleri yapmakta yarar
gördük. Şayet söylediklerimiz eğri ise kaale alınmaya,
İslâmî doğrular ise alına ve gereğince amel oluna...
Biz, bunları yazarken, vaktiyle kendimiz de gençken bu
halleri yaşadığımızdan, istiyoruz ki bizim yaptığımız
hataları, yanlışları gençlerimiz yapmasınlar. Ve
istiyoruz ki bizim vardığımız doğru sonuçları onlar,
bizim kadar çok vakit harcayarak ve çok yanlışlar
yaparak öğrenmesinler, daha çabuk olarak ve daha çok
doğruyu daha kısa zamanda nefislerindekilerle
değiştirsinler. Zira bizim önümüzde yaşayan örneklerimiz
yoktu ve bu doğrulara çok zaman emek harcayarak ulaştık.
Lakin onların önlerinde hiç değilse bazı örnekler
bulunmaktadır. Unutulmamalıdır ki İslâm olacaklar,
mü'min olmayı isteyeceklerin önünde Allah'ın gösterdiği
bir "güzel örnek (usvet'ül-Hasene)" vardır. O da
Allah'ın elçisi Muhammed Resulullahtır.
Kur'an'ı ahlâk edinerek şahsiyetini bulan Resulullah
bizlere de bunu önermiştir. Allah'ın Kitabı nasıl
Resulullah'ın onu ahlâk edinmesiyle rızaullahı
kazanacak bir hüviyet sahibi olmuşsa, bizler için de bu
yol önerilmiş ve açık bulunmaktadır. Her ne kadar
asırlardır bu yolun sisten görünmez oluşu bizleri
şaşkınlığa uğratmış ve bu yolda şaşırmamıza neden
olmuşsa da.. Elhamdülillah şimdilerde bu sis dağılmakta
ve yol görünmektedir. Bu sisi tümüyle ortadan kaldıracak
yegane şey Kur'ân rüzgârını estirmektir. Her birimiz
şahıslarımızda ve giderek toplum üzerinde Kur'an
rüzgârını ne kadar estirirsek, o nispette yolumuz
aydınlanacak, net olarak önümüzde belirecektir.. Bu
rüzgâr esmeye başlamıştır. Ama süratinin daha da artması
gerekmektedir. Zira hafif esintilerle tümüyle dağılacak
kadar değildir
Biz, bu cümleden olarak aşağıdaki hususları öncelikle
Kur'ân'ın bizlere şiârı, sonra da bu Kitab'ı ahlâk
edinen kişinin(Resulullah'ın) hayatına geçirdiği esaslar
olarak görmekte ve bu sebeple önemsemekteyiz. Sizlerin
istemesi ve Allah'ın inşa' etmesiyle bunlara riayet
edilmesi sonucu nefislerimizde bulunan ve değişmesi
gerekenleri yerlerine konması gerekenlerle değiştirecek
ve sonucunda Rabbimiz Allah'ın "HALİMİZİ" değiştirmesini
ummaya hak kazanacağız. Hep birlikte bunu yapmaya
çalışalım. Çok olumlu sonuçların bizi beklediğini
göreceksiniz. Sonuç olarak önce kişiliklerimizin İslâmî
niteliğindeki gelişmeler kendimize güven verecek,
bizdeki değişiklikler çevremiz için örnek teşkil edecek
ve bunu yapanların çoğalması sonucu toplumda İSLMÎ
NİTELİKLİ KAMUOYU gelişip, yoğunluğu artacak ve diğer
insanların nazarlarının İslâm üzerine çevrilmesine
vesile olacaktır. İnsanların çoğunun bakışlarını
çevirdikleri şeyi merak edip anlamaya çalışmaları da
onları İslâmî anlamaya sevkedecek ve İslâmla ilgilenen,
onu anlamaya çalışanların çoğalması sonucu, gerçek
anlamıyla anlayanların ve yaşamına geçirenlerin de
çoğaldığını ve gittikçe arttığını bizzat göreceksiniz.
