|
Saygıdeğer
okuyucularımız,
Bir kez daha
dopdolu bir İktibasla karşınızdayız. İslam adına yola
çıkanların soluklarının her geçen gün tükendiği bir
vasatta İktibas, siz okuyucularından da aldığı destek ve
güçle, her gün biraz daha soluğunu güçlendirerek yoluna
devam etmektedir. Rabbimiz imkan verdiği sürece de devam
edecektir. İnsanlar oyunda eğleşte iken, daha bir
uyarılmaya, inzar ve tebşire ihtiyaçları olduğunu
düşünüyoruz. Bunun bilincinde olan herkesin bu görevi
yerine getirmesi bir vecibedir. İnsanlarla Allah’ın dini
arasına konulan, konumlandırılan engeller her gün biraz
daha artıyor, biçim ve tarz değiştirerek. Buna paralel
olarak bizler de o engelleri aşmanın yol ve imkanlarını
aramak durumundayız.
Temmuz
ayında gündemi futbol fırtınası işgal etti. Bütün bir
toplum olarak futbolla yattık, futbolla kalktık. Bütün
televizyonlar amigoluk vazifesi yaptılar. Futbolun
faziletlerine inandırılmaya çalışıldık. Bu bulanık
havada gerek harici gerekse dahili güçler ise,
planladıkları icraatlarını yürüttüler. İstedikleri oldu
ve ülkenin başına örülmek istenen yepyeni çorapların hiç
kimse farkında bile olmadı.
Dışarda ise
İsrail Filistin şehirlerini yeniden işgal etmeye
başladı. ABD başkanı Bush’un açıkladığı ‘Ortadoğu barış
planı’nı İsrail başbakanı Ariel Şaron’un kaleme aldığı
yorumları yapıldı. Gerçekten de planın içeriği bu yorumu
haklı kılmaktaydı. Bush’un ve genel olarak Amerikan
politikasının İsrail’i, Şaron’u değil de, Filistin
halkını ve Yaser Arafat’ı terörist kabul eden bakış
açısı bu sözde plana yansımıştı.
Bu ay
dergimizin yorum bölümünde Türkiye’deki mevcut siyasi
partilerle yeni oluşumlar ve muhtemel yeni siyasi
gelişmeleri değerlendirdik. Ufukta bir erken seçimin
gözüktüğünü, ancak bunun da, dahili ve harici güçlerin
tasarladığı ‘yeniden yapılanma’ süreci hitama
erdirilmediği için, erken seçim kararının henüz erken
bulunduğunu ifade ettik. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne
girmesinin sanılanın aksine ABD’nin istediği bir şey
olduğunun altını çizdik. Kavram köşesinde, güncelliğini
koruyan ‘öteki’ kavramını işledik. Sivil toplumcu,
çoğulculuktan yana, ‘liberal-islamcı’ eğilimlerin
kanaatinin aksine, İslamın da kendine has bir ‘öteki’
telakkisinin olduğunu anlattık. ‘Her şey zıddıyla
kaimdir’ sözü ‘öteki’nin varlığını gerekli kılmaktadır.
Düşünce
yazıları bölümünde Metin Önal Mengüşoğlu dava adamı ile
politikacı arasındaki farkı ortaya koydu. Dava adamı
olmadan ve dava adamı kalmadan, ülke yönetimine talip
olmanın aceleciliğini ve ‘politikacı’ olmanın
sıradanlığını; dava adamı olma idealini müslümanların
neden terk ettiklerini sorguladı. Atasoy Müftüoğlu
amerikan mutlakiyetçiliğinin egemen olduğu modern batı
uygarlığının bütün dünya insanlarını nasıl da
köksüzleştirdiğine, ahlak ve kimlik erozyonuna
uğrattığına dikkat çekti. Değişen pek çok şeye rağmen,
mazlum müslüman halkların durumunun hiç değişmediği
günümüzde, sorunlarımızın bilincine varmamız
gerektiğini, aksi taktirde kendi geleceğimizi
kuramayacağımızın altını kalın çizgilerle çizdi. Cemal
Çağlak ‘garabet’ başlıklı yazısında özet olarak,
Adem’den günümüze kadar tevhid-şirk mücadelesinde bir
değişiklik olmadığını, Firavunlar ve kölelerinin sadece
isim değiştirdiğini anlattı. Mehmet Özer, futbolun nasıl
da ‘modern dünyanın yeni kutsalı’ haline geldiğini
gözler önüne serdi. Futbolun paganizme dönüştüğünü
bizzat futbolun kendine has terim ve sözcükleriyle
tanımladı. Mehmed Durmuş da futbol paganizmini yorumladı
ve sıradan insanlar neyse de, islamcı kesimin futbol
aşkına bir anlam veremediğine, bunun, müslümanlardaki
genel bir zihnî teşevvüşün devamı olduğuna dikkat çekti.
Mukaddes Özkan “Kim Neyi Niçin Yapıyor”un tahliline
dikkati çekiyor. Tercüme yazılar bölümünde Mehmet
Demirel ve Kamil Cengiz’in yaptığı önemli yazıları
zevkle okuyacağınıza inanıyoruz. İktibas lokalinin bu
ayki konuğu Medet Ünlü idi. Medet Ünlü ile, futbolun
unutturdukları arasında bulunan Çeçenistan davasını hep
birlikte yeniden hatırlayalım istedik.
Sanat-edebiyat köşesinde Nurettin Durman’ın hazırladığı
‘Filistin Şiirleri Antolojisi’ni Cuma Kelebek tanıttı.
Nehir Aydın Gökduman’ın kaleminden ise, başörtüsü
nedeniyle işinden atılan bir genç kızın trajik öyküsünü,
‘bizim öykümüzü’ bir çırpıda okuyacaksınız. Mektuplara
cevaplar köşesinde, Nevşehir’den Mümtehine İnanır’ın
sorularına verilen cevaplar yer aldı.
Gündem
bölümünde ise, siz değerli okuyucularımız için,
okunmasını gerekli bulduğumuz yazıları seçtik.
Gördüğünüz gibi bu ay da dergimiz oldukça nitelikli bir
içerikle size ulaştı. Her ne kadar yaz ayları genelde
okumaların yavaşladığı mevsim olarak bilinirse de,
bizler hep birlikte, hem kevnî, hem de kitabî
okumalarımıza devam etmeliyiz. Okumanın kulluk olduğu
bilincini asla yitirmemeliyiz.
Sizleri
dergimizle başbaşa bırakıyor, bir sonraki ayda daha
‘diri’ bir şekilde buluşmak üzere Allah’a emanet olunuz
diyoruz.
© 2002 İktibas |