Anlam BASIN YAYIN Arsiv Abone olmak icin

                                                                                       YIL 20. SAYI 277  Şubat 2002

                                  

Anasayfa
Selam İle
Yorum
Kavram
Düşünce
Çeviri
Lokal Etkinlik
Sanat Edebiyat
Mektup
Gündem

 

 

        “Tıpkı bir fil sürüsünün bıraktığı izler gibi”

 

Çeviren : Kamil CENGİZ

Tagesspiegel Online, 13.01.2002

 

İlk şüphe Federal mecliste oturduğunda aklına geldi. Gizli servisler konusu üzerine odaklandı. Andreas von Bülow, bu örgütlerin en korkunç işleri yapabileceğine inanıyor, New York’daki saldırılara karıştıklarını düşünüyor.

Stephan Lebert/Norbert Thomma

Von Bülow, Helmut Schmidt’in kabinesinde Araştırma ve Teknoloji bakanlığı yaptı ve SPD[Sosyal Demokrat Parti Almanya]- Milletvekili olarak Federal mecliste 25 sene görev yaptı. 64 yaşındaki Bülow, Schalck-Golodkowski araştırma komisyonunda gizli servislerin çalışmalarını gördü. Bunun sonucu olarak ‘Devlet Adına’ adlı kitabını yazdı. Von Bülow Bonn’da avukat olarak çalışıyor.

Çok öfkeli gözüküyorsunuz, bu kızgınlığınız neden?

Beni kızdıran şeyi size açıklayabilirim: korkunç 11 Eylül saldırıları sonrasında bütün siyasi kamuoyunun yanlış olan bir istikamete yönlendirildiğini görüyorum.

Ne kasdediyorsunuz?

Bir çok sorunun sorulmamasına şaşıyorum. Normalde böylesine korkunç bir olayda, bir çok iz ve deliller ortaya çıkar ve bunlar da daha sonra polisler, medya, hükümet tarafından değerlendirilir: Bu deliller gerçek mi değil mi ? Açıklamalar tutarlı mı? vb. Bu olayda durum tam bunun aksine. Hatta bu durum New York ve Washington’daki saldırılardan hemen bir kaç saat sonra başladı ve...

...ama o saatlerde dehşet ve üzüntü vardı.

Doğru, fakat temelde yine de şaşırtıcı idi: Amerika’da 26 tane gizli servis var, 30 milyon dolarlık bir bütçeye sahipler...

Alman savunma bakanlığının bütçesinden daha fazla ...

Bunlar saldırılara engel olamadılar. Evet, bu olayın gerçekleşebileceğine hiç ihtimal vermediler. Çok önemli 60 dakika boyunca ordu ve gizli servisler avcı uçaklarını yerde tuttular. 48 saat sonra ise, FBI, intihar saldırılarını düzenleyenlerle ilgili bir listeyi kamuoyuna sundu. On gün içinde bu listede adı geçen yedi kişinin halen yaşadıkları saptanıyor.

Ne dediniz?

Evet, evet, bu dediğim aynen doğru. FBI şefi niçin tutarsızlıklarla ilgili herhangi bir açıklama yapmadı? Bu listenin nereden geldiği, neden yanlış olduğu vb. konularda? Ben bu konuda sorumlu savcı olsam, periyodik olarak kamuoyunun karşısına çıkar ve hangi izin doğru olup olmadığı konusunda bilgi verirdim.

Amerikan hükümeti saldırılar sonunda bir olağanüstü halden bahsetti ve bir savaşın içinde olduklarını beyan etti. Böyle bir durumda düşmana, onun hakkında bilinen her şeyin açıklanmaması anlaşılır değil mi?

Tabii ki. Fakat savaşa çıkan bir hükümet, öncelikli olarak saldırganı, düşmanı tahkik sonucu saptaması lazım. Bu konuda delil getirmek mecburiyetinde. Kendi itiraflarına göre de şimdiye kadar bir mahkemede değerlendirilebilecek türden hiç bir kanıt getiremediler.

Araştırmalar sonucunda saldırganlarla ilgili bazı bilgilere ulaşıldı. Muhtemel lider, Muhammed Atta, daha 11 Eylül sabahı Portland’den Boston’a uçmuş, orada İkiz Kuleye çakan uçağa binmek için.