YAPMAMIZ VE KAÇMAMIZ GEREKEN ŞEYLER
1. Tevhid akidesini gereği gibi anlayınız ve ona toz
kondurmayınız. Şirk veya küfür niteliği taşıyan
şeylerden onu titizlikle koruyunuz. Bunun için
Kur'ân'dan başka bir şeyi ölçü almayınız. Zira Allah bu
konuda kendisine ortak tanımaz. Nitekim Resulullah da bu
konuda aynen böyle yapmış, akidesini yal-nızca
Kur'ân'dan almıştı.
2. Dürüst olunuz. Doğru sözlü ve doğru özlü bulu-nunuz.
İyi niyetle bile yalan söylemeyiniz. Yalan insa-nın
kişiliğini mahveder ve kendine güvenini yitirmesi-ne
sebep olur. Kendine güvenmeyenin de başkalarına güven
vermesi mümkün değildir.
3. Tevhid akidesi amel bakımı ile gelişir ve meyve-ler
verebilir. Bu sebeble mutlaka namazlarınızı kılınız.
Günde beş vakit namazın vazgeçilmez şekilde farzlarını
mutlaka eda ediniz.
4. Ramazan orucunu tutunuz. Geçiminizin üstünde bir
paraya malik iseniz zekâtınızı veriniz. Yine mâlî ve
sıhhî imkân bulduğunuz ilk mevsimde haccediniz.
5. İslâm üzerinde konuşmalarınızın vakti geceleri saat
23.00'ü geçmesin. Ancak çok çok gerekli ise bu sınırı
aşın. Ama unutmayın ki Allah geceleri istirahat,
gündüzleri de çalışma için yarattığını belirtmektedir.
Bu sebeple geceleri istirahat ediniz ki sabaha dinç ve
zinde olarak kalkabilesiniz. Gece uykusunun eksikliği
zaman içinde insanı yıpratır, düzenli bir hayat
kurma-sını engeller. Sabah namazını geçirmenin hiçbir
meş-ru' mazereti olamaz. Geceleri vaktinde yatın ki
sabah namazına kalkabilesiniz. Geceleri geç yatıp, sabah
namazına kalkmamanın sıkıntısını yaşamayınız. Bundan
önemle kaçınınız.
6. Öncelikle Kur'ân olmak üzere size kalıcı şeyler
verebilecek nitelikte kitaplar okuyunuz. Basını takip
ediniz, imkanlarınız ölçüsünde. TV'de ve radyoda
ha-berleri yerli-yabancı kaynaklardan olduğuna bakma-dan
takip ediniz. Zira Müslüman cihanşümul bir dünya görüşü
taşıyan insan demektir. Bu sebeple de ci-handa olup
bitenlere kayıtsız kalamaz.
7. Memleket idaresi ile ilgileniniz. Neyin, ne
oldu-ğuna, nasıl yürütüldüğüne dikkatle bakınız,
anlamaya çalışınız. Uygulanan politikaları dikkatle
takip edip, anlayınız. İsabet veya isabetsizliklerini
gözlemleyiniz. Aynı konularda bir Müslüman olarak
düşünce ve tavırların neler olabileceğini düşününüz.
Aranızda ko-nuşunuz, tartışınız. Ama yeteri kadar
yapınız bunu. Böylece devlet yönetiminin ne demek
olduğuyla ilgili fikriniz bulunsun ve gelişsin. Ki
devlete talip olanlar olarak kendinizi hazırlamış
olasınız.
8. Her biriniz özellikle bugün en az birer yeteneği-nizi
geliştiriniz. Hattâ gücü yetenler birden fazla
yete-neklerini geliştirsinler. Çevresinde olup
bitenlerden, eşyanın tabiatından haberdar olsunlar ve
boş kovanlar gibi olmasınlar. İleride bize(İslâma)
hepimiz yeteneklerimizle, geliştirdiğimiz
özelliklerimizle lâzım olacağız. Ümmetin umurunu (halkın
işlerini) yürütmeyi ve yönetmeyi üstleneceğiz. Buna
hazırlayınız kendinizi, yumurta kapıya gelince geç olur,
unutmayın.
