Anlam BASIN YAYIN Arsiv Abone olmak icin

                                                                                       YIL 20. SAYI 277  Şubat 2002

                                  

Anasayfa
Selam İle
Yorum
Kavram
Düşünce
Çeviri
Lokal Etkinlik
Sanat Edebiyat
Mektup
Gündem

 

 

 

Kıymetli okuyucularımız,

 

Şubat sayımızla yine karşınızdayız. Geçtiğimiz ay, gündemin öne çıkan konuları, Misyonerlik, Irak Müdahalesi, Davos-New York toplantıları ve Hacc tartışmaları idi. Biz de YORUM ve KAVRAM bölümlerinde bu konuları ele aldık ve değerlendirmeye çalıştık. Misyonerlik tartışmasında öne çıkarılan Hıristiyan propagandası yapılması hususunun, asıl Batılı rejimlerin "misyon erleri"nce yürütülen çabalar yanında önemsiz kalacağının altını çizdik. Zira bu yerel misyon erleri, Batı adına hareket etmekte ve nice şirk ve küfür değerlerinin misyonerliğini yapmaktadırlar. Bu çabaların yol açtığı zarar, Hıristiyanlık propagandasının getireceği zarardan kat kat fazladır. Ancak medyayı takip ettiğinizde, bu boyutun gizlendiğini ve sadece birkaç Hıristiyanlık daisinin çalışmalarının öne çıkarıldığını görüyorsunuz. Bu, elbette ki bir yanıltmacadır. Kimilerinin istihbarat örgütlerini, kimilerinin Yahudileri dünyadaki bütün kötülüklerin kaynağı olarak göstermesinde olduğu gibi, bilinçli bir hedef şaşırtmaca vardır bu yorumlarda. Fakat biz istedik ki, asıl misyonerliğin, Batılı değerlerin yayılması ve batılı çıkarların korunması uğrunda yapıldığını okuyucumuza gösterelim. Ayrıca Amerika’nın, Türkiye’yi, bir stratejik ortaklık çerçevesinde, bölgedeki çıkarlarını güvence altına almak için kullanmak istediğine de dikkatlerinizi çekmek istedik. Bunun ötesinde Recep Tayyip Erdoğan’ın Dünya Ekonomik Forumu toplantılarına katılmasının anlamlarını da tahlil etmeye çalıştık. Bilindiği gibi, Erdoğan, bir süredir tıkanmış olan siyasetin önünü açmak için birileri tarafından hazır tutulmaktadır. Ancak bu hazırlık döneminde, Erdoğan’ın çeşitli güç mahfillerine garanti vermesi ve bunu kanıtlayıcı pratikler de sergilemesi lazımdır. İşte Erdoğan, bu nedenle New York toplantılarına katılmıştır. Yani bu toplantılar, Erdoğan ve partisi için bir güven tazeleme toplantılarıdır. Ancak bâtıla verilecek güvencelerin kısa erimli dünyalık faideler dışında hiçbir işe yaramadığını bilenler için, Erdoğan ve ekibinin içinde bulunduğu sürecin sonunu şimdiden görebilmek zor olmasa gerektir. Bu ayın önemli konularından birisi de Hacc idi. Özellikle Suudilerin Ecyad kalesini yıkmasından sonra patlayan tartışmalar, ulus kimliğinin fanatik bir tezahürünü yansıtması açısından ilginç olmakla beraber, Hacc ile ilgili pek çok sorunu da gündeme getirmesi nedeniyle önemliydi. Bu tartışmalardan çıkması gereken sonuç, Haccın yerine getirilebilmesi için ‘emniyet’ şartının mevcut olmadığı neticesi idi, fakat pek çok konuda olduğu gibi bu konuda da ilgisiz ve tali sorunlar öne çıkarıldı, gerçek soruna parmak basan pek olmadı. Bu vesileyle ayrıca Haccın menasikini oluşturan kuralların anlamlarını da ele almak gerekiyordu. İçinde bulunduğumuz ayda Hacca gidecek olanların, bu menasikin deruni anlamlarını kavrayabilmek açısından, bu kavramı irdelemeyi yararlı bulduk. DÜŞÜNCE bölümünde ise Arif Kaya, Türkiye’nin batılılaşma serüvenini, son dönemdeki güncel gelişmeler ışığında ele aldı ve bu serüvenin Allah’a değil, batıla doğru yöneldiği için sonuçsuz kalacağı değerlendirmesinde bulundu. Metin Önal Mengüşoğlu ise, ibadetin ruhunun yitirilmesiyle Mesdicin mabede dönüştüğünü, bu sürecin yeniden aslına döndürülmesi için de ilk dönem Müslümanlarının yaptığı gibi, bütün yeryüzünün yeniden Mescid olarak görülmesinin gerekli olduğunun altını