|
‘Bush
İnsan hakları İhlallerini Teşvik Ediyor’
İrene Khan
(45) geçtiğimiz Ağustos’tan bu yana Uluslararası Af
Örgütü’nün en tepesinde , ilk kadın genel sekreteri.
Bangladeşli hukukçu, “Spiegel Online”daki söyleşisinde,
en oturmuş demokrasilerde bile “teröre karşı savaş” adı
altında azınlık ve yabancılara baskı uygulandığı,
politikacılar yanı sıra gazetecilere de
güvenemeyeceğimizi söylüyor.
Der
Spiegel 20.06.2002
Çeviren :
Bilge SULTAN
Spiegel
Online: Sayın Khan, Uluslararası Af Örgütü'nün yakın
tarihte yayımlanan yıllık raporunda 11 Eylül, insan
hakları mücadelesine vurulan bir darbe olarak tarif
ediliyor. Neden?
Khan:
Öncelikle, ABD'ye yapılan saldırının kendisinde de insan
haklarının ağır ihlali söz konusu. Öte yandan sonuç
olarak, 1970'li yıllarda Latin Amerika'daki otoriter
rejimlerin örneklerindeki o eski tartışmayı -güvenlik mi
insan hakları mı- yeniden önümüze getirdi. Neticede
güvenlik adı altında insan haklarını ihlal eden birçok
yasa çıkarıldı.
Spiegel
Online: Ama bu yeni bir şey değil.
Khan: Yeni
olan, bunun ABD, Britanya ve Avrupa'daki kurumsallaşmış,
köklü demokrasilerde de böyle olması. Pek çok hükümetin
bu -temelinde Amerikan- akıma dahil olmasındaki hız ise,
bir o kadar ürkütücü tarafı.
Spiegel
Online: Bu konu hakkında ciddi bir tartışma
başlatılmıyor.
Khan: Evet;
bunun nedeni bu terör karşıtı kanunların birkaç hafta
içinde çıkarılmış olması. Dahası bu yeni kanun ve
tedbirler öncelikle azınlıklar ve yabancıları kapsadığı
için de, kamuoyunun ilgisini çok çekmiyor. ABD'de ve
Britanya'da yalnızca yabancılar hiçbir kanıt olmaksızın
sınırsız tutuklu tutulabiliyor.
Spiegel
Online: Medya siyasetin denetim mercii görevini yerine
getiriyor mu?
Khan: Tam
olarak değil, Gazeteciler Afganistan'daki savaşla ilgili
yaptıkları haberlerde örneğin askeri operasyonlarda
Afgan sivillerin insani haklarının nasıl ihlal
edildiğinden ziyade, savaşın askeri gelişimi ile
ilgilendiler. O insanların çektikleri acıları görmezden
geldiler.
Spiegel
Online: O halde örgütünüz, teröre karşı savaş
çerçevesinde insan haklarının sınırlandırılmasını
eleştirmesi konusunda bir hayli yalnız.
Khan:
Yalnızca eleştirel bir bilinç uyandırmayı hedefleyen
insan hakları hareketini sayabilirim, destekçimiz
olarak. Politikacılara ve sistemdeki partilere,
gazetecilerin çoğuna gibi, güvenemeyiz. Ama Uluslararası
Af Örgütü'nün dünya genelinde bir milyondan fazla üyesi
var ve hatta bunun 250 bin kadarı da ABD'de. Orada
Bush'un teröre karşı savaş yaklaşımına karşı sivil
haklar örgütleriyle birlikte kampanyalar başlattık.
Spiegel
Online: Ama George W. Bush henüz çok da etkilenmişe
benzemiyor, daha şimdi "teröre karşı dev (titan)
savaştan" bahsetti.
Khan: Bush ve
hükümeti açık ki en sert yolu seçtiler; örneğin sözde
kirli atom bombası imal etmek isteyen o Amerikan
vatandaşı, toplu katliam gerçekleştiren Timothy Veigh'ye
dahi tanınan temel haklarından mahrum bırakılıyor.
Spiegel
Online: Bush'un bu politikası uluslararası alanda nasıl
bir sonuç doğurur?
Khan: Bush
popülist retoriğiyle Rusya, Çin, Mısır, Zimbabwe ve
diğer başka ülkelerin hükümetlerini, 'teröre karşı
savaş' sloganını kullanarak siyasi muhaliflere baskı
uygulama konusunda cesaretlendiriyor. Örgütümüzün Çin'de
yaptığı kapsamlı bir araştırma bize 11 Eylül'den
itibaren burada Müslümanlara karşı baskıların arttığını
açıkça gösteriyor.
Spiegel
Online: Batı'nın liberal insan hakları savunucularının,
kendileri insan haklarını reddeden ve ihlallerde bulunan
radikal Müslümanları savunmak zoruna gidiyor.
Khan: Bu
gerçekten de insan hakları konusundaki çalışmamız için
bir ???? ama örgütümüz, başkalarını öldürmüş kişilerin
bile ölümle cezalandırılmasına karşı çıkmıştır. İnsan
haklarının değeri zaten evrenselliğinde, herkes için
geçerli olmasında değil mî? Çok parçalanmış bir dünyada
yaşıyoruz ve insanlar birbirinden farklı değerlere
sahip. İnsan hakları bu açıdan çok can alıcı bir bağ
vazifesi görebilir.
Spiegel
Online: 11 Eylül saldırılarına tepkilerini bir yana
bırakacak olursak insan haklarına gösterilen itibar
Soğuk Savaş'ın bitmesiyle arttı, diyebilir miyiz?
Khan: Görünen
tablo çelişkili; ama birkaç cesaret verici gelişme de
yok değil. Örneğin Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin
kuruluşunu ya da Miloseviç'in yargılanmasını, Pinochet,
dahası Kissinger hakkında soruşturmayı ele alın. Bu
arada 104 devlet ölüm cezasını kaldırdı ya da artık
uygulanmıyor.
Spiegel
Online: Bütün bunlar hiç şüphesiz ki başarı; fakat ABD
uluslararası mahkemeyi boykot ediyor ve idam infazlarını
sürdürüyor.
Khan:
ABD'deki isteri yatıştığında, orada da giderek daha
fazla insanın devletin görevinin yalnızca vatandaşlarını
değil, insan haklarını da korumak olduğunu anlayacağını
umuyorum. Çelişki değil bu, tersine, insan hakları
olmadan güvenlik de olmaz.
Spiegel
Online: Ama bunu pek çok politikacı farklı görüyor.
Khan:
Politikacılar için insan haklarını korumak yerine
zedelemek her zaman için daha çekici ve kolaydır. Oysa
terörizmin kökünü salt baskıyla kurutmak mümkün değil,
insan haklarının korunmasını da kapsayan, siyasi
çözümlere İhtiyaç var. Britanya hükümeti 1970'li
yıllarda, Kuzey irlanda'ya kitlesel enternasyon
uygulamalarıyla huzur getirmeye çalıştı. Ama bu yalnızca
suçsuz insanların da cezalandırılmasına sebebiyet
vermekle kalmadı, aynı zamanda çatışmayı daha da
alevlendirdi.
Spiegel
Online: Eleştirdiğiniz anti terör yasalarının yeniden
ele alınıp değiştirileceğini düşünüyor musunuz?
Khan: Uzun
vadede aklın hakim olacağına inanıyorum ve dolayısıyla
da iyimserim. Aksi takdirde bu örgütteki görevimi zaten
sürdüremezdim.
© 2002 İktibas |