Şayet bu Atta bu aksiyonda merkezi bir role sahipse, o zaman gerçekten aynı sabah nefes nefese bir başka uçakla Boston’a uçma rizikosuna girmesi çok tuhaf değil mi? Bu uçak bir kaç dakikalık gecikme yapsaydı, kaçırılan uçağın içinde bulunmayacaktı. Çok kurnaz bir suikastçı bunu niye yapsın? Bunun yanı sıra CNN’de bu isimlerden hiç birinin resmi yolcu listelerinde geçmediğini okuyabiliyorsunuz. Hiç biri dört Check-in kontrollerinden birinden bile geçmedi. Ve tehdit altında olan hiç bir pilot kumanda kolunun altındaki önceden belirlenmiş sinyal şifresi 7700’ü  yer istasyonuna göndermedi? Ayrıca kokpitteki yangın ve darbelere karşı korunmuş kara kutu ve ses kayıt cihazları değerlendirilebilecek hiçbir bir veri içermiyorlar.

Böyle şeyler oluyor...

Hazırlıkları sırasında fil sürüleri gibi iz bırakan suikastçılarda mı? Bizzat isimlerine düzenlenmiş olan kredi kartlarıyla ödeme yapmışlardı, uçuş öğrenimleri sırasında kendi açık isimleriyle kayd oldular. Geride Jumbo jetlerin Arapça uçuş kılavuzlarının içinde bulunduğu kiralık arabaları bırakıyorlar. İntihara giden yolda yanlış bir şekilde yüklenildikleri ya da yanlış adreslendirmeden dolayı FBI’nın eline geçen vasiyet ve veda mektuplarını yanlarına alıyorlar. Tıpkı bir avlanmada olduğu gibi sahte izler üretildi, ki bunlar takip edilsin! Bir İngiliz uçak mühendisinin teorisine göre de dışarıdan müdahale ile uçağın yönetimi pilotların kontrolünden çıkarıldı. Amerikalılar 70’li yıllarda, kaçırılan uçakları kurtarmak için, uçağın bilgisayar sistemine giriş yapacak bir metod geliştirmişler. Bu teknik bu olayda suistimal edilmiş. Bu bir teori...

..maceracı bir teori ve hiç de üzerinde durulmadı.

Bakınız ben bu teoriyi hemen benimsemiyorum, fakat düşündürücü buluyorum. Peki ya şüpheli hisse senedi alışverişlerine ne demeli? Suikasttan bir hafta önce hisse senedi  ticaretinde American Airlines, United Airlines ve sigortaların ciroları %1200 çıktılar. Yaklaşık 15 milyar dolar söz konusu idi. Bazı insanlar bazı şeyleri bilmiş olmalılar. Kimler?

Spekülasyon yapın.

Bu korkunç saldırıdan istifade ile, batı demokrasilerindeki geniş halk yığınları bir beyin yıkama ameliyesine maruz kaldılar. Komünizm, artık eskidi ve bir imaj olarak işe yaramıyor. Bunun yerini artık müslüman halklar almaya başladı. Onlar intihar terörünü doğurmakla suçlanıyorlar.

Beyin yıkaması mı? Bu yenir yutulur şey değil!

Niçin? Yeni düşman imajı fikri benden çıkmadı. Bu fikir, Amerikan gizli servis ve dış politikasının iki öncü düşünürü olan Zbigniew Brzezinski ve Samuel Huntington’a ait. Daha 90’lı yılların ortalarında Huntington, Avrupa’daki ve ABD’deki insanların nefret duyabilecekleri bir şeye ihtiyaçları olduğunu ifade etmişti – bunun kendi toplumuyla özdeşleşmeyi güçlendireceğini söylüyordu. Brzezinski ise, Cumhurbaşkanı Jimmy Carter’in danışmanı iken bile ABD’nin dünyanın bütün hammaddeleri, özellikle petrol ve gaz üzerinde yegane hak sahibi olduğunu savunuyordu.

Siz 11 Eylül saldırıları için...

Evet, tam da silah endüstrisinin, gizli servislerin, bütün askeri-endüstriyel-akademik çevrelerin konseptine aynen uyuyor. Bu çarpıcı değil mi? Eski Sovyetler Birliği bölgesindeki büyük ham madde rezervleri şu an yeniden tanzime tabi tutuluyor, petrol boru hatları da dahil...

