Anlam BASIN YAYIN Arsiv Abone olmak icin

                                                                                       YIL 20. SAYI 283 Temmuz 2002

                                  

Anasayfa
Selam İle
Yorum
Kavram
Düşünce  
Çeviri

Avrupalılar’dan Utanıyorum

‘Bush İnsan hakları İhlallerini Teşvik Ediyor’

“ABD Irak’a saldırının diplomatik zeminini hazırlıyor.”

Petrol Boru Hattı Haritasını Çizen...

Lokal Etkinlik
Sanat Edebiyat
Mektup
Gündem
Ayın Başlıkları

 

 

Petrol Boru Hattı Haritasını Çizen...

 

Çeviren : Selvet AKGÜN

Kasseler Friedensforum: www.uni-kasel.de/fb 10/frieden

 

...gelecekte dünyanın büyük bir bölümüne hakimiyet sağlıyacak.

‘Petrol boru hattı haritasını çizen, gelecekte dünyanın büyük bir bölümüne hakimiyet sağlıyacak’ (Frederick Starr, Baltimore’daki Johns-Hopkins Üniversitesinin Kafkasya Enstitüsünün başkanı)

İsviçre’li‚ Tages-Anzeiger gazetesinde 19 Nisan 2002 tarihinde Hazar Denizi’ndeki petrol üzerinde  Rusya ve ABD arasında cereyan eden rekabet hakkında bir arka plan raporu yayınlandı. Yazı sahibi Hans Brandt ilgili güçlerin Kafkasya ve Orta Asya üzerindeki ilgilerinin sadece ve sadece bölgedeki petrol ve gaz rezervleri üzerinde kontrolü sağlamak olduğu tezini destekleyici bir dizi malum olan ve bilinmeyen ipuçları ve kanıtlar sıralıyor.

Afganistan’ın geçici hükümetinin başbakanı Hamid Karzai de boyuna kadar zenginliğin kaynaklarıyla ilgili oynanan oyunun içinde. Pakistan’a gerçekleştirdiği ilk ziyarette bundan başka bir mevzu sözkonusu değildi. Pakistan Cumhurbaşkanı Pervez Müşerref’le 1200 km uzunluğunda bir gaz hattı inşa etme konusunda anlaştılar, ki bu proje Karzai’nin uzun bir zamandır gerçekleştirmek istediği projelerden idi. Ne de olsa bu boru hattını inşa etmek isteyen Amerikan petrol şirketi Unocal (Union Oil of California)’ın uzun yıllar danışmanlığını yapmıştı. Milyarlık bir proje olacaktı. Afganistan sürecinde önemli bir siyasi rolü olan ikinci adam Zalmay Halilzad’dır. O bugün Amerikan Cumhurbaşkanı Bush’un Afganistan özel temsilcisi durumunda. O da Unocal’ın maaş bordrosunda yer almıştı. Afganistan kökenli bu Peştun’lu hayatının ilk dönemlerinde Savunma Bakanı yardımcısı idi (baba George Bush’un kabinesinde). Daha sonra hükümete yakınlığıyla bilinen Rand Corporation’da Amerikan Hava Kuvvetlerinin global stratejisi üzerinde yürütülen bir araştırma projesini yönetti. İki meşhur (eski) Amerikan politikacı da Unocal ile sıkı bir ilişki içinde idi: ABD’nin eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger ve ABD’nin Orta Asya’daki eski bir konsolosu, hatta daha sonra petrol devinin yönetim kuruluna geçen John Maresca.

Buna rağmen herşey Unocal’ın planladığı gibi yürümedi. 1998’de Afrika’da iki tane Amerikan konsolosluğuna yönelik suikast Orta Asya Boru Hattı (Central Asia Gas Pipeline) planını alt üst etmişti. Suikastlardan Üsame bin Ladin ve onun terör ağı el-Kaide sorumlu tutuldu, merkez üssü Afganistan’da tahmin ediliyordu. Kabil’deki Taliban rejimi ile el-Kaide arasındaki bağlantı o kadar sıkı idi ki, boru hattı projesini devam ettirmek söz konusu olamazdı artık.

Bugün durum tabii ki daha farklı görünüyor. Taliban yıkıldı, Afganistan’daki el-Kaide üyelerinden ne kadarının ayakta kaldığı konusunda tahmin yürütülebilir, ancak eski planları yeniden yürürlüğe koyabilmek için bu organizasyon artık ciddi bir engel teşkil etmiyor. Hans Brandt: "Onların [Taliban’ın] hakimiyeti biter bitmez Orta Asya’da 90’lı yılların envai çeşit boru hattı projeleri çekmeceden çıkartılıyor." diyor. Bir proje, yer altı gazının Türkmenistan’dan Afganistan üzerinden Pakistan sahillerine nakliyle alakalı. Karzai ve meslektaşı böyle bir projenin her üç ülke için avantajlı olacağı konusunda hemfikirdiler. Yer altı gazının ekseriyetinin aktığı Rusya pazarı çok küçük. Değerli enerjinin Batı ve Uzak Doğu pazarlarına akıtılma durumunda daha karlı işler bekleniyor. Bunun içinse, nakliyat yolları yok. Afganistan’dan geçen bir boru hattı ülkeye güçlü nakliyat ücretleri kazandırır, Pakistan enerjiyi bedava alır ve muhtemel bir büyüme bölgesi olan Hindistan enerji ağına bağlanabilir.