9. İnsanlarla gerek yüz yüze, gerek telefonla sıcak bir
tavır ve yumuşak bir sesle konuşunuz. Net, az ve
anlaşılır şekilde konuşunuz. Bunun için kafanızdakileri
gözden geçiriniz.
10. Muhatabınızı dikkatle dinleyiniz. Ne demek
is-tediğini yanlış da olsa anlayınız. Sonra söylemek
iste-diklerinizi yine net olarak söyleyiniz. Bunu
yapabil-mek için de benimsediğinizi söylediğiniz şeyi
iyi bil-meniz gerektiğini unutmayınız. Yalnızca iyi ve
doğru olarak bildiklerinizi söyleyiniz. Bilmediğinizi
söyle-mek de sizin için bir zaaf değil, meziyettir,
unutmayı-nız. Ancak bilmediklerinizi en kısa zamanda
doğrula-rıyla öğrenip, uygulayınız ve söyleyeceklerinize
ilâve ediniz.
11. Unutmayınız ki "Her bilenden fazla bilen"
bulunmaktadır. Bilmediklerinizi öğrenmek için
araştırınız. Başkalarına sorunuz. Değişik görüşler
arasından muhakeme yaparak en doğrusuna sahip olmaya
çalışınız. Bunun yolu MEŞVERET'tir ki, Türkçede buna
biz DANIŞMA diyoruz. Danışınız insanlara ki
öğrenebilesiniz başka bilenlerin de neler bildiklerini..
Katınız aklınıza başka akıllıların da akıllarının
ürünlerini ve zenginleştiriniz akıllarınızı.. Ancak
Müslüman da olsa kimsenin sözlerini mutlak doğrular
olarak kabul etmeyip, ancak Kur'ân'la karşılaştırarak
doğruluklarından emin olduktan sonra bunları
kabulleniniz. Unutmayınız ki bir konuda doğruyu söyleyen
bir başka konuda yanılabilir siz de yanılmayınız. Hiç
hata yapmayan yalnızca Allah'tır.
12. Yanlışlardan müstağni olan yalnızca Allah'tır.
Yanlış yapmaktan korkmayınız. Geçmişte yaptığınız
yanlışları büyüterek yeni yanlışlara düşmeyiniz. Bunun
yerine doğruya ulaştığınız için şükrediniz. Sapabilir
korkusuyla aklınızı durdurmayınız ve geçmişteki
yanlışların özgüveninizi yok etmesine imkân
bırakmayınız.
13. Doğruları yalnız ben biliyorum ve benim bildiklerim
mutlak doğrulardır demenin yalnızca AlIah'a mahsus
olduğunu hiç aklınızdan çıkarmayınız. Ama Allah'ın
birliği ve doğruları yılmaz bir azimle öğrenmekten ve
hayatınıza geçirmekten geri durmayınız. İnsanların
kimliklerine değil, söylediklerinin ne olduğuna bakınız.
Söylenen doğruları alınız, işittiğiniz kim olursa olsun.
Önemli olan budur ve size lazım olan öncelikle
doğrulardır, bunları söyleyenler değil. Doğruları hemen
kayıp eşyanız gibi sahipleniniz. Yitiğinize
sahiplenebilmenin yolu ise yitiğinizi(bilmediğiniz
doğruları) gereğince tanımaktır. Tanımıyorsanız sahip
çıkmanız mümkün olmaz yitiğinize..
14. Bütün bunları yaparken yalnızca Allah için yapınız.
Zira Allah için yapılan şeyler ecir getiricidir.
Unutmayınız.
15. 'İnsanların levmi(çekiştirmesi)'nden korkmayınız.
Korkulmaya Allah daha layıktır. Bu sebeple fıtri olan
korkunuzu Allah'tan korkarak karşılayınız. Göreceksiniz
ne polisten, ne çevrenizden, ne de kamuoyundan
korkmanıza gerek kalmayacaktır. Zira korkuların en
gereklisi ve insana haysiyet kazandıranı Allah
Korkusu(Takva)dır. Sair korkular ise insan kişiliğini
küçültücüdür. Küçültücü değil, yüceltici korkudan
korkunuz. Hem doyum sağlayacaksınız hem de kimliğiniz
gelişip oluşacaktır.