çizdi. Cemal Çağlak ise, Ecyad kalesinin yıkılması tartışmalarına değindiği yazısında, kalenin yeniden inşasından önce ilahi değerlerin yeniden inşasının önemli olduğuna vurguda bulundu. Mehmet Durmuş, Acıkmış Katıra Gül Koklatılmaz atasözünden hareketle, İslami değerlerin, Müşriklere yaranmak için metalaştırılmasına itiraz etti ve Müminlerin kendi değerlerinin başkalarınca kullanılmasına müsaade etmemeleri gerektiğini hatırlattı. Atasoy Müftüoğlu, Müslümanlar olarak, emperyalist yorumlama modellerine teslim olmadan, kendi öz değerlerimiz üzerinde inşa edilmiş bir kültürel ve siyasal birlikteliğe ihtiyacımız olduğunun altını çizdi. Mukaddes Özkan ise dünyanın diğer coğrafyalarındaki Müslümanlar hakkında medyanın çizdiği imajlara teslim olunmaması ve bilinçli saptırmalara karşı bilinçli bir tepki ortaya konulması gerektiğini belirtti. Mahmut Celal Özmen, Şefaat kavramını ele aldığı yazısında, insanların amellerinin karşılıklarını Ahirette alacağını, bu nedenle bu gerçeği iptal eden şefaatin aslının olmadığını anlattı. Nurettin Özcan ise, bilinçsizliğin, bugün yaşanan sorunların temelinde olduğunu ve bu yüzden de geleceğe yönelik ümitleri dahi çaldığına değindi. ÇEVİRİ bölümünde Kamil Cengiz, 11 Eylül saldırıları konusunda kuşkucu görüşleri ile öne çıkan eski Alman bakan Andreas von Bülov ile yapılmış bir mülakatı tercüme etti. Bu saldırıların, Amerika içinde organize edilmiş olması ihtimalini çok güçlü gören von Bülov’la yapılmış bu mülakatı, bu yöndeki görüşleri derli-toplu aksettirmesi nedeniyle yayınlamayı uygun bulduk. LOKAL ETKİNLİKLERİ’nde bu ay konuğumu, Afganistan üzerindeki çalışmaları ile tanınan Bahaddin Yıldız idi. Konuğumuz, "Afganistan’ın Dünü ve Bugünü" başlıklı konferasında, bölgenin tarihi, etnik yapısı, adetleri, siyasi durum ve ülkenin geleceği konuları üzerinde durdu ve bölgeye ilişkin önemli bilgiler sundu. Dönemin güncel konularından biri olan Afganistan hakkında bilgi sahibi olmak isteyen okurlarımızın istifade edeceğini umuyoruz. SANAT-EDEBİYAT bölümünde, İzzettin Hanefi, Türk Şiirinde İslamcı Şairler adlı dizi yazının bu ilk bölümünde, İslamcı şair tanımı üzerinde durdu ve bu kategoriyi niçin diğer şiir kategorilerinden ayrı tuttuğunun gerekçelerini izah etti. MEKTUPLARA CEVAPLAR bölümünde ise, Kur’an’ın başka dillere tercüme edilip-edilemeyeceği konusunda, Kur’an’ın anlamının önemli olduğunu ve bu gerekçenin, tercümeyi elzem kıldığının altını çizdik. Kur’an’a abdestsiz dokunulup-dokunulamayacağı tartışmasında ise, ilgili ayetin, abdestle alakasının olmadığını, Kur’an’a şeytan veya cinlerin el süremeyeceğini vurguladığını belirttik. GÜNDEM bölümünde de, yine ayın önemli konularına ilişkin yorum ve haberleri istifadenize sunduk. Umarız bu yazılar da dergimizin misyonuna uygun olarak "fikrinize fikir katar."

 

Aziz okuyucularımız,

Bildiğiniz gibi, içinde bulunduğumuz ay, Hacc ve Kurban ayıdır. Haccedebilenler, bu mübarek günlerin feyizlerinden bizzat faydalanabilecekler, edemeyenler ise kurbanlarını keserek ve bu ibadetin anlamlarını tefekkür ederek, aynı duyguları yaşayabileceklerdir. Bu vesile ile sizlerin Kurban Bayramınızı tebrik ediyoruz. Ayrıca İbrahim (AS) gibi Tevhid eri olmanın, tavafın, Arafat’ın, Şeytan taşlamanın, kurbanın ve Haccın diğer rükünlerinin anlamlarını idrak etmenin gerekliliğini bir kez daha hatırlatıyoruz. Hacc, Allah’a kulluğun zirvelerinden biridir ve Kurban, Allah yolunda bütün dünyevi bağlardan kurtulmanın sembolüdür. Bu bilinci yakalamak için bu günlerin anlamları üzerinde deruni olarak tefekkür etmeniz dileğiyle, hepinizi Allah’a emanet ediyoruz.

 

© 2002 İktibas  

Designed by medem        Anlam BASIN YAYIN Arsiv Abone olmak icin