Amerikan Enerji Bakanlığının hesaplarına göre Hazar Denizine sahili olan beş devlette -İran, Azerbaycan, Rusya, Kazakistan ve Türkmenistan- çıkartılması mümkün olan 3,5 Milyar ton petrol rezervi mevcut. Bu Kuzey Denizi’ndeki  bütün maden yataklarında bulunandan –ki yaklaşık 2,3 Milyar ton- daha fazla. ABD bölgede %50 bir olasılıkla 31,5 Milyar ton daha keşfedilebileceğini hesaplıyor. Oranlama olarak daha önemli gözüken –dünyadaki rezervlerle kıyaslandığında- bölgenin gaz rezervleridir, özellikle Türkmenistan ve Kazakistan’dakiler.

Evet bu rezervler Arap Körfez devletlerinin petrol zenginliğiyle (yaklaşık olarak bile büyük değiller) yarışamaz. Ancak çok önemli jeo-stratejik öneme sahipler.

Brandt, makalesinde dönemin Amerikan Enerji Bakanının yardımcısı Robert Gee’nin 1998 yılındaki Amerikan Kongresinin bir oturumdaki konuşmasından alıntı yapıyor: "Hazar bölgesinden yapılacak olan ihracatlar enerji arzını dünya çapında çeşitlendirir ve böylelikle Fars Körfezine aşırı bağımlılıktan kurtarır." Gee Orta Asya devletlerinin ‘bölgesel güçlerin haksız nüfuzları’ altında kalmamaları gerektiğini söylemişti ve bununla tabii ki Rusya ve İran’ı da kastediyordu. Eski rakip Rusya şimdiye kadar stratejik avantajlara sahipti, çünkü ülke büyük bir potansiyel güce sahip. Ve İran boru hattı için en uygun ülke, çünkü denize en kısa (ve böylelikle en ucuz) yolu teşkil ediyor. Amerika açısından böyle bir hat güzergahı tecviz edilemez, çünkü İran ‘kahpe devletler’ arasında, son zamanda da ‘şer ekseni’nde yer alıyor.

Böylelikle İran engellenmeli ve Rusya’nın fiili tekeli kırılmalı. Brandt senelerdir ABD’nin ‘Azerbaycan’ın başkenti Bakü’den Türk Akdeniz limanı Ceyhan’a uzanacak olan bir boru hattının propagandasını yaptığını’ dile getiriyor. Amerika’nın Hazar bölgesindeki özel temsilcisi Steven Mann’dan yapılan bir alıntıya göre böyle bir boru hattı ‘anti-Rus’ değilmiş, fakat ‘anti-tekelci’ imiş.

Şimdi bütün bunlar salt ekonomiden çıkartılmış teoriler gibi algılanabilir. Brandt, Bush hükümetinin kimi ‘solcu tenkitçiler’i tarafından ifade edildiği gibi ‘terörizme karşı savaşın asıl gayesinin’ Amerika’nın Orta Asya ve Kafkasya’daki boru hattı projelerinin yeniden yürürlüğe konulması olduğu görüşünü de ele alıyor. Nitekim tenkitçiler uluslararası Enerji branşının önde gelen üyelerinden büyük bir kısmının Bush’un hükümetinde yer almasına dikkat çekebilirler. Bu bağlamda Bush’un kendisi dahil olmak üzere 2. Başkan Dick Cheney, Ulusal Güvenlik Danışmanı Condoleezza Rice, Savunma Bakanı Donald Rumsfeld ve askeri aygıttaki ileri gelen şahıslar sayılabilir. Brandt daha dikkatli ifade ediyor, fakat benzeri bir  sonuca varıyor: "Elbette ABD enerji hatlarına yol açabilmek için bir savaş tertiplemedi. Ancak Afganistan’daki savaşın sunduğu imkanı Kafkasya ve Orta Asya’daki pozisyonlarını genişletmek için kullandılar. NATO üyesi Türkiye uzun zamandan beri bölgedeki en önemli üs iken, şimdi ABD kendisi askeri bakımdan orada hazır vaziyette: Gürcistan’da, Özbekistan’da, Tacikistan’da ve Kırgızistan’da, aynı zamanda Afganistan ve Pakistan’da."

Tartışmalı olan ise ABD’nin oradaki varlığının Amerikalılar’a kendi boru hattı hayallerini gerçekleştirmek için gerçekten yardımcı olup olamayacağıdır. Çünkü Rusya da boş durmuyor. Ekim 2001’de Kazakistan’dan Rus Karadeniz limanı Noworossisk’e yeni bir petrol boru hattının açılışı yapıldı. Rusya’nın, yer altı gazını 1700 kilometre uzunlukta bir hatla Kara Deniz üzerinden Türkiye’ye taşıyacak olan ‘Bluestream-projesi’ de öyle gözüküyor ki bu sene bitecek. Ancak ABD de kendince atağa geçmek istiyor. Özel temsilci Steven Mann birkaç hafta önce Bakü’den Ceyhan’a doğru uzanacak olan petrol boru hattının yaz ayında başlayıp 2005’de biteceğini vurguladı. Orta Asya’daki jeo-stratejik yarış bütün hızıyla devam ediyor.

 

© 2002 İktibas  

Designed by medem        Anlam BASIN YAYIN Arsiv Abone olmak icin