16. İnsanlarla ilişkilerinizde karşınızdakini sayınız ki
onların da sizi saymasına yol açasınız. İnsanları, insan
yerine koyunuz ki, Allah yarattığı her insanı insan
olarak yaratmıştır ve insan saymıştır. Sizler de
Müslümanlar olarak Allah'ın insan saydıklarına insan
değeri veriniz. Bu, onlardaki yanlışlara değer vermek
demek değildir. Yanlışlarını söylemeniz onları insan
saymamak demek değildir, unutmayınız. Küçük olun büyük
olun yalnızca doğrulara sahip çıkmaya bakın.
17. Terbiyeli olunuz. Oturmanızdan konuşmanıza kadar her
hususta İslâm'ın terbiye ettiği biri olduğumuz görülüp,
anlaşılsın. Bu hayatî bir ihtiyaçtır, İslâm açısından.
Terbiyeli olmak miskin olmak, kim ne derse kabul etmek
ve başüstü etmek demek değildir. Sakin sakin konuşmak ve
bildiğiniz doğruları muhatabınıza nazik ve kendine
güvenen bir tavırla söylemeniz terbiyesizlik değildir,
İslâm terbiyesinin gereğidir.
18. İslâm’ı bildiğiniz ve yaşamınıza geçirdiğiniz oranda
İslâm hakkında konuşunuz. Bu halinizle ancak, güzel bir
örnek olabilirsiniz. Sınırlarınızı biliniz. Sizden daha
önde bulunanların önüne haksız olarak geçmeye
çalışmayınız. Ve işi erbabına havale etmeyi meziyet
biliniz. Size sorulan herhangi bir konuda eğer tatmin
edici bir cevap veremeyecekseniz, 'bu konuyu filana
sorsanız daha isabetli cevap alabilirsiniz'
diye-bilmeniz sizi küçültmez, büyültür, unutmayınız.
Sizin için de daha hayırlı olur.
19. Genç yaşta bulunmanız, önemli mes'elelerle
ilgilenmenize engel değildir. Ne var ki gençliğin en
büyük mahzuru heyecanlılıktır. Heyecanınıza
kapılmayınız, kendinizi yeniniz, ağır olunuz, düşününüz
ve öyle konuşunuz. 'Bilmiyorum' demenin de bir ilim
olduğunu hatırınızdan çıkarmayınız. Bütün
hareketlerinizin bir düşünme temeli olsun.
20. Hemen konferans vermeye, panellerde fikir açıklamaya
ve özellikle de dergi çıkarmaya kalkışma-yınız. Kabınızı
doldurunuz önce. Öğrendiklerinizi ço-ğaltınız.
Sağlamasını yapınız. Günün biri gelecek size de iş
düşecektir. Zira sizlerden öncekiler dünyaya kazık
çakmayacak, bir gün göçüp gideceklerdir. İşte bunların
yollarını daha da güçlü olarak siz yürüyeceksiniz.
Sabırlı olunuz. Daha doğrudürüst okumayı öğrenmeden
yazmaya kalkmayınız. Yazsanız bile sakın yayınlamayınız.
Bu sizler için gelişmenizi önleyen bir felaket
olmaktadır. Yazılarınızı bastırmanız ve yayınlamanız
halinde yazdıklarınızdaki yanlışlarınızla kendinizi
sonraları bağlı hissedecek, onları savunma gereği
duyacak ve kendinizi yenilemek ve düzeltmek yolunda bir
engelle daha karşılaşmış olacaksınız. Hele bir-iki
kişinin övgüsünü almışsanız felâket doruğa çıkmakta ve
büsbütün 9'a çıkmışın, 8'e indirilemez hâlini
yaşıyorsunuz. Buna fırsat vermeyiniz. Yazınız ama,
elinizde tutup, en az altı ay sonra yazdığınızı
okuyunuz. Fikirlerinizin ne kadar değiştiğini,
seviyenizin bu süreyi değerlendirmişseniz ne kadar
yükseldiğini görecek, eski yazılarınız için 'iyi ki
yayınlatmamışım' diyeceksiniz.