Bunu Erich Follath ‘Spiegel’de ayrıntılı bir şekilde tasvir etti: ‘Amaç askeri yerleşim birimleri oluşturmak, uyuşturucu, petrol ve yer altı gaz rezervlerini’...

Tekrar söylüyorum: suikastlerin planlanması hem teknik hem de organize bakımından ustaca bir işti. Bir kaç dakika içinde koca koca uçakları kaçırmak ve bir saat içinde karmaşık uçuş manevralarıyla hedefe isabet ettirmek! Böylesi bir eylemin, devlet ve sanayinin gizli mekanizmalarının uzun süreli destekleri olmadan gerçekleştirilmesi mümkün değil.

Siz bir komplo teorisyenisiniz!

Evet, evet. Bu, resmi çizgiyi severek takip edenlerin alayı. Muhabirler bile propaganda ve saptırıcı bilgilerle manipüle ediliyorlar. Bundan şüphe duyanın tahtası noksan olmalı. Sizin eleştiriniz de zaten bu değil mi?

Sizin kariyeriniz aklınızın yerinde olmadığı zannını çürütüyor. Siz 70’li yılların ortalarında bile savunma bakanlığında devlet sekreterliğinde bulundunuz; 1993’de Schalck-Golodkowski araştırma komisyonunda SPD-sözcüsü idiniz...

Ve her şey aslında bu konuyla başladı! O zamana kadar gizli servislerin çalışmaları hakkında fazla bir bilgim yoktu. Ve sonra büyük bir tenakuz tesbit ettik: Biz ekonomi alanında Stasi(Doğu Almanya Cumhuriyetini gizli servisi) ve diğer doğulu gizli servislerinin kanuna aykırı hareketlerini aydınlatmaya çalışıyorduk, fakat ne zaman BND(Federal Almanya Cumhuriyeti gizli servisi) ya da CIA’ın hareketleri hakkında bilgi edinmek istediysek, o zaman acımasız bir şekilde bloke edildik. Hiç bir bilgi yok, hiç bir işbirliği yok! İlk kez o zaman şüphelenmeye başladım.

Schalck-Golodkowski Doğu Almanya adına yabancı ülkelerde ticari ilişkiler kurdu. Bu olayı biraz daha yakından mercek altına aldığınızda ...

Mesela Rostock’a giden bir iz bulduk, orada Schalck kendi silah deposunu organize etmişti. Derken, Schalck’ın Panama’daki bir şubesine rastgeliyorsunuz, oradan da Manuel Noriega’ya, ki kendisi yıllardır Cumhurbaşkanı, uyuşturucu tüccarı ve kara para aklayıcısı idi, değil mi? Ve bu Noriega CIA’nin maaş listesinde yer alıyordu. Senede 200 000 dolar ile. Bu tür şeyler beni iyice meraklandırmıştı.

Siz CIA ve diğer servislerin çevirdikleri dümenler hakkında bir kitap yazdınız. Gizli servislerin çalışmalarındaki tuhaflıklar hakkında artık uzman sayılırsınız.

‘Tuhaflık’ kelimesi yanlış bir ifade. Gizli servisler adına şimdiye kadar gerçekleştirilmiş olan ve halen devam eden operasyonlarda çok açık suç unsurları var.

Sizce gizli servislerin çalışmalarını ilk etapta ne belirliyor?

Birbirimizi yanlış anlamamak için, şunu ifade edeyim ki bence gizli servislerin elbette bir anlamı var ve...

Siz yeşillerin gizli servisleri ortadan kaldırmaya yönelik eski taleblerini kabul etmiyor musunuz ?