Dergi çıkarmayı bir heves olarak almayınız. Bir
birikiminiz varsa bunun yayınlanması için bir vasıta
olarak görünüz dergiyi. Bir dergiyi sonuna kadar
götürecek düzeyde değilseniz yazdığınız yazıları
fikirlerinize en yakın gördüğünüz bir dergiye
gönderiniz, o yayınlasın. Birkaç sayı dergi çıkarıp
sonra kapatmak zorunda kalmanın kendiniz için ümit
kırıcı sonuçları olacağı gibi, derginizden haberi
olanlar için de ümitsizlik kaynağı olacağını
unutmayınız. Böylesi kötü sonuçlu işlere girişmeyiniz.
21. Dergi çıkarmak tabiidir ki kimsenin tekelinde
değildir. Ama unutmayınız ki bir dergi, bir düşünce
bütününü yayma vasıtasıdır. Sizde, bütün henüz
oluşmamışsa veya oluşsa bile sizin yaptığınızı veya
yap-mak istediğinizi yapanlar var ise ürünlerinizi,
onlarınkine katınız ki aynı ses daha güçlü çıksın ve
süreklilik kazanabilsin. Yüzlerce dergiyi okuyacak kadar
ne kimsenin vakti olur. ne de parası. Yüzlerce derginin
varlığı yüzlerce fikrin, görüşün varlığı demek de
değildir. Müştereklerinizi paranteze almayı unutmayınız.
Kısa, özlü ve sürekli olan mesajlar muhataplarına
ula-şırlar. Küçük küçük çayların denize ulaşma şansları
yoktur, unutmayınız. Birleşip ırmak olmak gerektiğini
söylemeye gerek var mıdır amaç denize ulaşmak ise?
22. Sakın burnunuz yukarıda olmasın. Çabuk kırı-lır ve
ayrıca burnunuzun ucunu bile göremezsiniz. Ki-bir ile
vakârı birbirinden ayırdetmekte güçlük çekme-yiniz.
Aradaki çok önemli farkı, fark ediniz. Müslüman’a
yaraşan vakârlı (onurlu) olmaktır, kibirli olmak değil.
Benlik davası gütmeyiniz.(İslam olana sahip çıkmaktır
önemli olan, İslâmî olanı söyleyen ikinci plandadır,
unutmayınız). Kendinizi bu açıdan çok gözden geçiriniz.
Söylenenlere Allah için kulak veriniz. Her söyleyen
size, çekemediğinden söylüyor sanmayınız. Bunu
unutmayınız.
23. Okulunuzu, fakültenizi bitiriniz. Bir meslek, bir iş
öğreniniz. Okul bitirmek amaç değilse de gerekli bir
araçtır. Ve ileride istediğimiz devletin de iş bilenlere
ihtiyacı olacağını düşünerek yapınız bunu. Size ihtiyaç
duyulacağını hiç unutmayınız. Zira hep birlikte
kucaklayarak bir yerlere götüreceğiz bu toplumu.
Herkesin payı bulunacaktır bunu unutmayınız.
24. Bir iş sahibi olunuz. Çalışınız ve kimseye el
aç-mayınız. Veren el'in, alan el'den üstün bulunduğunu
hiç unutmayınız. Kendini geçindirmeyenin başkasını
geçindirmesi, kendi yakasını bir arada tutamayanın bir
toplumun yakasını bir araya getirmeye istekli olması
garipsenir, güven telkin etmez ve böylelerine iktidarı
teslim etmeyi düşünmezler. Her işiniz düzgün ve yerli
yerinde olmalıdır, dikkat ediniz.
25. Ev-bark olmayı ihmal etmeyiniz. Bekâr kalma-yı ve
bekâr yaşamayı düşünmeyiniz. Zira Peygamberimiz de
davamızın önderi olduğu halde evlenmiş, çoluk-çocuk
sahibi olmuştur. İnsanın fıtratına uygun ya-şaması ve
huzurlu olmasında ve başkalarıyla hayatını
birleştirebilmesinde evliliğin her yönden(yalnız cinsel
yönden değil) büyük payı vardır, unutmayınız. Bekârlık,
peygamberin sünneti değildir.
Bir ev olmayan, bir evi geçindiremeyen bir evin
iş-lerini yürütemeyenin bir milletin işlerini çekip
çevir-mesi beklenemez. Kimse güvenmez böylelerine ve
işlerini teslim etmez. Güvenilir olmaya bakınız her
halinizle.
27. Kız-erkek bütün gençlerimize anne-babalarının
sözlerini, tevhide aykırı olmadıkça dinlemelerini,
uymalarını öncelikle tavsiye ederiz. Anne-babayı razı
etmenin Allah'ı da razı eden işlerin başlarında
geldiğini hiç unutmayınız. Evin temizliğinden, yemeğin
pişirilmesine, çamaşırın yıkanmasından dikiş işlerine
kadar bütün işlerinde annesine ve babasına yardımcı olan
bütün kız-erkek Müslümanların Allah'ı da razı
edeceklerine kesinlikle inanıyoruz. Saygınızı koruyunuz
ve geliştiriniz büyüklerinize karşı. İslâm ile terbiye
olanların hususiyetlerinin başında gelir bunlar.
28. İslâm’ın korumayı farz kıldığı değerleri koru-maya
çalışınız. İnsanların mallarını-canlarını, ırzlarını,
dinlerini korumak amacına yönelik kaide ve kanunlara
uyma Tâğut'a uymak demek değildir. Örneğin araba
sürüyorsanız trafik kaidelerine uymanız sevaptır, günah
değil. Uymamanız sizlere sevaba değil, günah getirir.
Zira sonuçta Allah'ın kullarına zarar vermek suçunu
işlemiş olursunuz, ki bu da günahtır. Bilesiniz..
Anne-babanızın deneyimlerinden yararlanınız.
29. Kimsenin canında, malında, ırzında gözünüz olmasın.
Zira can, mal ve ırz korunmuştur. Bunları en iyi koruyan
da İslâmdır ve elbette Müslümanlardır. Bu can devletin
canı olmuş, milletin canı olmuş fark etmez,
korunmalıdır. Bu mal da hakeza devletin olmuş, milletin
olmuş yine fark etmez esas itibariyle. Sizler bunlara
riayet etmekle öncelikle kendi İslâmî kişiliği-nizi
korumuş olacaksınız. Şayet şimdi bu can, bu mal falanın
diye el uzatmaya kalkarsanız -ki Peygamberi-miz Mekke'de
kimsenin malına da, canına da el uzatmamıştır-
alışırsınız ve yarın kendi düzenimiz geldi-ğinde de
alışkanlığınızdan vazgeçemez ve İslâm devlet ve
milletinin malını ve canını koruyamaz olur, bilakis
tecavüzkârlardan olursunuz. Ayrıca şimdi veya İslâm
düzeni varken de olsa Müslüman kul hakkına tecavüzden
sakınmak durumundadır, mecburdur buna.
Müslüman kimse kim olursa olsun herkesin canı, malı,
ırzı açısından kendini ondan emîn (güvenilir) hissettiği
kimsedir, unutmayınız. Peygamberimizin de ana sıfatı
budur ve Ona bu sıfatı Kur'ân'ı ahlâk edin-mesi
tartışılmaz biçimde kazandırmıştır. Sizler de Kur'ân ile
ahlâklanınız ki, Ona benzeyebilesiniz.
30. Kadın-erkek ilişkilerinde İslâm’ın sizleri uzak
tutmak istediği türden ilişkilerden uzak durunuz.
Pey-gamberin hayatında hiç yapmadığı Mut’a nikâhı gibi,
insanları ve toplumu ifsat edici ve kadını ve erkeğiyle
toplumu aşağılara çeken nikâhı yapmayınız. Allah'tan
korkunuz. Ona buna değil peygambere benzemeye çalışınız.
Peygamberin getirmediği fakat geldiğinde hazır bulduğu
halde hiç yapmadığı türden bir nikâhı(Mut’a) yapmayınız.
Nefsinize hoş gelse de Al-lah'tan korkunuz, kadın ve
erkeğin haysiyetine aykırı olan bu işten uzak durunuz.