Hayır. Perde arkasına bakmak doğru bir şey. Düşmanın amaçları hakkında haber almak anlamlı. Karşıtların beyinleriyle olayları görmeye çalışmak önemli. CIA’nin metodlarını anlamak isteyen, onun asıl görevleriyle ilgilenmesi lazım, yani gizli operasyonlarla: Savaş yürütme düzeyinin altında, devletler arası hukukun tüm kurallarının dışına çıkılarak, yabancı devletler etki altına alınmaya çalışılıyor; isyanlar çıkarılıyor ya da terör saldırıları, genelde uyuşturucu ve silah ticareti ile kara para aklama operasyonlarıyla birlikte yürüyor. Bu özde çok basit: şiddet yanlısı insanlar silahlarla donatılıyor. Hiç bir surette bir gizli servisin olayların arkasında olduğu ortaya çıkmaması için büyük bir masrafla her türlü izler siliniyor. Benim izlenimime göre buna benzer gizli servisler zamanlarının %90’nda yanlış iz bırakmakla meşguller. Eğer birisi servislerin olaylara karıştığını iddia edecek olursa o kişiyi komploculukla suçlayabilmek için böyle yapıyorlar. Hakikat çoğunlukla onlarca sene sonra ortaya çıkıyor. CIA-şefi Allan Dulles bir zaman şöyle söylemişti: ‘Şüphe durumunda kongreye bile yalan söylerim!’

Amerikan gazeteci Seymour M. Hersh ‘New Yorker’de CIA ve hükümetten bazı kişilerin yanıltmak amacıyla sahte izler koyduklarını kabul ettiklerini yazdı. Sayın von Bülow, bütün bunları kimler yaptı?

Ben de bilmiyorum, nereden bileyim ki? Ben sadece sağduyumu kullanıyor ve şunu tesbit ediyorum: Teröristler olay öncesi ellerinden geldiği kadar dikkat çekecek tarzda hareket ettiler. Ve inançlı müslümanlar olarak gece bar’ında ve içkili bir şekilde bir dansöze para taktılar!

Böyle şeyler bile olabilirmiş.

Doğrudur. Fakat ben tek başına bir şey ispatlayamam, bu benim imkanlarımı aşıyor. Bütün bunları, ‘mağaradaki kötü adam’ın planladığına dair ise ciddi şüphelerim var.

Sayın von Bülow, siz kendiniz bu düşüncenizde yalnız kaldığınızı söylüyorsunuz. Eskiden siyasi elite mensuptunuz şimdi marjinalsiniz.

Bu bazen bir sorun, fakat insan buna alışabiliyor. Bunun yanısıra, bana gizliden hak veren ve içlerinde çok meşhur isimlerin de bulunduğu bir çok insan tanıyorum.

Halen eski başbakanı Helmut Schmidt ve SPD-yoldaşınız Egon Bahr ile bir ilişkiniz var mı ?

Sıkı bir ilişkim yok artık. Son parti kongresine gitmek istedim, fakat hastalandım.

Sayın von Bülow, sizin bugün tipik anti-Amerikanizmi temsil ettiğiniz söylenebilir mi?

Saçmalık, bunun Anti-Amerikanizmle hiç bir alakası yok. Ben bu büyük ve hür toplumun büyük bir hayranıyım ve hep öyle idim. Ben ABD’de okudum.

Peki İkiz kulelere saldırılar ile Amerikan gizli servisleri arasında bağlantı olabileceği düşüncesine nasıl ulaşıyorsunuz?

İkiz kulelere 1993’deki ilk saldırıyı hatırlıyor musunuz?

O saldırıda bir bomba sonucu altı insan öldü ve binlerce insan yaralandı.

O olayın merkezinde bomba yapımcısı olarak eski bir Mısır’lı subay yer alıyordu. O saldırı için bir kaç müslüman toparlanmıştı. Bunlar Dışişleri Bakanlığı’nın ülkeye giriş yasağına rağmen CIA tarafından ülkeye sokulmuşlardı. Aynı zamanda çetenin başı FBI’nın ihbarcısı idi. Ve o dairelerle bir anlaşma yaptı: Son anda tehlikeli patlayıcı materyal tehlikesiz bir tozla yer değiştirecekti. FBI anlaşmaya sadık kalmadı. Bomba adeta FBI’nın bilgisi dahilinde patladı. Resmi yorum çabuk bulunmuştu: Saldırganlar kötü müslümanlardı.

Siz Sovyet askerleri Afganistan’a girdiklerinde Helmut Schmidt’in kabinesinde bulunuyordunuz. Nasıldı o zamanlar?

Amerikalılar ticaret ambargosunu dayatıyorlardı, Moskova’daki Olimpiyatların boykot edilmesini taleb ediyorlardı...