Bu tür nikâhı şayet nefsi-niz için uygun görecek
olursanız aynı anda sizin kızı-nızın ve bacınızın birisi
tarafından bir haftalığına karı olarak (geçici nikâhla
(Mut’a) nikahlanma talebine na-sıl davranır ve ne
düşünürsünüz, nefsinize sorunuz. Peygamberimiz demiyor
mu ki yapmayı düşündüğü-nüz işi şuranıza (kalbini
göstererek) sorunuz, orası ra-zı oluyorsa yapınız, razı
olmuyorsa yapmayınız diye.. Evet, açıklıkla söylüyorum,
gerek gördüğüm için söy-lüyorum. Kalbinize sorunuz
kızınızın bir haftalığına birinin karısı olmasının ne
demek olabileceğini ve yapabilirseniz bundan sonra
yapınız, olmaz mı?
Aklı, Allah düşünsünler için vermiştir insanlara
hevalarına uymaktan geri dursunlar diye. Nefislerin
hoşuna gidenler Allah'ın hoşuna gitmiyor, Hala
düşünmeyecek misiniz?
31. Doğruyu almak isteyene, meyil gösterene tebliğ
etmeye çalışmak, kendini insanların bekçisi ya da vekili
gibi görmekten sakınmanızı dilerim.
32. Güzel ahlâkla ilgili bütün hususlara, örneğin
yaşlılara yumuşak ve sevecen davranmak, kimsesizleri,
yetim ve öksüzleri koruyup kollamak, fakir, miskin ve
zavallılara acımak ve onları rızıklandırmak, evleri,
yurt ve yuvaları ellerinden alınanlara arka çıkmak
yedirip-içirmek, çıplakları giydirmek için kampanyalar
açmak, açılan kampanyalara katılmak ve desteklemek,
ferden ferda yetim ve yaşlıları bulundukları yerde
ziyaret etmek, hatırlarını almak, mümkün olduğunca
hediyeler götürmek ve İslâm kalkışlı nice güzel tavır
varsa onların cümlesini şahsında taşımaya çalışmanızı
öneririm. Allah için, Allah'ın kullarına yakınlık
gösteriniz. Ki kendisini bilmeyen hattâ reddedenlere
bile Allah rızık vermekte ve yaşatmaktadır onları,
dikkat ediniz.
33. Namazı anlayarak, hissederek ve dosdoğru kılmaya
gayret ediniz. Ayetleri eğip bükmemek, gerektiği gibi
anlamaya ve siyakınca amel etmeye çalışınız. Bir konuda
bir ayetle ahkâm kesmeye kalkmayınız. Zira aynı konuda
başka ayetleri de göz önünde bulundurmazsanız
kaybedenlerden olursunuz..
34. Doğruları kalabalıkların bulunduğu yerlerde değil,
Kur'ân'da arayınız. Kalabalıklar da yanılırlar. Müslüman
da olsalar. Çoğunluk veya kitleler tarafından
yüceltilen ve giderek kutsallık izafe edilen insanlara
itibar etmeyiniz. Allah ile aranıza aracı koymayınız.
Ruhban sınıfına itibar etmeyiniz, Allah'tan başka
veliler edinmeyiniz, ki imanınızın sıhhati sürekli
olabilsin.
35. Kendinizi kontrol ediniz. Demokratik, laik ve her
tür sol pisliklerden temizleyiniz ve temiz tutunuz.
kendinizi. Allah önce akidesi temiz(kirlenmemiş)
olanları sevmektedir. Orta yolda yürüyünüz. İfrat ve
tefritten sakınınız.
Elbette ki daha geniş olarak söylemek istediklerimizi
Kur'ân'da bulacaksınız. Ne olur defaatla okuyunuz
Kur'ân'ı ve hayatınıza geçiriniz.
Bugün ve her zaman İslâmın en büyük ihtiyaç duyduğu şey
'güzel örnek'lerdir. Her biriniz birer güzel örnek
olmaya bakınız. Ölüm sizi bu yolda iken bulsun.
© 2002 İktibas |