Federal hükümet buna katılmıştı...

Ve bugün biliyoruz ki: Sovyetler Birliğini sınırdaki müslüman devletleri kullanarak istikrarsızlığa sürüklemek, Amerikan güvenlik danışmanı Brzesinski’nin stratejisi idi: Rusları tuzağa düşürmek için Afganistan’a çektiler ve yeryüzünde onlara cehennemi yaşattılar, Rusların Vietnamını. Amerikan gizli servislerinin önemli destekleriyle Afganistan ve Pakistan’da en azından 30.000 müslüman savaşçı eğitildi, hepsi de her şeyi yapmaya hazır olan fanatik insanlardı. Onlardan bir tanesi de Usame bin Ladin. Ben yıllar önce yazmıştım: ‘Bu nüveden, Afganistan’daki Kuran okullarında batılı ve Suudi paralarla büyütülmüş ve şu an ülkeyi terörize eden ve yıkıma uğratan Talibanlar çıktı.’

Siz ne kadar ABD’nin bölgedeki hammaddelere göz diktiğini söyleseniz bile, Amerikan saldırılarının hareket noktası halen o İkiz kulelere düzenlenmiş ve binlerce insanın ölümüyle sonuçlanmış terör saldırısı.

Tamamen doğru: Bu korkunç saldırıyı sürekli hatıra getirmek lazım. Yine de siyasi olayların analizinde kimin fayda ve zarar sağladığı ya da tesadüfi olup olmadığına bakmalıyım. Şüpheli durumlarda haritaya bakmak faydalı oluyor. Nerede yer altı zenginlikler var ve bunlara hangi yolla ulaşılabiliyor? Ondan sonra iç savaşlar ve fesat odaklarını gösteren bir haritayı üstüne koyun – tam uyum sağlıyor. Bu nerede uyum sağlıyorsa, Amerikan gizli servisleri oraya uzak değildirler! Ayrıca, Bush-hükümeti petrol, gaz ve silah ticaretinde Bin Ladin sülalesiyle sıkı bir bağlantı içerisinde.

Bin-Ladin-Videoları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Gizli servislerden yüksek kalitede manipülasyonlar bekleyebiliriz. Tekniği Hollywood aktarabilir. Videoların delil gücüne sahip olmadığına inanıyorum.

Siz CIA’nin her şeyi yapabileceğine inanıyorsunuz.

CIA ABD’nin hikmet-i hükümet gereği dış ülkelerdeki müdahalelerde hiç bir kanuna bağlı değil; devletler arası hukuka karşı sorumlu değil, sadece Cumhurbaşkanı emrediyor. Ayrıca terör, CIA gibi servisler olduğundan dolayı var. Ve bazı bütçe kısıntıları söz konusu olduğunda, barış yaklaştığında, bir yerlerde bombalar patlıyor. Bu şekilde gizli servissiz işlerin yürümediği ve tenkitçilerin lafazan kişiler olduğu veya hem Cumhurbaşkanı hem de CIA-direktörü olmuş Baba Bush’un deyimiyle nuts oldukları ispatlanmış oluyor. ABD’nin 30 milyar dolar gizli servislere ve 13 milyar dolar da uyuşturucuya karşı savaşa ödenek ayırdığını görmeniz lazım. Ve sonuç olarak bundan ne çıkıyor? Uyuşturucu ile stratejik savaşımın özel tim şefi 30-senelik bir hizmetten sonra ümitsiz ve kara düşünceli bir şekilde şöyle bir açıklama yapıyordu: "CIA, büyük çaplı bir uyuşturucu ticaretinde operasyonu benden aldı."

Federal hükümetin 11 Eylül sonrası tepkisini tenkit ediyor musunuz?

Hayır. Bu tür konularda Federal hükümetin bağımsız olduğunu düşünmek saflık olur.

Sayın von Bülow, şimdi ne yapmayı düşünüyorsunuz?

Hiç bir şey. Ben doğru bildiğimi söylüyorum ve bu anlamda görevimi yaptığıma inanıyorum: Olay bu şekilde olmuş olamaz; hakikati arayınız!

 

© 2002 İktibas  

Designed by medem        Anlam BASIN YAYIN Arsiv Abone olmak icin